Adli Kontrol Kararı Nedir? Nasıl Kaldırılır? Nereye İtiraz Edilir?

Adli Kontrol Nedir?

Tutuklama etkileri itibariyle şüpheli ya da sanığa uygulanacak en ağır tedbir niteliğindedir. Bu nedenle tutuklamanın ortaya çıkaracağı sakıncaları önlemek ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara meydan vermemek için adli kontrol tedbirlerine başvurulmaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere adli kontrol tedbiri, şüpheli veya sanığın tutuklama yerine imza atmak, yurtdışına çıkmamak gibi yollarla kontrol altına alınmasıdır.

Adli Kontrol Kararına İtiraz

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 uyarınca adli kontrol kararına itiraz edilebilir. Buna göre, şüpheli ve sanık 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 35 ‘e göre adli kontrol kararını öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren hakim veya mahkemeye vereceği bir dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek şartıyla zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle, verilen adli kontrol kararına itiraz edebilir.

Bu durumda adli kontrol kararına itiraz olunan hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. Aksi takdirde yani itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 268 ‘de belirtilmiş olan itirazı incelemeye yetkili olan merciye gönderir. Verilmiş olan adli kontrol kararına yapılan itiraz, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 269 uyarınca kural olarak, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak kararına itiraz edilen makam veya itirazı inceleyecek merci, icranın geri bırakılmasına isteğe bağlı olmaksızın karar verebilir.

Adli kontrole ilişkin hakim veya mahkeme kararlarına karşı, şüpheli ve sanığın yanı sıra Cumhuriyet savcısı da itiraz edebilir.

Adli Kontrol Kararına Uymama

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 112 uyarınca adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.

Madde, adlî kontrol gereği hükmedilmiş yükümlülüklere uymayan şüpheli veya sanık hakkında uygulanacak yaptırımları göstermektedir. Buna göre, yetkili hakim veya mahkeme, yükümlülüğü ihlal eden hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi göz önüne alınmaksızın derhal tutuklama kararı verebilecektir. Madde, adli kontrol gereği hükmedilmiş yükümlülüklere uymayan şüpheli veya sanık hakkında uygulanacak yaptırımları göstermektedir: Böyle bir hâlde yetkili yargı mercii, yükümlülüğü ihlâl eden hakkında derhâl tutukluluk müzekkeresi kesebilecek ve hükmedilebilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın süresi göz önüne alınmayacaktır. Şüpheli veya sanığın, kendisine sağlanan olanağı kötüye kullanmış olmasını göz önünde bulundurarak böyle bir yaptırımı uygun sayılmıştır. Bu gibi hâllerde tutuklanmaya itiraza ilişkin hükümler geçerlidir.

Bununla birlikte adli para cezası gerektiren suçlar bakımından adli kontrol kararı alınmışsa, yükümlülüklere uymayan şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilemez. Tutuklama kararının verilip verilmemesi ilgili mahkemenin takdirine bağlıdır. Adli kontrolün ihlal edilmesi halinde ilgili Mahkeme gerekli görürse adli kontrol hükümlerinde değişiklik yapabilir veya aynen devamına karar verebilir. Yine denetime tabi olarak salıverilen hükümlülerin adli kontrol tedbirlerini ihlal etmeleri halinde haklarında tutuklama kararı verilebilir. Ancak bu nedenle verilecek tutuklama süresi Asliye Ceza Mahkemeleri görev alanına giren işlerde iki aydan, Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren işlerde dokuz aydan fazla olamaz.

Adli Kontrol İle Alakalı Emsal Kararlar

Sanığın, 5.8.2013 tarihli mahkumiyet hükmüyle birlikte verilen adli kontrol kararına yasal süresinde itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Kanun yararına bozma talebinde söz edilen ve dairemizce mahallinden getirtilerek incelenen, sanık müdafiince mahkemeye sunulmuş 23.9.2013 tarihli dilekçe içeriğinin esas itibariyle 5.8.2013 tarihli adli kontrol kararına itiraz mahiyetinde olmadığı ve adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebini içerdiği, mahkemesince kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebilecek nitelikteki bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği ve bu karardan sonra yasal süresine bağlı yeni bir itiraz yasa yolunun başlayacağı gözetilmeden, 23.9.2013 tarihli dilekçe içeriğini karşılamayacak ve CMK’nun 110 ve 111. maddelerine aykırı olacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Sayfayı
Share on linkedin
Linkedin
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on email
Email
Share on telegram
Telegram

Av. Hanifi Bayrı

Avukat Hanifi Bayrı, kurumsal ve bireysel müvekkillerine gerekli akademik ve mesleki tecrübeye sahip dinamik yapıdaki kadrosu ile etkili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Önleyici hukuk anlayışı doğrultusunda, hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce kişisel ya da mesleki faaliyetlere ilişkin sözleşmelerin hazırlanması, müzakeresi ve uygulanması ile hukuki risk analizlerinin yapılması noktasında müvekkillerine danışmanlık hizmeti vermekte, bununla birlikte ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümünü noktasında da tüm kurum ve kuruluşlarda müvekkillerine avukatlık hizmeti sunmaktadır.

T: +902123436060 F: +902123436063 M: +905322707614 

Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No: 154/6 34384 Şişli-İstanbul//Türkiye

Web sitemiz, Türkiye Barolar Birliği’nin reklam yasağı sınırlamaları ve mesleki kurallarına tabidir. www.hanifibayri.av.tr üzerinden yayın yapan web sitemiz sadece bilgi amaçlıdır. Yayınlanan bilgi ve belgeler hukuki tavsiye niteliğinde olmayıp avukat müvekkil ilişkisi kurmaya yönelik değildir. Ayrıntılı bilgi ve sorularınız için iletişim formunu kullanabilirsiniz.

Hukuki Bülten
Hukuki Yayınlar