Adli Yardım Nedir?

Adli yardım, bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve bu özgürlüğün kullanımındaki eşitliği sağlamak üzere, hukuki korunma ihtiyacı olup da, bu ihtiyacını gidermek için gerekli ekonomik olanağı bulunmayanlara sosyal hukuk devleti ilkesi gereğince mali (örneğin yargılama giderleri) ve hukuki desteğin sağlanmasına yönelik düzenlenen müessesedir.

Tanımdan da anlaşılacağı gibi adli yardımadil yargılanma hakkının güvencesi olup, hak arama özgürlüğünde eşitlik yaratmayı amaçlamaktadır. Anayasamızda tanımlanan sosyal devlet ve hukuk devleti ilkelerinin gereği olarak devlet, hak arama özgürlüğünün kullanımında eşitliği sağlamak üzere gerekli mekanizmaları oluşturmak zorundadır. İşte adli yardım da, bu ilkeleri yaşama geçirmek amacıyla oluşturulmuş bir mekanizmadır. Anayasada düzenlenen hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için, gerekli yargılama giderlerini hiç veya sıkıntıya düşmeksizin ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması, sosyal hukuk devleti ilkesinin gereklerindendir. Bu gereğin yerine getirilebilmesi ise adli yardım ile mümkün olacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Açısından Adli Yardım

Adli yardım6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 7 Kısım 2. Bölümde düzenlenmiştir. Adli yardım ile fakir olmaları sebebiyle davanın gerektirdiği yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olan kişilerin, bu giderlerden geçici olarak muaf tutulması sağlanmaktadır. kimlerin adli yardımdan yararlanabileceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. maddede düzenlenmiştir. Buna göre; Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. Bununla birlikte kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 335. maddesine göre adli yardımdan faydalanan kişiler, yapılacak tüm yargılama ve takip giderleri ile gösterilecek teminattan geçici olarak muaf tutulurlar. Tüm bu giderler Devlet tarafından avans olarak ödenir. Adli yardım, dava ya da takip sonuçlanıp karar kesinleşinceye değin devam eder.

Mahkemece adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğinde, başvuru sahibi, mahkeme tarafından, yargılama giderlerinin bir ya da bir kaçından ya da tümünden geçici olarak muaf tutulabilmektedir. Ancak, mahkemelerce ödenek yetersizliği gerekçesiyle harçlardan bağışıklık dışında, tanık, bilirkişi giderleri vs. giderlerden bağışıklık çok sınırlı olarak sağlanmaktadır. Bu noktada yasanın “geçici muaf” tutmasını şu şekilde açıklayabiliriz: Yargılama giderlerini ödeyen tarafın davada haklı çıkması durumunda, yapılan masrafların haksız çıkan tarafa yükletilmesi esastır. Bu esas doğrultusunda, dava sonuçlandığında, haksız çıkan taraf, adli yardım kararı nedeniyle alınmayan tüm giderleri ödemeye mahkum edilecektir. Dolayısıyla, adli yardımdan yararlanan kişi, dava lehine sonuçlandığında, herhangi bir yargılama giderini ödemekle yükümlü olmayacaktır. Ancak, dava aleyhine sonuçlanırsa, hazineden karşılanan tüm masrafları ödemek zorunda kalacaktır. Çünkü, adli yardımdan yararlanan kişi, maddi olanaklarının olmaması yanında, aynı zamanda haklı da olmalıdır.

Avukatlık Kanunu Açısından Adli Yardım

1136 sayılı Avukatlık Kanunu 176-181. maddeleri arasında düzenlenen adli yardım hükümleri ile, fakir olmaları sebebiyle avukatlık ücretini karşılama olanağı olmayan kişilerin ücretsiz avukatlık hizmetlerinden yararlanmaları sağlanmaktadır. Adli yardımdan faydalanarak ücretsiz avukat desteği almak isteyen kişi baroların adli yardım bürolarına başvurmaktır. Barolar, kişilerin gerekli belge ve bilgiler ile yaptıkları adli yardım başvuruları üzerine adli yardım taleplerini kabul ederek avukat görevlendirmesi yapabilmektedir. Bu konudaki takdir hakkı barolara tanınmış olup avukat atamalarının tamamına yakını bu şekilde yapılmaktadır. Baroların adli yardım kararı ile sadece avukat atanması yapabilir. Kendisine avukat atanan kişi mahkeme masraflarını da ödeyemeyecek durumda ise bunun için yukarıda açıklandığı gibi, mahkemeden de ayrıca adli yardım talebinde bulunulması gerekmektedir.

Adli Yardım Talebi

Adli yardım talebi sonrası adli yardıma ilişkin kararı mutlaka mahkeme tarafından verilmelidir. Davalarda, çekişmesiz yargı işlerinde ve geçici hukuki korumalarda, görevli ve yetkili mahkeme, asıl dava veya işin karara bağlanacağı mahkemedir. İcra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesi görevli kılınmıştır. Birinci fıkradaki düzenleme ile sadece icra takiplerinde değil, iflas takiplerinde de adli yardımdan yararlanılabileceği hususu açıklığa kavuşturulmuştur. Ancak iflas kararından sonra, müflisin adli yardım talebinde bulunması mümkün değildir.

Adli yardım talebinde bulunan kişilerin, haklılık koşulunu ispata yarayacak biçimde, asıl dava veya işle ilgili özet bir bilgi ile birlikte dayanacağı delillerin neler olduğunu ve yoksulluk koşulunun varlığını ispata yarayacak, malî durumuna ilişkin belgeleri de talebiyle birlikte mahkemeye sunması gereği vurgulanmıştır. 1086 sayılı Kanun da yer alan ve günümüzde yeterli bir ispat aracı olma özelliğini yitirmiş olan, belediye veya ihtiyar heyetlerince verilecek fakirlik belgesinin (şahadetnamesi) sunulması zorunluluğu kaldırılmıştır. Malî durumun ispatı bakımından hâkimde kanaat uyandırmaya elverişli her tür belge delil olarak kullanılabilir.

Daha önce doktrinde tartışmaya sebep olan ve Yargıtay uygulamasında kabul edilmeyen, kanun yollarında adli yardımdan yararlanabilme imkanı açıkça kabul edilmiştir. İstinaf ve temyiz harçlarının hiç de azımsanamayacak meblağlara ulaşabilmesi mümkün olduğundan ve kanun yollarındaki yargılamanın da asıl dava veya işin doğal bir uzantısı olması sebebiyle, bu aşamalarda adli yardımın kabul edilmesi, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının gerçekleştirilebilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Adli Yardım Talebinin İncelenmesi

Mahkemenin, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmadan yahut asıl dava veya takipteki karşı tarafı dinleyerek de karar verebileceği hususu hüküm altına alınmıştır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337. maddesi uyarınca adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.

Adli yardım kararı, kişiye, yapılacak olan yargılama giderlerinden geçici muafiyet ve yapılacak olan bazı masraflar için avans verilmesini kapsadığından, dava veya takibin devamı sırasında verilen adli yardım kararlarının geriye yürümeyeceği ve daha önce yapılmış bulunan giderlerin geri ödenmesinin söz konusu olmayacağı açıktır.

Adli Yardımdan Faydalanabilme Koşulları

Adli yardımdan yararlanabilme koşulları, yoksulluk ve haklılıktır. Adli yardımdan faydalanma şartlarından yoksulluk, tamamen fakr-u zaruret içinde bulunmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Kendisi ve ailesinin normal geçimini sağlayacak kadar mal ve haklara veya gelire sahip olan bir kişinin, açmak zorunda kaldığı bir dava veya kendisine karşı açılan bir dava sebebiyle yapmak zorunda kalacağı harcamaları, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zora düşürmeksizin karşılama gücünden yoksun olan kişilerin de adli yardımdan yararlanmaları icap eder. Haklılık koşulunun varlığı konusunda ise yaklaşık ispat ölçüsünde hâkimde bir kanaatin oluşması gerekir. Talepte bulunan kişinin baştan açıkça haksız görülmüyor olması da, adli yardımın koşulu olan haklılığın ispatı için yeterli sayılabilir.

Bazen dava açılmadan önce talep edilmesi gereken ihtiyatî haciz ve ihtiyatî tedbir gibi geçici hukukî korumalarda özellikle teminatların oldukça yüksek meblağlara ulaşabileceği göz önüne alındığında, bu teminatı ve diğer yargılama giderlerini ödemek zorunda kalacak olan kişilere, haklı oldukları yolunda hâkimde kanaat uyandırmaları hâlinde, adli yardım sayesinde, tüm giderlerden geçici olarak muafiyet tanınması, etkin bir hukukî korumanın gerçekleşmesine önemli ölçüde hizmet edecektir.

Adli Yardımdan Kimler Faydalanabilir?

Gerçek kişiler için öngörülen adli yardımdan, istisnai olarak, kamuya yararlı dernek ve vakıfların da yararlanabilmeleri düzenlenmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. madde ile gerçek kişilerden başka kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. Kamuya yararlı dernek ve vakıfların faaliyetleri sırasında taraf olmak zorunda kalacakları dava ve işler sebebiyle yapacakları harcamaları karşılayacak yeterli mali kaynaklarının bulunmaması durumunda, gerçekleştirebilecekleri kamuya yararlı faaliyetlerin de tehlikeye girmesi söz konusu olabileceğinden, bu tür tüzel kişilerin de adli yardımdan yararlanmaları uygun bulunmuştur.

Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri için ise yoksulluk ve haklılık koşulları yanında, karşılıklılık koşulunun da bulunması gerekir. Türkiye’de adli yardım talebinde bulunan yabancının, vatandaşı olduğu ülkede, Türk vatandaşlarının da adli yardımdan yararlanabildiklerinin ispatında, iki veya çok taraflı uluslararası antlaşmalar ve ilgili ülkenin kanunlarından yararlanılabileceği gibi, fiili uygulamaların ispatı da yeterli olacaktır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Adli yardımdan yararlanacak kişiler

MADDE 334

(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.

(2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler.

(3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.

Adli yardımın kapsamı

MADDE 335

(1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar:

a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet.

b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet.

c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi.

ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini.

(2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir.

(3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.

Adli yardım talebi

MADDE 336

(1) Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.

(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.

(3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.

(4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.

Adli yardım talebinin incelenmesi

MADDE 337

(1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.

(2) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukukmahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukukmahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.

(3) Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.

Adli yardım kararının kaldırılması

MADDE 338

(1) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır.

Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili

MADDE 339

(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.

(2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.

Adli yardım kararıyla atanan avukatın ücretinin ödenmesi

MADDE 340

(1) Adli yardımdan yararlanan kişi için mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen avukatın ücreti, yargılama gideri olarak Hazineden ödenir.

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu

Adlî Müzaharet
Adlî yardımın kapsamı

MADDE 176

Asliye mahkemesi bulunan her yerde baro yönetim kurulu tarafından tayin kılınan bir avukatın gözetim ve denetimi altında bir adlî müzaharet bürosu kurulur.

Avukat sayısı beşten aşağı olan yerlerde bu zorunluluk yoktur.

Adlî yardım bürosu

MADDE 177

Adlî yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adlî yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adlî yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar.

Adlî yardım istemi

MADDE 178

Adlî yardım istemi, adlî yardım bürosuna veya temsilcilerine yapılır. İstek sahibi, isteminde haklı olduğunu gösterdiği delillerle kanıtlamak zorundadır.

Yardım isteminin reddi halinde, ilgilisi yazı veya sözle baro başkanına başvurabilir. Baro başkanının vereceği karar kesindir.

Adlî yardımın yapılışı

MADDE 179

Adlî yardım isteminin kabulü halinde; büro gerekli işlemleri yapmak üzere bir veya birkaç avukatı görevlendirir. Görevlendirilen avukat, görev yazısının kendine ulaşmasıyla, avukatlıkhizmetlerini yerine getirmek yükümlülüğü altına girer.

Bu yükümlülük, ilgilinin gerekli belge ve bilgileri isteğe rağmen vermemesi veya vekâletname vermekten kaçınmasıyla sona erer.

Ayrıca görevlendirilen avukat da bu işi yapmaktan çekinmek isterse görevin kendisine bildirildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde o işin tarifede belirlenen ücretini baroya ödemek zorundadır.

Büro, görevlendirilen avukatın işi yürütmesiyle ilgili aşamaları izler.

18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlardaki adlî yardıma ilişkin hükümler saklıdır.

Büronun gelir ve giderleri

MADDE 180

Adlî yardım bürosunun gelirleri şunlardır:

a) İki yıl öncesine ait kesin hesap sonuçlarına göre tespit edilen toplam miktarlar esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1), (2) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan harçların yüzde ikisi ile idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının yüzde ikisi,

b) Baroya düşecek paylar ile kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından, il veya belediye bütçelerinden baroya yapılan yardımlar,

c) Bu amaçla yapılan her türlü bağışlar,

d) Adlî yardım görevinden çekilen avukatların yatıracağı ücret,

e) Adlî yardımla görevlendirilen avukatın aldığı ücretin yüzde onu ile davadan haklı çıkan adlî yardımdan yararlanan kişinin avukat ücretinden başka, yararlandığı kısmın yüzde beşi.

Büronun giderleri şunlardır:

a) Adlî yardımla görevlendirilen avukatlara gerektiğinde ödenecek ücretler,

b) Büroda görevlendirileceklere ödenecek ücretler,

c) Büro giderleri ve diğer giderler.

Adlî yardım bürolarının gelir ve giderleri büro bütçesinin ayrı bölümlerinde gösterilir. Bu bölümde kalan gelir fazlasının bir sonraki yıla aynen aktarılması zorunludur.

Birinci fıkranın (a) bendine göre hesaplanacak ödenek, Maliye Bakanlığınca her yıl Mart ayının sonuna kadar Türkiye Barolar Birliği hesabına aktarılır. Bu paralar, münhasıran adlî yardım için kullanılır ve yılı içinde harcanmayan paralar, ertesi yıla aynen aktarılır. Bu paraların barolar arasındaki dağıtımı ve kullanılmasına ilişkin hususlar, Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

Maliye Bakanlığınca iki yıl öncesine ait kesin hesap sonuçlarına göre tespit edilen toplam tutarlar esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1), (2) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan harçların yüzde biri ile idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının yüzde biri; her yıl Mart ayının sonuna kadar Türkiye Barolar Birliği adına açılan hesaba aktarılır ve zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili carî giderler bu hesaptan ödenir. Bu hesap, münhasıran zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili carî giderler için kullanılır ve yılı içinde harcanmayan paralar, ertesi yıla aynen aktarılır. Bu paraların barolar arasındaki dağıtımı, harcanması ve bu hizmet için çalıştırılacak personele ilişkin hususlar, Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği tarafından birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Yıllık çalışma raporu ve yönetmelik

MADDE 181

Adlî yardım bürosu, çalışmalarını her yıl sonu düzenleyecekleri bir raporla baro yönetim kuruluna bildirir. Raporun bir örneği baroca Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.

Adlî yardım bürosunun kuruluşu, görevlendirilecek avukatların ve bunlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, büronun işleyişi, denetimi gibi konular Türkiye Barolar Birliğince çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.

Adli Yardım İle Alakalı Emsal Kararlar

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/24611 K. 2015/10098 T. 13.5.2015

Davalı-karşı davacının adli yardım talebinin, kabulüne karar verilmiştir. Bu halde, adli yardım kararından dolayı tüm yargılama harç giderlerinden geçici olarak muaf olacaktır. Dolayısıyla ziynet eşyası alacağı talebini harçlandırması adli yardım kararı kaldırılmadığı sürece gerekli değildir. Bu husus nazara alınmadan, ziynet alacağı talebi hakkında harcı yatırılmadığından bahisle hüküm tesis edilemez.

YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2016/4009 K. 2017/8160 T. 23.10.2017

Dava; iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 6100 Sayılı HMK’nun 337/2. maddesi uyarınca adli yardım taleplerinin reddine dair kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu, son celsede adli yardım talebinin reddedildiği ve aynı celsede, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilerek yargılamanın bitirildiği, davacı tarafın itiraz hakkının bu suretle elinden alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Böylelikle 6100 Sayılı HMK’nın 337/2. maddesindeki prosedürün işletilmesi gerekirken usul hükümleri gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2015/1681 K. 2015/4502

6100 Sayılı Yasa’nın 334. maddesinde;

Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. Borçlunun dilekçe ekinde sunduğu belgeler adli yardım talebini gerektirir belge niteliğinde görülmediği gibi, temyiz istemleri bakımından peşin yatırılması gereken harç ve sair giderlerin çok cüz’i olduğu anlaşılmakla bu bağlamda adli yardımdan faydalanamayacağı anlaşılmaktadır.

Davacı borçlunun kanun yoluna ilişkin adli yardım talebinin reddi nedeniyle, borçluya işbu adli yardım talebinin reddi kararının tebliği, bu karara itiraz süresinin beklenmesi, itiraz edilmediği veya itirazı reddedildiği taktirde 1086 Sayılı HUMK’nun 5236 sayılı Kanun ile değişik 434. maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay’a sevk giderinin ikmali için gerekli işlemler yapılmak üzere dava dosyasının yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ E. 2012/12113 K. 2013/632 T. 23.1.2013

Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tenkis isteklerine dair olup mahkemece; taşınmazın satışında bedel olarak mutlaka para ödenmesi gerekmediği, uzun yıllar bakım-gözetimin, hizmet ve emeğin de bir malın karşılığı olabileceği iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Adli yardım 6100 Sayılı Kanunun 334 ila 340. maddelerinde ( 1086 Sayılı HUMK’nun 465 ila 472 maddelerinde ) düzenlenmiş olup, taraflardan birinin davanın gerektirdiği harç ve masrafları karşılayacak maddi gücünün bulunmaması durumunda, bu mali yükümlülüklerden geçici olarak muaf tutulmasıdır. Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kazanırsa, diğer taraf adli yardım sebebiyle alınmamış olan bütün yargılama giderlerine de mahkum edilir; adli yardımdan yararlanan tarafa vekil de tayin edilmiş ise ( HMK’nun 335/1-ç ), karşı taraf vekalet ücretine de mahkum edilir. Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kaybederse ( haksız çıkarsa ), gerek diğer tarafın ödemiş olduğu, gerekse kendisinden adli yardım sebebiyle alınmamış olan bütün yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir; mahkeme uygun görürse, yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verebilir. ( HMK’nun 339/1.maddesi ). Ne var ki; eldeki davada adli yardım talebi kabul edilen davacının açtığı dava reddedildiğine göre yargılama giderleri ve davalı yararına avukatlık ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilirken yargılama harcından sorumlu tutulmaması isabetli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, harç hususunun kamu düzenini ilgilendirdiği ve davanın reddedildiği gözetilerek red harcına da hükmedilmesi ve bunun da davada haksız çıkan davacı tarafa yükletilmesi gerekir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2013/12531 K. 2013/17725 T. 7.10.2013

Temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili merciin, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan ilgili Yargıtay dairesi olduğu, adli yardım talebinde bulunan kimsenin, kendisiyle ailesini geçindirmek bakımından önemli bir zarurete düşürmeksizin davanın gerektirdiği giderleri ödemekten kısmen veya tamamen acz içinde bulunduğunu ( fakirlik şartı ) ve davasında veya savunmasında haklı olduğunu ( haklı olma şartı ) ispat edip bu iddialarını dayandırdığı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu gözetilmelidir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/1822 K. 2017/7349 T. 18.12.2017

Dava; şirketin fesih ve tasfiyesi ile payına düşecek artık payın hükmen tahsilini talebine ilişkindir. Asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket vekili ve ihbar olunan vekili, temyiz harç ve giderleri yönünden adli yardım talebinde bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nın 448. maddesi hükmü nazara alındığında, asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket vekilinin adli yardım talebi bakımından öncelikle yapılan incelemede, 6100 Sayılı HMK’nın konuyla ilgili ve emredici nitelikteki 336/2. maddesi hükmünün hilafına, adli yardım talebine dair dilekçesi ekinde talebini haklı gösterecek hiçbir bilgi ve belgeye yer verilmediği, ihbar olunan yönünden ise, muhtarlıktan alınan fakirlik belgesini sunduğu, ancak temyiz harç ve giderlerinin adli yardım gerektirecek miktarda bulunmadığı anlaşıldığından asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket vekili ve ihbar olunan vekilinin kanun yoluna dair harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.

Dairemizce asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket vekili ve ihbar olunan vekilinin adli yardım talebinin reddine karar verildiğinden, bu kez mahkemece asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket vekili ve ihbar olunan vekiline adli yardım talebinin reddedildiğinin bildirilmesi, itiraz edilmediği taktirde, 1086 Sayılı HUMK’un 5236 Sayılı Kanun ile değişik 432. maddesi yollaması ile 426/D maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay’a sevki giderinin ikmali için HUMK’un anılan hükümleri uyarınca gerekli meşruhatı taşıyan davetiyenin usulüne uygun bir şekilde adı geçenler vekillerine tebliği ve sonucuna göre işlem yapılması, Dairemizce verilen adli yardım talebinin reddine dair karara itiraz edildiği taktirde, 11.04.2013 tarih 6459 Sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değişik HMK’nın 337/2. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğinden dosyanın mahalline iadesine karar verilmiştir.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2013/12645 K. 2014/13181 T. 24.4.2014

Taraflar arasındaki alacak davasında; davalı, adli yardım talebinde bulunmuştur.Temyize konu miktar ile bu miktar üzerinden hesaplanacak temyiz harcı miktarı dikkate alındığında, adli yardım talebinin kabulü halinde, devletin mahkeme harcı almaktaki menfaati ile başvuranın mahkemeler vasıtasıyla hakkını korumaktaki çıkarları arasında adil dengenin sarsılacağı, yine temyiz eden davalıyı temyiz harcı ödemekle yükümlü tutmanın kendisine aşırı bir yük getirmeyeceği kaldı ki davalının serbest eczacı olup, SGK’dan almış olduğu emekli ikramiyesinin ölçü olamayacağı hakkında yapılan takiplerin ve tapuda alınan yazıların adli yardım istemine dayanak oluşturmadığı, bu nedenle adli yardım talebinin koşulları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, adli yardım talebinin itiraz yolu açık olmak üzere reddine karar vermek gerekmiştir.

Sayfayı
Share on linkedin
Linkedin
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on email
Email
Share on telegram
Telegram

Av. Hanifi Bayrı

Avukat Hanifi Bayrı, kurumsal ve bireysel müvekkillerine gerekli akademik ve mesleki tecrübeye sahip dinamik yapıdaki kadrosu ile etkili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Önleyici hukuk anlayışı doğrultusunda, hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce kişisel ya da mesleki faaliyetlere ilişkin sözleşmelerin hazırlanması, müzakeresi ve uygulanması ile hukuki risk analizlerinin yapılması noktasında müvekkillerine danışmanlık hizmeti vermekte, bununla birlikte ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümünü noktasında da tüm kurum ve kuruluşlarda müvekkillerine avukatlık hizmeti sunmaktadır.

T: +902123436060 F: +902123436063 M: +905322707614 

Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No: 154/6 34384 Şişli-İstanbul//Türkiye

Web sitemiz, Türkiye Barolar Birliği’nin reklam yasağı sınırlamaları ve mesleki kurallarına tabidir. www.hanifibayri.av.tr üzerinden yayın yapan web sitemiz sadece bilgi amaçlıdır. Yayınlanan bilgi ve belgeler hukuki tavsiye niteliğinde olmayıp avukat müvekkil ilişkisi kurmaya yönelik değildir. Ayrıntılı bilgi ve sorularınız için iletişim formunu kullanabilirsiniz.

Hukuki Bülten
Hukuki Yayınlar