Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Açılabilecek Davalar

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Açılabilecek Davalar

Kural olarak anonim şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak hukuki sorumluluk davası, ifa davasıdır. Bu nedenle tazminat miktarının önceden belirlenmesi şarttır. Hukuki sorumluluk davalarının konusu, genel olarak şirketin uğradığı zararın tazmini olduğundan, zararı oluşturan belirli bir paranın tahsilini kapsar. Ancak bu istek, şirketin doğrudan doğruya meydana gelmiş zararını karşılamak yoluyla alacak davası şeklinde açılabileceği gibi, şirketçe üçüncü şahıslara yapılan haksız ödemeler nedeniyle rücu davaları şeklinde de olabilir.

T.T.K., madde 309/3 uyarınca sorumlu olan kimselerin tamamı aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde davanın açılacağı kesin hükme bağlanmıştır. Haksız fiilden doğan sorumluluk davası ise fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Şirket adına dava açma hakkı denetçilere aittir. Ancak azınlığın oyuyla dava açılması halinde, azınlık, denetçiler dışında bir vekil tayin edebilir (T.T.K. madde 341). Pay sahipleri, şirket alacaklıları ve üçüncü kişiler tarafından açılacak davalar genel kurallara tabidir.

Hukuki sorumluluk davalarında tüm uyuşmazlık konuları T.T.K. özel hükümleri ile düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle T.T.K. madde 4 uyarınca tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın bu çeşit davalar ticari dava niteliğindedir. Dolayısıyla ticaret mahkemesi bulunan yerlerde bu mahkemelerde, aksi halde asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Hukuki sorumluluk davaları da diğer ticari davalar gibi her türlü yasal delil ile kanıtlanır. T.T.K. madde 4 uyarınca ticari davalarda deliller ve bunların ortaya konulması HMK hükümlerine tabidir. Esas itibariyle açılan hukuki sorumluluk davasının muhatabı yani davalısı yönetim kuruludur. Sorumluluğun müteselsil olduğu hallerde dava, yönetim kurulu aleyhine, buna karşılık yönetim kurulu üyelerinin münferit sorumluluğu söz konusu ise, dava yalnız ilgili üye veya üyeler aleyhine açılır. Şirketi temsile veya idareye yetkili olanların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirket sorumlu olacağından (T.T.K. madde 321) bu durumda dava şirket aleyhine açılır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu fiil ve işlemlerde dava hakkı; sorumluluğun niteliğine göre bazı hallerde şirkete, pay sahiplerine, şirket alacaklılarına veya üçüncü şahıslara tanınmıştır.

Şirket Tüzel Kişiliğinin Dava Açma Hakkı

Anonim Şirket ile Yönetim Kurulu arasındaki hukuki ilişki, akdi bir ilişkidir. Yönetim kurulu, yasa ve esas sözleşmenin yüklediği görevlerin ihlali sonucunda şirkete zarar vermesi, bu akdin ihlalini teşkil eder. Bu akdin, genel olarak “vekalet akdi” olduğu benimsenmektedir. Şirketin zarar görmesi halinde, dava açma hakkı doğal olarak şirkete aittir.

Yönetim kurulu üyeleri hakkında şirket adına dava açılabilmesi için genel kurul kararı gereklidir. Genel kurul kararının bulunmaması halinde, karar alınması için mahkeme şirkete süre verir. Bu süre genelde bir aydır. Yönetim kurulu üyeleri hakkında şirket adına dava açılması konusunda yapılacak toplantı, yıllık adi toplantılarda olduğu gibi sermayenin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin toplantıda asaleten veya vekaleten hazır bulunması ve kararın çoğunlukla alınması gerekir. Genel kurulda, olumsuz karar alınması halinde dahi sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri dava açılması lehinde oy kullandıkları takdirde yine şirket tarafından dava açılması gerekmektedir. Her iki halde de bir ay içinde şirket tarafından dava açılması şarttır. Bu sürenin dolması ile dava hakkı düşmez, ancak sürenin geçmesi görevlilerin sorumluluğunu gerektirir.

Azınlığın talebiyle dava açılması halinde, azınlığa mensup pay sahipleri, dava sonuna kadar teminat olarak hisse senetlerini bir bankaya yatırmaya mecburdur. Bu mecburiyet dava açılmasına genel kurulca karar verilmesi halinde, olumlu oy kullanan hissedarlara uygulanmaz. Bu hisse senetleri şirketin dava sonucu göreceği zarar ve ziyana karşılık teminat olarak alınır. Davanın reddi halinde pay sahipleri sadece şirkete karşı tazminatla yükümlüdür.

Şirket tarafından;

  • T.K.’ nın m.336 ile bu maddeye atıf yapılan diğer hallerde (T.T.K. madde 346, 381, 384, 392/II, 433),
  • Yönetim Kurulu üyelerinin haksız fiillerinden dolayı sorumlu olduğu hallerde,
  • Yönetim Kurulu üyelerinin şahsi menfaatlerini veya yakınlarının menfaatlerini ilgilendiren hususların görüşmelerine katılmış olmaları halinde (T.T.K. madde 332),
  • Yönetim Kurulu üyelerinin, şirketle, şirket konusuna giren bir işlem yapma yasağına uyulmaması nedeniyle sorumlu olmaları halinde (T.T.K. madde 334),
  • Yönetim Kurulu üyelerinin, şirketle rekabet yasağına Yönetim Kurulu hareket etmeleri halinde (T.T.K. madde 335),
  • Yeni seçilen veya tayin edilen Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluklarını gerektiren bir halin mevcut olması halinde (T.T.K. madde 337),
  • İlk Yönetim Kurulu üyelerinin inceleme mükellefiyetlerini ihmal etmeleri nedeniyle sorumlu olmaları halinde (T.T.K. madde 308, 309),
  • Temsil yetkisi ve idare haklarının esas sözleşme uyarınca bir veya birkaç Yönetim Kurulu üyesine verilmiş olması ve bunların sorumluluğunu gerektiren bir durumun bulunması halinde (T.T.K. madde 319),

yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilir.

Pay Sahiplerinin Dava Hakkı

Dolayısıyla zarar, yönetim kurulunun şirketin malvarlığını kötüleştiren pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının dolayısıyla zararlarına sebep olur. Gerçekten şirketin malvarlığını azaltan her davranış, hisseleri oranında pay sahiplerini olumsuz şekilde etkiler. Alacaklılarda alacaklarını tam olarak alamıyorlarsa, bu durumda bunlarda birinci derecede etkilenirler.

Yönetim Kurulu kusurlu hareketi nedeniyle şirketin uğradığı zarar, kimi zaman pay sahipleri ve şirket alacaklıları için dolayısıyla uğranılmış zarar niteliği taşıyabilir. Bu nedenle, T.T.K. bu gibi hallerin ortaya çıkması halinde pay sahiplerine dolayısıyla uğradıkları zarar nedeniyle dava açma hakkı tanımıştır (T.T.K. madde 340). Adı geçen dava doktrinde “bireysel sosyal dava” olarak adlandırılmaktadır. Çünkü dava doğuşu itibariyle bireysel fakat konu itibariyle sosyal bir davadır. Dolayısıyla zarar davasının konusu şirketin uğradığı zararın tümüdür. Dava sonucu hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi şarttır (T.T.K. madde 309). Bireysel sosyal dava, prensip olarak şirketçe açılacak davadan bağımsızdır. Şöyle ki; bireysel sosyal davanın açılması, şirketçe açılacak davadan farklı olarak genel kurul kararı gerektirmez. Dolayısıyla genel kurulca alınacak davanın açılması veya davadan feragat şeklindeki kararlar, bu kararlara kullandığı olumlu oy ile bağlanmamış bir pay sahibi tarafından açılacak bireysel sosyal davayı engellemez. Aynı sonuç, genel kurul tarafından alınmış Yönetim Kurulu üyelerinin ibrası veya sulh kararı için de geçerlidir.

Doğrudan doğruya zarar, Yönetim Kurulu üyelerin kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda ortakların ve şirket alacaklılarının mal varlıklarında meydana gelen zararlardır. Bu zararlar, şirketin zararından bağımsız olduğundan, ayrıca şirketin zarara uğrayıp uğramadığının önemi yoktur. Yönetim Kurulu üyelerinin kusurları nedeniyle pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının doğrudan doğruya uğradıkları zarar için de dava hakları vardır. Bu davanın diğer davalardan farkı, dava konusu zararın şirketin uğradığı zarardan bağımsız olmasıdır. Bu nedenle bu davada hüküm olunacak tazminatın şirkete verilmesi söz konusu olmayıp, davacıya verilmesi esastır.

Pay sahipleri tarafından;

T.K.’nin madde 336 ile bu maddeye atıf yapılan diğer hallerde (T.T.K. madde 381, 392/II, 433),

  • Temsil yetkisi ve idare haklarının esas sözleşme uyarınca bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine verilmiş olması durumunda, bunların sorumluluğunu gerektiren bir durumun bulunması halinde (T.T.K. madde 319),
  • İlk Yönetim Kurulu üyelerinin inceleme mükellefiyetlerini ihmal etmeleri nedeniyle sorumlu olmaları halinde (T.T.K. madde 308, 309),
  • Yeni seçilen veya tayin edilen Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluklarını gerektiren bir halin mevcut olması halinde (T.T.K. madde 337),

yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilir.

Anonim Şirket Alacaklılarının Dava Hakkı

Şirket alacaklıları tarafından;

  • T.K. madde 336 ile, bu maddeye atıf yapılan diğer hallerde (T.T.K. madde 381, 392/II, 433),
  • Temsil yetkisi ve idare haklarının esas sözleşme uyarınca bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine verilmiş olması durumunda, bunların sorumluluğunu gerektiren bir durumun bulunması halinde (T.T.K. madde 319),
  • İlk yönetim kurulu üyelerinin inceleme mükellefiyetlerini ihmal etmeleri nedeniyle sorumlu olmaları halinde (T.T.K. madde 308, 309),

yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilir.

3. Kişilerin Dava Hakkı

Yönetim Kurulu üyeleri, görevlerini yaptıkları sırada, üçüncü kişilere karşı haksız fiil işleyebilirler. Kural olarak şirketi temsile ve idareye yetkili olanların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket tüzel kişiliği sorumlu olur. Bununla beraber, şirketin rücu hakkı saklıdır (T.T.K. madde 321). Üçüncü kişilerin haksız fiilden doğan tazminat istemlerine genel hükümlerin uygulanması gerekir. Bu durumda, üçüncü kişilere karşı işlenmiş haksız fiil dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmeleri için kusur ve bu kusur sonucunda zararın meydana gelmesi ve bunların davacı tarafından kanıtlanması şarttır (B.K. madde 41). T.T.K. madde 339 da belirtilen hallerde ve esas sermayenin arttırılmasına ilişkin hükümler (T.T.K. madde 392/II) dolayısıyla da üçüncü kişiler dava açılabilirler.
Sayfayı
Share on linkedin
Linkedin
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on email
Email
Share on telegram
Telegram

Av. Hanifi Bayrı

Avukat Hanifi Bayrı, kurumsal ve bireysel müvekkillerine gerekli akademik ve mesleki tecrübeye sahip dinamik yapıdaki kadrosu ile etkili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Önleyici hukuk anlayışı doğrultusunda, hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce kişisel ya da mesleki faaliyetlere ilişkin sözleşmelerin hazırlanması, müzakeresi ve uygulanması ile hukuki risk analizlerinin yapılması noktasında müvekkillerine danışmanlık hizmeti vermekte, bununla birlikte ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümünü noktasında da tüm kurum ve kuruluşlarda müvekkillerine avukatlık hizmeti sunmaktadır.

T: +902123436060 F: +902123436063 M: +905322707614 

Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No: 154/6 34384 Şişli-İstanbul//Türkiye

Web sitemiz, Türkiye Barolar Birliği’nin reklam yasağı sınırlamaları ve mesleki kurallarına tabidir. www.hanifibayri.av.tr üzerinden yayın yapan web sitemiz sadece bilgi amaçlıdır. Yayınlanan bilgi ve belgeler hukuki tavsiye niteliğinde olmayıp avukat müvekkil ilişkisi kurmaya yönelik değildir. Ayrıntılı bilgi ve sorularınız için iletişim formunu kullanabilirsiniz.

Hukuki Bülten
Hukuki Yayınlar