Hasta Mahremiyeti Hakkı

Mahremiyet; dilimizde bir bilgi ya da durumun gizliliğini ifade eder. Hastanın mahremiyet hakkına ihtiyacı vardır zira hasta sağlık hakkından faydalanabilmek için paylaşıldığında hoşnut olmayacağı özel hayatıyla alakalı verileri sağlık çalışanlarına açıklamak zorundadır. Bu nedenle Hastanın sağlık hakkından faydalanabilmesi için hekim ile arasında tam bir güven bağı bulunmalıdır. Sağlık çalışanları, hastanın bilgilerini hastanın rızası dışında paylaşmama yükümlülüğü altındaysalar da teknolojinin tıp bilimde yoğun olarak kullanılması sonucu hastanın özel bilgilerinin daha nitelikli bir korumaya muhtaç olması hasta mahremiyeti hakkını ortaya çıkarmıştır.

Hasta mahremiyet hakkı, uluslararası anlaşmalarda özel hayatın gizliliği kapsamında kabul edilerek gerçek kişilere ait bir hak olarak öngörülmüştür. Anayasamızda ise kişisel verilerin korunması hakkına dair 20.madde ve sağlık hakkına ilişkin 56. madde hastanın mahremiyeti hakkını da kapsar. Hukukumuzda hasta mahremiyetine yönelik en doğrudan düzenleme ise her türlü tıbbi müdahalenin hasta mahremiyetine saygı gösterilerek uygulanacağını belirten Hasta Hakları Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Aynı yönetmeliğinin 21.maddesinde hasta mahremiyetinin sınırlarına da değinilmiştir. Bu madde kapsamında hastanın sağlık durumu, yapılan tıbbi uygulamalarda hastanın talebi doğrultusunda gizliliğe saygı duyulması, refakatçi talebi, ilgilinin şahsi ve aile hayatına müdahale edilmemesi ve sağlık harcamalarının kaynağı mahrem hususlar olarak açıklanmıştır.

Sağlık Verilerinin Sanal Ortama İşlenmesinin Hastanın Mahremiyet Hakkına Etkisi

Teknolojinin gelişmesi ile günümüzde sağlık verileri artık elektronik ortamlarda depolanmaktadır. Sağlık verilerinin dijital ortama işlenmesi ile sağlık hizmetleri daha etkili ve hızlı bir şekilde sunulmuş ve tedavilerin sürekliliği sağlanarak hasta ve sağlık çalışanlarına birçok fayda sağlamış olmakla beraber, verilerin sanal ortamda bulunması hastanın özel hayatının korunabilmesi adına daha nitelikli düzenlemeler yapılmasını gerektirmiştir.

6698 Sayılı KVKK ile bağlantılı olarak Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik düzenlenmiştir. Bu yönetmelik hasta mahremiyetine dair açıklamalar getirmiştir. Sağlık verileri, “belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü ruhsal ya da fiziksel sağlık bilgileri ve kişiye sunulan sağlık hizmetleri” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca KVKK’nın 6.maddesine göre hastanın verileri özel nitelikteki kişisel veri olarak kabul edilmiş ve ilgilinin rızası olmaksızın kullanılamayacağı belirtilmiştir. Sağlık verileri, istisnai durumlarda, diğer kanunlardaki nedenlerin varlığı halinde ilgilinin açık rızası olmaksızın kaydedilebilir.

Kişisel sağlık verilerinin elektronik ortamda kimlerin erişimine açık olduğu hasta mahremiyeti açısından önem arz eden bir başka sorundur. Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik madde 6 da belirtildiği üzere e-Nabız üzerinden şahısların bilgilerine, sınırlı olmak kaydıyla sadece yetkili sağlık personeli ulaşabilmekte ayrıca şahıs sistem üzerinden gizlilik tercihlerini değiştirerek verilerinin erişimini kısıtlayabilmektedir. Küçüklerin sağlık verilerine, anne-babasının herhangi bir izne tabi olmaksızın e-nabız üzerinden ulaşabileceği belirtilmiş ve çocuğun ayırt etme gücünün bulunması halinde velisinin erişim iznini engelleyebilmesi kabul edilmiştir. Ayrıca hasta yakını ile yapılacak veri paylaşımı konusunda Hasta Hakları Yönetmeliğine atıf yapılarak hastanın onayına bırakılmıştır.

3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında bireylerin sağlık durumunun takibi ve sağlık hizmetlerinin etkili ve hızlı olmasını sağlamak amacıyla kurulan E-nabız sağlık sistemi uygulamasına ve 5510 sayılı Kanun kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kullanılan MEDULA elektronik sistemine ülkemizde bireylerin sağlık verileri kaydedilmektedir.

Ölüm ve Rıza Halinin Hastanın Mahremiyet Hakkına Etkisi Nedir?

Mevzuatımızda bulunan düzenlemelere göre ölüm veya ilgilinin rızası halinde sağlık verisinin mahremiyet niteliğini kaybedebileceği belirtilmiştir. Genel kabul olarak hekim ve hasta arasındaki sır saklama yükümlülüğü hastanın ölmesiyle son bulmamaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliği madde 21/3 de ölümün mahremiyetin bozulmasını netice vermeyeceğini düzenlemiştir. Bununla beraber Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik madde 11 kapsamında ölmüş bir kimsenin sağlık verilerinin yasal mirasçıları ile paylaşılabileceği belirtmiştir.

İlgilinin alenileştirdiği sağlık verileri ya da yayılmasında rızasının bulunduğu veriler sağlık çalışanlarının saklamakla yükümlülüğü olduğu bilgilerden değillerdir. Nitekim Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesine göre avukatların hastanın açık rızasının vekaletnamede bulunması halinde sağlık verilerine erişebilmesine imkan tanınması, ilgilinin rızasının sağlık verilerinin mahremiyetinde belirleyici rol oynadığını göstermektedir.

Hastanın Mahremiyet Hakkının Sınırlandırılabildiği Haller

Hastanın mahremiyet hakkı temel olarak özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında koruma altındadır ancak kamu sağlığı ve güvenliği, devletin ekonomik menfaati, basın özgürlüğü ve eğitim hakkı benzeri temel haklar söz konusu olduğunda hakların koruduğu hukuki menfaatler somut olayın bazında değerlendirilerek korunması gereken üstün hak belirlenir.

Tıp, uygulamalı olarak öğrenilen bir bilim olması nedeniyle geleceğin doktorlarının hastanın tedavisinde izleyici olarak bulunmalarını gerektirmektedir. Eğitim hakkı gereğince; ülkemizde üniversitelere ait sağlık kuruluşlarında tıp öğrencileri eğitim görmekte ve hastaların tedavi süreçlerinde izleyici olarak yer almaktadırlar. Mevzuatta belirtildiği üzere hastanın tıbbi müdahale sürecinde mahremiyet hakkı bulunmakta ve hasta gizlilik talep edebilmektedir. Hastanın mahremiyet hakkının sağlanması amacıyla ülkemizde öğrencilerin izleyici olabilmeleri hastanın iznine tabi tutulmuştur.

Covid 19 salgını gibi kontrol edilemeyen hastalıklar hızla yayılarak halk sağlığını her yönden tehdit edebilmektedir. Potansiyel tehdidin büyüklüğünden dolayı kamu sağlığını ilgilendiren konularda hastanın mahremiyeti ikinci planda kalmaktadır. Hukukumuzda 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu madde 57 uyarınca bazı hastalıkların bildirilmesi zorunlu tutulmuş ve bildirimin sağlık mesleği mensuplarının sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmeyeceği düzenlenmiştir.

Hasta Mahremiyeti Hakkı İhlal Edilen Hasta Ne Yapabilir?

Sağlık mesleğine ilişkin hizmet verenler, eczacılar, sağlık kurumları ve sosyal güvenlik kuruluşları belirli şartlar altında ilgilinin sağlık verilerine erişim imkanına sahip olmaları nedeniyle mahremiyet hakkının ihlalinden ve doğacak zararlardan sorumludurlar. Hak ihlalinden meslek etiğine aykırı davranılması nedeniyle disiplin cezası gündeme gelebileceği gibi ayrıca hastanın mahremiyet hakkını ihlal eden görevlinin 5237 sayılı TCK madde 136 ve madde 137 kapsamında cezai sorumluluğu da bulunmaktadır. Ayrıca KVKK kapsamında hasta Kişisel Verileri Koruma Kurumuna da sorumlular aleyhine başvuruda bulunulabilir.

Hasta Mahremiyeti Hakkı İle İlgili Emsal Kararlar

Davacının, muayene yaptığı poliklinik odasında kurulu bulunan kamera sisteminin kaldırılması yönünde uyarıldığı halde, kamera sistemini kaldırmadığı 04.09.2012 tarihinde yapılan denetimde tespit edilmiştir. Poliklinik odasında kameranın kurulu olması, “muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesi ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Davacı tarafından yürütülen soruşturmaya esas olmak üzere bilgilerin davalı idareden istenilen bilgi ve belgelerin verilmesinde kamu yararı bulunmakla birlikte; yukarıda alıntısı yapılan Kanun hükmünde kamu yararının gerektirdiği hallerde hastanın yazılı muvafakatının alınması şartıyla bilgilerin açıklanmasına izin verildiği, tedavi sürecine ilişkin bilgilerin gizli tutulması hakkına sahip olan hastanın ölümünün bile mahremiyetin bozulmasına sebep olmayacağı mevzuat hükümlerinde öngörülmüştür.

Sayfayı
Share on linkedin
Linkedin
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on email
Email
Share on telegram
Telegram

Av. Hanifi Bayrı

Avukat Hanifi Bayrı, kurumsal ve bireysel müvekkillerine gerekli akademik ve mesleki tecrübeye sahip dinamik yapıdaki kadrosu ile etkili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Önleyici hukuk anlayışı doğrultusunda, hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce kişisel ya da mesleki faaliyetlere ilişkin sözleşmelerin hazırlanması, müzakeresi ve uygulanması ile hukuki risk analizlerinin yapılması noktasında müvekkillerine danışmanlık hizmeti vermekte, bununla birlikte ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümünü noktasında da tüm kurum ve kuruluşlarda müvekkillerine avukatlık hizmeti sunmaktadır.

T: +902123436060 F: +902123436063 M: +905322707614 

Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No: 154/6 34384 Şişli-İstanbul//Türkiye