İşyerinde Çalışma Süreleri

İş hayatındaki çalışma süreleri 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 63. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir.

“Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir.

Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir.”

Yukarıda alıntıladığımız 4857 Sayılı İş Kanunu 63. maddesinde, çalışma süresinin günde 11 saat ve haftada ise 45 saat olması zorunluluğu üst sınır olarak benimsenmiştir. Aynı maddeye dayanılarak çıkarılmış olan İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği‘nin 4. maddesinde de çalışma süreleri üst sınırları tekrar edilmiştir.

Getirilmiş olan bu kurala rağmen mevzuatta bazı istisnalar da bulunmaktadır. Şöyle ki, 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 7’nci maddesiyle 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 63. maddesine eklenen fıkrasında yeraltı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi günde en çok 7,5 saat, haftada ise en çok 37,5 saat olarak düzenlenmiştir. Bunun dışında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘nun 30. maddesine dayanılarak çıkarılan 18588 Sayılı Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkındaki Yönetmelik 4. maddesine göre de genel çalışma sürelerine istisna olarak öngörülmüş işler düzenlenmiştir. Buna göre “kurşun ve arsenik işleri, cam sanayii işleri, civa sanayii işleri, kok fabrikalarıyla termik santrallerdeki işler, çinko sanayii işleri, bakır sanayii işleri, alüminyum sanayii işleri, demir ve çelik sanayii işleri, döküm sanayii işleri, kaplamacılık işleri, karpit sanayii işleri, asit sanayii işleri, akümülatör sanayii işleri, kaynak işleri, madenlere su verme işleri, kauçuk işlenmesi işleri, yeraltı işleri, radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işler, gürültülü işler, su altında basınçlı hava içinde çalışmayı gerektiren işler, pnömokonyoz yapan tozlu işler ve tarım ilaçları işleri” günde en fazla yedi buçuk saat çalıştırılabileceği düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı yönetmeliğin 5. Maddesinde ise 7,5 saatten daha az çalıştırılması gereken işler ve azami çalışma süreleri yer almaktadır.

18588 sayılı Yönetmeliğin 7. Maddesine göre, belirlenmiş olan azami çalışma süresi kuralına ilaveten iş sağlığı ve güvenliği gerekçesiyle bu sayılan işlerde fazla çalışma yapılamayacağı ve aynı yönetmeliğin 6. Maddesine göre de 4 ile 5’inci maddelerde belirtilen günlük azami çalışma süreleri tamamlandıktan sonra çalıştırılamayacak olmaları hükme bağlanmıştır.

4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 71. Maddesinde çocuklara yönelik çalışma süresi düzenlenmesi yapılmıştır. Buna göre örgün eğitime devam etmeyen çocuklar için sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde çalışanlarda günde 5 ve haftada 30 saat, diğer işlerde günde 7 ve haftada 35 saat olarak azami sınırlamalar getirilmiştir. Eğer bu çocuklar 15 yaşından büyük ise bu süre, günde 8 ve haftada 40 saate kadar artırılabilmektedir. Örgün eğitimine devam eden ve okul öncesi eğitimi döneminde bulunan çocukların çalışma süreleri en çok günde 2 saat ve haftada 10 saat olarak düzenlenmiştir. Okulun tatil olduğu dönemlerde ise bu süreler artırılabilir. Fakat her hâlükârda örgün eğitimde olmayan çocuklar için belirlenmiş olan üst sınırlar geçilmemelidir.

4857 Sayılı İş Kanunu ve 18588 sayılı yönetmelikte belirlenmiş olan azami çalışma sürelerinin aşılması halinde İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği 4. maddesine göre bu durumda 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 41, 42 ve 43’üncü maddelerindeki sırasıyla fazla çalışma ücreti, zorunlu nedenlerle fazla çalışma ve olağanüstü hallerde fazla çalışma hususları düzenlenmiştir. İş Kanunu ve Çalışma Süreleri Yönetmeliğinde belirtilmiş olan bu süreler azami çalışma süreleridir. Burada zikredilen düzenlemeler emredici düzenleme niteliği taşımakta, belirlenmiş olan azami çalışma süreleri azaltılabilecekken, bu sürelerin aşılması tarafların anlaşması ile dahi mümkün değildir.

İşyerinde Çalışma Sürelerinde Denkleştirme

4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 63. maddesinin gerekçesi şöyle açıklanmıştır. “Maddede genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak muhafaza edilmiştir. Ancak, Türk iş hukuku öğretisinde en çok eleştirilen ve uygulamada da -yasaya aykırı olmasına rağmen- farklı düzenlemelerin getirildiği bilinen, haftalık çalışma süresinin iş günlerine eşit ölçüde bölünmesi kuralına esneklik getirilerek, sözleşmelerle haftalık normal çalışma süresinin işyerinde haftanın çalışılan günlerine farklı bir şekilde dağıtılabileceği kabul edilmiştir. Bu halde, işçilerin sağlıklarını korumak amacıyla, Avrupa Birliği’nin değişik 23 Kasım 1993 tarih ve 93/104 sayılı Direktifine uygun olarak, 24 saat içinde işçiye kesintisiz 12 saatlik bir dinlenme olanağı sağlayacak şekilde günlük çalışma süresinin bir işçi için en fazla ara dinlenmeleri hariç 11 saat olması ve ortalama haftalık çalışma süresinin de fazla çalışmalar dahil olmak üzere, 48 saati aşamayacağı hükmü getirilmiştir.

İşyerinde haftalık çalışma süresinin haftanın çalışılan günlerine farklı şekilde dağıtılması durumunda, o işyerinde haftada 6 gün çalışılıyorsa bir işçi haftada en çok (11 X 6 =) 66 saat, 5 gün çalışılıyorsa en çok (11 X 5 =) 55 saat çalıştırılabilecektir. Böylece, çeşitli nedenlerle işyerlerinde “yoğunlaştırılmış iş haftası” uygulanabilecektir. Bu tür çalışmalarda işverene iki aylık bir denkleştirme süresi tanınmıştır. Bu süre toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. Bu şekilde, yoğunlaştırılmış iş haftasından sonraki haftalarda işveren işçiyi daha az sürelerle çalıştırması durumunda, işçiye fazla çalışma ücreti ödemek zorunda kalmayacaktır. Buna göre, örneğin haftanın 5 günü çalışılan bir işyerinde, işçi üç hafta boyunca haftalık toplam 55 saat çalışmışsa, daha sonraki üç hafta boyunca haftada 35 saat çalıştırılmak suretiyle, haftalık ortalama çalışma süresi olan 45 saat aşılmamış olacaktır.”

4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 63. maddesinin gerekçesi ve kanun metni dikkatlice okunduğu zaman şöyle bir değerlendirme yapılabilir. İş hukukumuzu düzenleyen 1475 sayılı eski iş kanuna göre iki emredici hüküm bulunmaktaydı. Bunlar haftalık çalışma süresinin üst sınırının 45 saat olması ve bu toplam çalışma sürelerinin işgünlerine eşit olarak bölünebilmesi zorunluluğudur. Eski iş kanunundaki çalışma süresinin iş günlerine eşit şekilde bölünmesi zorunluğunun gelişen ve farklılaşan iş kolları ve buna bağlı olarak çalışma yaşamının ihtiyaçlarına uygun olmaması sebebiyle esnetilmesi talebi kamuoyunda bulunmaktaydı. 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 63. maddesinin gerekçesinde de görüldüğü gibi kanun koyucu bu madde ile çağın gereklerini karşılamaya çalışmış, aynı zamanda haftalık çalışma süresinin üst sınırını değiştirmeyerek çalışanların iş güvenliği ve sağlığını gözetmeye devam etmiştir. İş Kanunun 63. Maddesindeki bu hükme göre işveren ile çalışan veya çalışanlar anlaştıkları takdirde günlük çalışma süresi 11 saati aşmayacak şekilde haftalık çalışma sürelerini istedikleri gibi paylaştırabileceklerdir. Ayrıca, yapılan bu değişiklikle birlikte taraflar denkleştirme yapma hakkına sahip bulunmaktadırlar. Mevzuatımızda yapılan bu düzenleme Avrupa Birliği Müktesebatında bulunan 93/104 sayılı Avrupa Birliği Yönergesine de uygundur.

4857 Sayılı İş Kanunu 63. maddesi ve İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği‘nin 4. maddesinde ki bu düzenlemelere göre çalışanın işveren tarafından 2 aylık bir periyot içinde, ki bu 2 aylık periyot iş kanunun 63. maddesinin 2. fıkrasına göre toplu sözleşme ile dört aya kadar artırılabilmektedir, günde 11 saati ve haftalık ortalama 45 saati aşmayacak şekilde çalıştırılması mümkündür olmaktadır. Bu denkleştirmenin iki veya dört aylık periyot içerisinde çalışılan süre haftalık ortama 45 saati geçmemesi durumunda işveren fazla çalışma ücreti ödemek zorunda kalmayacaktır. Bu durum 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 41. maddesinde “63 ‘üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırk beş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz” şeklinde açıklanmıştır.

Denkleştirmenin koşullarını daha iyi anlamamız için dikkat edilmesi gereken bir husus İş Kanunun izin vermiş olduğu denkleştirme veya yoğunlaştırılmış iş haftalarının uygulanabilmesi, işveren tarafından tek taraflı olarak yapılamayacağı, tarafların iş sözleşmesinde anlaşmış olmaları gerekmektedir. Bu konu ile ilgili değinilmesi gereken bir diğer nokta ise denkleştirmenin ucu açık bir süreç olmaması, yasa koyucu eliyle 2 aylık bir periyot sınırlamasının getirilmiş olmasıdır. Bu iki aylık periyotlar sadece toplu sözleşme ile 4 aya uzatılabilmektedir. Bu nedenle işverenler denkleştirmeyi mutlaka belirtilen bu süre sınırı içerisinde yapmaları gerekmektedir. Aksi durumda çalışılan bu süreler fazla çalışma ücretlendirmesinin konusu olacaktır. Diğer bir hususta 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 46. maddesine göre işverenin normal çalışma dönemlerinde olduğu gibi yoğun çalışma dönemlerinde de işçiye hafta tatili kullandırması zorunluluğudur. Bu maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışan işçiye yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenmenin yani hafta tatilinin verilmesi zorunludur. Buradaki bir gün fazla çalışma karşılığı verilen artırımlı serbest zaman olmadığı, hafta tatili olduğu için denkleştirme süresi içindeki haftada kullandırılması zorunludur. Hafta tatilinin kullandırılmaması durumunda bu süre denkleştirilemeyecek ve fazla çalışma olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca işçinin evlenme, yakınların ölümü ve hastalık gibi geçerli bir mazereti sebebiyle işe gelmemesi bu verilmesi gereken dinlenme süresinin yerine sayılamamaktadır. Yani bu gibi durumlarda haftalık dinlenme süresi boş zamandan mahsup edilemeyecektir.

Sayfayı
Share on linkedin
Linkedin
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on email
Email
Share on telegram
Telegram

Av. Hanifi Bayrı

Avukat Hanifi Bayrı, kurumsal ve bireysel müvekkillerine gerekli akademik ve mesleki tecrübeye sahip dinamik yapıdaki kadrosu ile etkili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Önleyici hukuk anlayışı doğrultusunda, hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce kişisel ya da mesleki faaliyetlere ilişkin sözleşmelerin hazırlanması, müzakeresi ve uygulanması ile hukuki risk analizlerinin yapılması noktasında müvekkillerine danışmanlık hizmeti vermekte, bununla birlikte ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümünü noktasında da tüm kurum ve kuruluşlarda müvekkillerine avukatlık hizmeti sunmaktadır.

T: +902123436060 F: +902123436063 M: +905322707614 

Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No: 154/6 34384 Şişli-İstanbul//Türkiye