Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2019/6226 E. | 2019/15522 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2019/6226 E. 2019/15522 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/6226
Karar No 2019/15522
Karar Tarihi 10.09.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Arabulucunun düzenlediği tutanaktaki eksiklik işçiye mâl edilemez.
  • Başvuru formundaki talepler arabuluculuk müzakeresine dahil kabul edilir.
  • Hak arama hürriyeti aşırı şekilcilik yorumlarıyla zorlaştırılamaz.
  • Kötüniyet tazminatı talep edilmemişse o kalem için esasa girilemez.

Bu karar, iş hukukunda dava şartı olan zorunlu arabuluculuk müessesesinin sınırlarını ve geçerlilik koşullarını belirlemesi açısından son derece kritik bir hukuki öneme sahiptir. Yargıtay, arabuluculuk faaliyeti sonunda tutulan anlaşamama tutanağında işçinin alacak kalemlerinin tek tek sayılmamış olmasını doğrudan "dava şartı yokluğu" olarak değerlendiren yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi kararlarını hukuka aykırı bulmuştur. Karar, arabuluculuk başvuru formunda işaretlenen alacak kalemlerinin, son tutanakta yalnızca genel bir ifadeyle "işçi-işveren uyuşmazlığı" yazsa dahi müzakere edilmiş sayılacağını ve dava şartının sağlanmış olacağını net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Bu içtihadın benzer davalardaki en büyük emsal etkisi, arabulucuların tutanak düzenlerken yaptığı eksikliklerin işçilerin anayasal hak arama hürriyetini engellemeyecek şekilde yorumlanmasını temin etmesidir. Yargıtay, başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihini uygulama için bir milat kabul ederek, formda açıkça talep edilen ancak tutanağa detaylı geçirilmeyen alacakların dava şartını yerine getirdiğine hükmetmiştir. Uygulamada, arabuluculuk tutanaklarındaki salt şekli eksiklikler nedeniyle davası usulden reddedilen binlerce çalışan için bu karar, adalete erişimi güvence altına alan ve usul ekonomisini koruyan emsal bir dayanak noktası oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkete ait bir petrol istasyonunda market görevlisi olarak çalışmaktayken, işyerinde yaşanan bir darp olayına şahitlik yapması sebebiyle işveren tarafından kendisine mobbing uygulandığını belirterek yargı yoluna başvurmuştur. İşçi, görev süresi boyunca dini ve milli bayramlarda hiç izin kullandırılmadığını, haklarının gasp edildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile kötüniyet tazminatı talep etmiştir.

Dava açılmadan önce yasa gereği zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulmuş ancak taraflar anlaşamamıştır. İşveren iddiaları reddetmiş, ilk derece mahkemesi ise arabuluculuk anlaşamama tutanağında hangi alacak kalemlerinin talep edildiğinin açıkça belirtilmediği, yalnızca "işçi-işveren uyuşmazlığı" yazıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermiştir. Uyuşmazlığın temel konusu, arabuluculuk tutanağındaki bu belirsizliğin hak arama hürriyetini engelleyecek bir usulden ret sebebi olup olmadığıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle dava şartı olan zorunlu arabuluculuk müessesesinin kanuni dayanaklarına ve temel amacına odaklanmıştır. İş mahkemelerinde açılan alacak ve tazminat davalarında arabuluculuğa başvuru, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında yerine getirilmesi gereken zorunlu bir dava şartıdır. Kanun, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya sürecin nasıl sonuçlandığının arabulucu tarafından bir tutanak ile belgelendirilmesini öngörmektedir.

Bununla birlikte kararda, Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin yerleşik içtihatlarına özel bir atıf yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre; arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun hak arama hürriyetini ve adalete erişim hakkını aşırı derecede zorlaştıran, etkisiz ve sonuçsuz bir sürece dönüşmemesi gereklidir. Yargıtay içtihatlarına göre, arabuluculuk son tutanağında her bir tazminat ve alacak kaleminin detaylıca gösterilmemesi, doğrudan arabulucunun hatasından kaynaklanan bir eksiklik olarak değerlendirilmeli ve bu tür şekli bürokratik hataların faturası hak arayan işçiye kesilmemelidir.

Yargıtay, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermek üzere 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik ve "arabuluculuk başvuru formu" sistemini bir milat olarak kabul etmiştir. Buna göre; şayet işçi başvuru formunda alacak kalemlerini kalem kalem işaretlemişse, son anlaşamama tutanağında "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ve genel ifadeler kullanılsa bile, formda talep edilen o alacakların müzakereye konu edildiği kabul edilir. Hukukun genel prensipleri gereği aşırı şekilcilikten kaçınılarak işçinin hak arama hürriyetinin korunması esastır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, somut olayı değerlendirirken dosya kapsamında yer alan arabuluculuk evraklarını titizlikle incelemiştir. Taraflar arasında düzenlenen 14.09.2018 tarihli "Arabuluculuk Son Tutanağı"nda, uyuşmazlık konusunun sadece genel ve soyut bir ifadeyle "işçi-işveren uyuşmazlığı" olarak kaleme alındığı ve tarafların anlaşılamadığı yönünde tutanak tutulduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, yalnızca bu son tutanağı baz alarak hangi alacakların talep edildiğinin belirsiz olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.

Ancak Yargıtay, arabuluculuk sürecinin salt son tutanaktan ibaret olmadığını, sürecin başlangıcını oluşturan 10.09.2018 tarihli "Arabuluculuk Başvuru Formu"nun da dikkate alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu belirtmiştir. Yüksek Mahkemece incelenen söz konusu başvuru formunda; davacı işçinin açıkça fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı kalemlerini işaretlediği ve arabuluculuk görüşmelerine taşıdığı tespit edilmiştir. Yargıtay, başvuru formunda net biçimde belirtilen bu alacak kalemlerinin müzakere edilmiş kabul edileceğini; tutanaktaki detaysızlığın arabulucunun eksikliğinden kaynaklandığını ve bu ihmalin işçinin davasının reddine sebep olamayacağını ortaya koymuştur.

Öte yandan, işçinin dava dilekçesinde talep ettiği "kötüniyet tazminatı"nın arabuluculuk başvuru formunda işaretlenmediği ve dolayısıyla sürecin konusu yapılmadığı saptanmıştır. Yargıtay, formda hiç yer almayan bu kötüniyet tazminatı yönünden mahkemenin usulden ret kararı vermesini yasaya uygun bulmuştur. Fakat formda işaretli olan kıdem, ihbar, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin alacakları yönünden dava şartının gerçekleştiğini belirterek bu talepler yönünden esasa girilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının arabuluculuk başvuru formunda işaretlediği alacak kalemleri yönünden esasa girilerek karar verilmesi gerektiği yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: