Anasayfa Karar Bülteni AYM | Reşat Doğan | BN. 2021/10481

Karar Bülteni

AYM Reşat Doğan BN. 2021/10481

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/10481
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Davaların usulden reddi son çare olmalıdır.
  • Hak arama özgürlüğü aşırı şekilcilikle engellenemez.
  • Hatalı açılan dava türü düzeltilebilir olmalıdır.
  • Mahkemeye erişim hakkı ölçüsüz sınırlandırılamaz.

Bu karar hukuken, işçilik alacakları gibi hak arama yollarında vatandaşların usul hataları nedeniyle doğrudan yargı kapısı dışında bırakılamayacağı anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı görüldüğü durumlarda, mahkemelerin bu davayı derhal usulden reddetmek yerine genel eda davası olarak kabul edip davacıya eksiklikleri gidermesi için süre vermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, adalete erişimi güvence altına alan ve yargılamada aşırı şekilcilikten kaçınmayı öngören temel bir hukuki duruştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. İş mahkemelerinde sıklıkla karşılaşılan alacak türünün nitelendirilmesi sorununda, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi uygulaması, hak sahiplerinin mağduriyetine yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerine usul ekonomisi ve hak arama hürriyeti gereği yapıcı bir rol yüklemekte, eksikliklerin giderilmesi için süre verilmesini daha hafif ve ölçülü bir müdahale aracı olarak işaret etmektedir. İşçi ve işveren uyuşmazlıklarında adalete erişimi kolaylaştıracak bu yaklaşım, alt derece mahkemelerinin usul kurallarını uygularken hakkaniyeti zedeleyen katı yorumlardan kaçınmasını zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İşçi statüsünde çalışan başvurucu, ödenmediğini iddia ettiği işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesi talebiyle işverenine karşı dava açmıştır. Başvurucunun açtığı bu dava, mahkeme tarafından dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. Başvurucu, davanın esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken doğrudan usulden reddedilmesinin adalete erişimini imkansız kıldığını belirtmiştir. İlgili uyuşmazlık, işçilik alacağı davasının hatalı türde açıldığı gerekçesiyle reddedilmesinin hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını zedeleyip zedelemediği noktasında toplanmaktadır. Başvurucu, usul kurallarının katı bir şekilde uygulanması sebebiyle hakkını arayamadığını öne sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkına dayanmıştır. Hak arama özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkelerine uygun olması zorunludur.

Mahkemelerin hukuken yarar elde edilemeyecek davalarla meşgul edilmesinin önlenmesi meşru bir amaç taşısa da, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın ölçülü olması ve başvurucuya en az külfeti yüklemesi gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, usule aykırı olarak düzenlenen dava dilekçelerinin usulüne uygun hâle getirilmesi için hâkime geniş ve güçlü yetkiler tanımaktadır. Bu bağlamda, bir davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı olduğunun düşünülmesi hâlinde, yargı merciinin bu davayı bir genel eda davası olarak kabul etmesi hukuken mümkündür.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, davacıya talep sonucunu netleştirmesi için makul bir süre verilmesi, davanın usulden reddi gibi ağır bir müdahaleden kaçınılmasını sağlayacak elverişli bir hukuki araçtır. Anayasa Mahkemesi, usul hukukundaki mevcut imkânlar gözetildiğinde davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesini başvurulabilecek son çare olarak nitelendirmemiştir. Medeni hakla ilgili uyuşmazlıkların karara bağlanmasında daha hafif müdahale araçları varken, kişinin mahkemeye erişimini tamamen ortadan kaldıran usulden ret kararları, anayasal güvencelerle ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun işçilik alacakları için açtığı davanın doğrudan dava şartı yokluğundan reddedilmesini mahkemeye erişim hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Başvurucunun belirsiz alacak davası şeklinde açtığı varsayılan davasında, mahkemenin usul kurallarını aşırı şekilci bir yaklaşımla uyguladığı tespit edilmiştir. Mahkemenin, uyuşmazlığı genel eda davası kapsamında değerlendirip davacıya eksiklikleri tamamlaması için süre vermek yerine doğrudan ret kararı vermesi ölçüsüz bulunmuştur.

Yüksek Mahkeme, hak arama hürriyetine yapılan müdahalede, daha hafif ve alternatif bir yolun mevcut olduğunu vurgulamıştır. Hâkimin, dava dilekçesini usulüne uygun hâle getirtme konusundaki kanuni yetkilerini kullanmaması, davacının alacağına kavuşma ihtimalini ortadan kaldırmış ve davanın esastan incelenmesini engellemiştir. Mahkemenin bu tutumu, uyuşmazlığın karara bağlanmasını sağlama amacına hizmet etmekten ziyade, mahkemeye erişim hakkını imkânsız kılan ağır bir araç tercih edildiğini göstermektedir.

Mevcut dosyada, başvurucunun iddialarının emsal kararlarda belirtilen anayasal ilkeler çerçevesinde olduğu ve söz konusu içtihattan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir farklı husus bulunmadığı açıkça saptanmıştır. Müdahalenin demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük şartlarına uymadığı kesinleşmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: