Karar Bülteni
AYM Mesut Yıldız vd. BN. 2021/2723
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/2723 |
| Karar Tarihi | 18.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Devam eden davaya yasama müdahalesi silahların eşitliğini bozar.
- Yargılamaya sonuca etkili yasal müdahale adil yargılanmayı zedeler.
- Kanun değişikliği ile davanın lehe sonuçlanmasının engellenmesi ölçüsüzdür.
- Emekli aylığı uyuşmazlıklarında yasal güvenceler gözetilmelidir.
Bu karar, devam eden yargısal süreçlere yasama organı tarafından yapılan müdahalelerin adil yargılanma hakkı ve özellikle silahların eşitliği ilkesi boyutuyla hukuken ne anlama geldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bireylerin lehlerine olan yerleşik yargısal içtihatlara güvenerek açtıkları davaların, sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe yürütülen bir kanunla aleyhe sonuçlanmasının önünün açılması, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedelemektedir. Anayasa Mahkemesi, bu durumun yargılamanın tarafları arasında kamu otoritesi lehine orantısız bir avantaj yarattığını tespit ederek hukuki korumanın sınırlarını çizmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça yüksektir. Özellikle kamu kurumlarının veya kanunla kurulan sandıkların taraf olduğu uyuşmazlıklarda, kanun koyucunun yargılamanın seyrini değiştirmek amacıyla geriye dönük düzenleme yapmasının sınırları bu kararla bir kez daha teyit edilmiştir. Uygulamada, yasama tasarruflarının devam eden davalara uygulanmasına ilişkin tartışmalarda bu karar, vatandaşın devlete veya kamu kurumu niteliğindeki yapılara karşı dezavantajlı duruma düşürülmesini engelleyen güçlü bir emsal teşkil edecektir. Mahkemelerin kanun değişikliklerini derdest dosyalara uygularken adil yargılanma güvencelerini de mutlaka tartması gerektiği vurgulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Vakıflar Bankası emeklisi olan başvurucular, emekli aylıklarına yapılan zam oranlarının Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK) emeklilerine yapılan zam oranlarından daha düşük olduğu gerekçesiyle ilgili Vakıf aleyhine alacak davaları açmıştır. Başvurucular, bu davaları açarken Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kendilerini haklı bulan yerleşik içtihadına dayanmış ve eksik ödenen maaş farklarının tahsilini talep etmiştir. Ancak yargılama süreci devam ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeni bir kanuni düzenleme yapılmış ve maaş artışlarındaki karşılaştırma kriteri bütünüyle değiştirilmiştir. Üstelik bu yeni yasal düzenlemenin devam eden davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kanun değişikliği neticesinde iş mahkemeleri başvurucuların davalarını reddetmiştir. Başvurucular, tam kazanacakları davanın sonradan çıkarılan ve geçmişe yürütülen bir kanunla reddedilmesinin adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın temelinde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu geçici m. 20 ile bu madde kapsamında kurulan vakıf sandıklarının emeklilere yapacağı zam oranlarının belirlenmesi yatmaktadır. Kanun uyarınca vakıf sandıklarının yapacağı yardımlar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlanan yardımlardan az olamaz. Bu kural, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından "oran karşılaştırması" yapılarak uygulanmış ve vakıf emeklilerine SGK emeklilerinden daha az oranda zam yapılamayacağı içtihat edilmiştir.
Ancak 6111 sayılı Kanun m. 53 ile 506 sayılı Kanun geçici m. 20'ye eklenen beşinci fıkrayla, bu karşılaştırmanın "oran" üzerinden değil, "muadil miktar" üzerinden yapılacağı ve bu kuralın mevcut davalara da uygulanacağı düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı bağlamında kanunla yapılan bu değişikliğin, alt sınırın miktar olarak korunması nedeniyle meşru bir kamu yararı amacı taşıdığını ve mülkiyet hakkını ihlal etmediğini önceki içtihatlarında belirlemiştir.
Ancak adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan "silahların eşitliği ilkesi", yargılamanın taraflarından birini diğerine nazaran dezavantajlı duruma düşüren haksız müdahaleleri yasaklar. Kanun koyucunun, uyuşmazlık yargı önüne taşındıktan sonra davanın taraflarından biri lehine sonuç doğuracak şekilde kuralı değiştirmesi ve bunu geçmişe yürüterek devam eden davalara uygulaması, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesi ilkesiyle bağdaşmaz. Yargılamaya kanun çıkarılarak yapılan bu tür bir müdahale, yargılamanın sonucunu öngörülemez bir biçimde kurum lehine değiştirerek hukuki güvenlik ilkesini sarsar. Yargılama aşamasında taraf dengesinin kanun koyucu eliyle bozulması, bireyi idare karşısında tamamen korumasız ve zayıf bir duruma düşürerek adil yargılanmanın özünü ortadan kaldırır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle mülkiyet hakkı ihlali iddialarını incelemiş ve dava tarihi sonrası dönem için 6111 sayılı Kanun ile getirilen "muadil miktar karşılaştırması" yönteminin kişileri emekli aylığından tamamen mahrum bırakmadığını, asgari standartların korunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle mülkiyet hakkı iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Ancak adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi yönünden yapılan incelemede durum farklı değerlendirilmiştir. Başvurucular, alacak davalarını açarken lehlerine olan yerleşik Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadına güvenmişlerdir. Dava açıldığı sırada hukuki durum başvurucuların lehine iken, yargılama esnasında yürürlüğe giren ve açıkça "mevcut davalara da uygulanacağı" belirtilen kanun değişikliği, davanın seyrini bütünüyle değiştirmiştir.
Anayasa Mahkemesi, yasama organının devam eden yargısal bir sürece kanun çıkararak bu şekilde müdahale etmesinin, yargılamanın taraflarından biri konumunda olan Vakıf sandığına orantısız ve açık bir avantaj sağladığını tespit etmiştir. Davanın kişi lehine sonuçlanmasını imkânsız hâle getiren bu düzenleme, silahların eşitliği ilkesini zedelemiştir. Bu müdahale, öngörülebilir olmadığından meşru kabul edilemez ve dezavantajlı hâle getirilen başvuruculara tahammül edilmesi zor bir külfet yüklemiştir. Kararda, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla başvuruya konu dava tarihleri öncesi dönemdeki yaşlılık aylıkları yönünden maddi tazminatın derece mahkemelerince yapılacak çelişmeli yargılamayla yeniden belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.