Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/15717 E. | 2025/310 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/15717 E. 2025/310 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/15717
Karar No 2025/310
Karar Tarihi 11.02.2025
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Disiplin hukukunda lehe olan kanun uygulanır.
  • Suç tanımı kalkan fiile ceza verilemez.
  • Sonradan yürürlüğe giren lehe normlar gözetilmelidir.
  • Disiplin cezalarında kanunilik ilkesi esastır.

Bu karar, disiplin hukukunda "lehe olan hükmün uygulanması" ilkesinin idari yargıdaki mutlak yerini teyit etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Olayda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre "iftira" fiili sebebiyle verilen meslekten çıkarma cezası, sonradan yürürlüğe giren ilgili kanunda aynı fiilin karşılığının bulunmaması nedeniyle hukuki dayanaktan yoksun kalmıştır. Danıştay, ceza hukukunun temel prensiplerinden olan lehe kanun uygulamasının disiplin cezaları için de geçerli olduğunu vurgulayarak, memurun lehine olan yeni mevzuatın doğrudan olaya tatbik edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.

Kararın emsal etkisi, mülga Tüzük hükümlerine göre ceza alan ancak yeni kanunda karşılığı bulunmayan veya daha hafif bir cezayı gerektiren fiiller nedeniyle yargılaması süren birçok kolluk personelini doğrudan ilgilendirmektedir. İdarelerin, işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre verdikleri cezalar, sonradan lehe değişen mevzuat karşısında yargı yerlerince iptal edilecektir. Bu durum, idari işlemlerin yargısal denetiminde salt işlem tarihindeki mevzuatın değil, yargılama sürerken yürürlüğe giren lehe normların da belirleyici olacağını göstererek, kamu görevlilerinin hukuki güvenliğini güçlendirmekte ve idarelere disiplin hukuku uygulamalarında yeni kanuni düzenlemeleri hassasiyetle takip etme yükümlülüğü getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet müdürü rütbesiyle görev yapmakta olan davacı, İçişleri Bakanlığına karşı iptal davası açmıştır. Uyuşmazlığın temeli, davacının amirleri tarafından kendisine yönelik manevi tehdit ve mobbing uygulandığı iddiasıyla Valiliğe sunduğu şikayet dilekçesine dayanmaktadır. Davalı idare, dilekçede yer alan iddiaların asılsız olduğunu, hiç yaşanmamış olayların varmış gibi gösterildiğini ve bu durumun amirin otoritesini sarsmaya yönelik bir "iftira" niteliği taşıdığını tespit etmiştir. Bu doğrultuda davacıya, o dönem yürürlükte olan ilgili tüzük hükümleri uyarınca "meslekten çıkarma" cezası verilmiştir. Davacı ise, yalan beyanda bulunmadığını, eyleminin hak arama hürriyeti ve şikayet hakkı sınırları içerisinde kaldığını, iftira suçunun unsurlarının oluşmadığını ve ceza soruşturmasında dahi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek, söz konusu meslekten çıkarma işleminin iptal edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idari yargı mercilerinin dayandığı temel hukuk kuralları ve doktrinel ilkeler şu şekildedir:

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü m.8/6 hükmü, "iftira" suçunu işleyen emniyet mensuplarına meslekten çıkarma cezası verilmesini öngörmektedir. Ancak bu tüzüğün yasal dayanağı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve akabinde 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir.

Yeni yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun Geçici m.1/1 düzenlemesi, eski mevzuata göre verilmiş disiplin cezalarının, bu yeni Kanun hükümlerine göre verilmiş addedileceğini kurala bağlamıştır. Ne var ki, 7068 sayılı Kanun metninde mülga Tüzük'te yer alan "iftira" eylemiyle aynı veya benzer nitelikte doğrudan bir disiplin suçu tanımına yer verilmemiştir.

Burada devreye giren en önemli evrensel hukuk prensibi "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"dir. Ceza hukuku kökenli olan bu ilke, zaman içinde idare hukukunun disiplin hukuku dalında da mutlak bir uygulama alanı bulmuştur. Buna göre; işlendiği zamanın normları uyarınca suç veya disiplin ihlali sayılan bir fiilin, sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç/ihlal olmaktan çıkarılması veya daha hafif bir yaptırıma bağlanması halinde, failin lehine olan sonraki norm derhal tatbik edilmelidir. Kural olarak idari işlemler tesis edildikleri tarihteki hukuka göre denetlense de, disiplin cezaları açısından failin lehine olan sonradan yürürlüğe girmiş yasal düzenlemeler mutlak surette dikkate alınmak zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi, dosyadaki belgeleri ve süreç içerisinde yaşanan yasal değişiklikleri detaylı bir biçimde inceleyerek somut olaya dair kritik tespitlerde bulunmuştur. Öncelikle, davacıya "iftira" attığı gerekçesiyle uygulanan meslekten çıkarma cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükmünün dayandığı yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği saptanmıştır. Bu iptal kararının ardından emniyet personelinin disiplin işlemlerini düzenlemek üzere 7068 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur.

Dairenin yaptığı incelemede, yeni yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'da, davacıya ceza verilmesine dayanak teşkil eden mülga Tüzük'teki "iftira" eylemini birebir karşılayan, meslekten çıkarmayı gerektirecek doğrudan bir suç tanımının bulunmadığı görülmüştür. Disiplin hukukunun temelini oluşturan lehe normun uygulanması ilkesi gereğince, davacının işlediği iddia edilen fiilin yeni kanuni düzenlemede bir karşılığının olmaması, dava konusu işlemin hukuki dayanağını tamamen ortadan kaldırmıştır.

İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarında, davacının eyleminin iftira boyutuna vardığı ve amirin otoritesini zedelediği belirtilerek davanın reddine karar verilmişse de, Yüksek Mahkeme bu yaklaşımı hukuka uygun bulmamıştır. Çünkü yeni yasada suç olarak betimlenmeyen bir eylemin, salt işlem tarihinde yürürlükte olan ancak sonradan ortadan kalkan Tüzük hükümlerine göre yargısal denetime tabi tutulması ve bu cezaya hukuki geçerlilik tanınması, evrensel hukuk kaidelerine aykırıdır. Davacının fiilinin iftira suçu teşkil edip etmediğine yönelik ceza soruşturmasında da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, işlemin mesnetsizliğini pekiştirmiştir. Sonradan yürürlüğe giren kanunda yer almayan bir eylem nedeniyle kamu görevlisine en ağır disiplin yaptırımı olan meslekten çıkarma cezasının uygulanmasına devam edilemez.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, lehe kanun uygulaması gereğince işlemin hukuki dayanaktan yoksun kalması nedeniyle davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun reddi yönündeki kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: