Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ersan Özgümüş | BN. 2021/54675

Karar Bülteni

AYM Ersan Özgümüş BN. 2021/54675

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/54675
Karar Tarihi 02.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Eğitim kurumlarına etkili erişim devletin güvencesindedir.
  • Eğitim hakkı engelli bireyler için pozitif yükümlülük içerir.
  • Manevi zarar iddiaları derece mahkemelerince incelenmelidir.
  • Gerekçesiz ret kararları eğitim hakkını ihlal edebilir.

Bu karar, engelli bireylerin kesintisiz ve nitelikli eğitime erişim hakkının devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında ne derece hayati bir öneme sahip olduğunu hukuken tescil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, otizmli bir öğrencinin idareden kaynaklanan sebeplerle örgün eğitimden mahrum bırakılarak farklı bir rehabilitasyon merkezine yönlendirilmesinin, öğrenci üzerindeki olası olumsuz etkilerinin mahkemelerce titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemelerin, ailelerin bu süreçte uğradığı manevi zararları sadece soyut ifadelerle reddetmesi, adil yargılanma ve eğitim hakkının özüne dokunan büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi göz önüne alındığında bu karar, özellikle özel eğitime muhtaç çocukların eğitim süreçlerinde idarenin alacağı kararların sonuçlarından doğan hukuki sorumluluklarını ciddi anlamda artırmaktadır. İdari yargı mercileri artık tazminat taleplerini değerlendirirken, sunulan alternatif eğitimin nitelik ve nicelik olarak asıl planlanan eğitimle eşdeğer olup olmadığını ve çocuğun gelişiminde bir gerilemeye yol açıp açmadığını somut verilerle araştırmak zorundadır. Bu içtihat, uygulamada özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkının korunması, idarenin hizmet kusurunun tespiti ve ailelerin uğradığı manevi zararların somut kriterlerle ölçülmesi açısından yargı mercilerine yol gösterici güçlü bir dayanak noktası oluşturacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ersan Özgümüş, otizm tanısı konulan çocuğunu 2012 yılında devlet okulunda açılan özel eğitim sınıfına kaydettirmiştir. Ancak sınıf öğretmeninin uzun süreli rapor alması üzerine bu sınıf idare tarafından geçici olarak kapatılmış ve çocuğun kaydı silinerek özel bir rehabilitasyon merkezine yönlendirilmiştir. Başvurucu, rehabilitasyon merkezinde verilen eğitimin saat ve içerik olarak devlet okulundaki eğitime göre çok yetersiz kaldığını, bu durumun çocuğunun gelişiminde ciddi bir gerilemeye ve aile içinde büyük bir manevi çöküntüye neden olduğunu belirterek idareye karşı manevi tazminat davası açmıştır. İdare mahkemesi, eğitim masraflarının devlet tarafından karşılandığını ve çocuğun hiç eğitim almamasının söz konusu olmadığını belirterek tazminat talebini reddetmiştir. Danıştay tarafından da bu kararın onanması üzerine başvurucu, çocuğunun eğitim hakkının ve ailenin diğer temel haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 42 kapsamında güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkını temel almıştır. Eğitim hakkı; ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerini mutlak surette kapsadığı gibi, belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına etkili bir biçimde erişimin sağlanmasını da güvence altına almaktadır. Devletin, bireylerin eğitim ve öğrenim görmesini engellememe şeklinde negatif bir yükümlülüğü bulunduğu, her türlü engelin kaldırılmasının anayasal bir kural olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Bunun yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 5 çerçevesinde kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak devletin asli görevleri arasındadır. Devletin bu pozitif yükümlülükleri yerine getirirken mali kaynaklarının yeterliliğini gözetmesi gerekse de, özellikle özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin eğitim süreçlerinde idari sebeplerle yaşanan kesintilerin sıkı bir hukuki denetime tabi tutulması esastır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddia edilen zararların tazmini istemiyle açılan davalarda, mahkemelerin kişilerin savunulabilir iddialarını detaylıca değerlendirmesi zorunludur. Şayet idare tarafından sunulan alternatif eğitim hizmeti, asıl hizmete kıyasla nitelik ve nicelik bakımından eksiklikler barındırıyorsa ve bu durum birey üzerinde doğrudan olumsuz etkilere yol açıyorsa, derece mahkemelerinin bu farklılıkları somut bir şekilde tespit etmeden manevi zararın doğmadığına hükmetmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun çocuğunun bir yılı aşkın bir süre idareden kaynaklanan sebeplerle örgün okul eğitiminden mahrum bırakıldığını tespit etmiştir. İdarenin, öğretmenin izne ayrılması üzerine yerine yenisini atayamayarak sınıfı kapatması bu mahrumiyetin temel nedeni olarak görülmüştür. Çocuğun başlangıçta bu sınıfa kabul edilmesi ve daha sonraki yıl yeniden aynı okula kaydının yapılması, çocuğun özel durumundan kaynaklı bir engelin olmadığını ve okul çatısı altında örgün eğitim almasının planlandığını açıkça göstermektedir. Ancak idarenin kendi organizasyon eksikliği nedeniyle çocuk planlanan bu eğitim yerine özel bir rehabilitasyon merkezine yönlendirilmek zorunda bırakılmıştır.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığı inceleyen derece mahkemelerinin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verdiğine kanaat getirmiştir. İdare mahkemesinin davanın reddine karar verirken öncelikle başvurucunun çocuğuna devlet okulunda verilmesi planlanan asıl eğitim ile yönlendirildiği rehabilitasyon merkezinde verilen eğitim arasında nicelik, yani ders saati ve nitelik, yani eğitim içeriği açısından bir fark olup olmadığını titizlikle tespit etmesi gerekirdi. Mahkemenin, şayet böyle bir farklılık var ise bunun otizmli bir çocuk üzerinde gerileme gibi olumsuz bir etki yaratıp yaratmadığını detaylıca incelemesi ve manevi bir zarar oluşup oluşmadığını ancak bu değerlendirmelerden sonra nihai karara bağlaması icap ederdi.

Ancak ilk derece mahkemesi, sadece şekli bir inceleme yaparak çocuğun hiç eğitim almamış sayılamayacağını ve masrafların Millî Eğitim Bakanlığınca karşılandığını belirterek davanın esasına yönelik temel iddiaları cevapsız bırakmıştır. Başvurucunun, çocuğunun durumundaki gerileme ve ailenin yaşadığı manevi çöküntü iddiaları mahkemece somut bir değerlendirmeye tabi tutulmamış, manevi tazminat talebi ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmadan reddedilmiştir. Bu hususlar, yargılama sürecinin eksik yürütüldüğünü ve hakkın özüne zarar verildiğini somutlaştırmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin eksik incelemesine dayanarak eğitim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: