Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/18983 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire4. Hukuk Dairesi
Esas No2012/18983
Karar No2013/17403
Tarih11.11.2013

"İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır."

"Kararın karşı oy yazısında benimsenen ve hukuki bir tartışma zemini sunan bu ilke, memuriyet güvencesinin sınırlarını netleştirerek kamu görevlisinin tamamen kişisel kusur veya haksız eylem niteliğindeki davranışlarının idarenin hizmet kusuru sayılamayacağını ifade etmektedir. Görevin ifasıyla bağdaşmayan ve idari eylem niteliğini tamamen yitirmiş olan haksız saldırılarda mağdurun anayasal koruma kalkanını aşarak doğrudan haksız eylemi gerçekleştiren kişiye dava açabileceği savunulmaktadır. Sistematik psikolojik taciz gibi tamamen kişisel husumetle gerçekleştirilen eylemlerde zarar görenin elini güçlendiren bu hukuki yaklaşım, haksız fiili gerçekleştiren failin idarenin arkasına sığınmasını engelleyerek failin bizzat ve şahsen sorumlu tutulabilmesinin yolunu açmaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/18983 E. 2013/17403 K.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı... tarafından, davalılar... ve... aleyhine 30/12/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya bakma görevinin idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle davanın görev yönünden reddine dair verilen 26/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı,....Hastanesinde hemşire olarak görev yaptığını, amiri konumunda bulunan davalıların makamlarından elde ettiği nüfuzu kötüye kullanarak şahsına karşı sürekli sistematik ve planlı olarak insanlık onuru ile bağdaşmayan davranış ve uygulamalarda bulunduklarını, psikolojik taciz (mobbing) taktikleriyle şahsını baskı altına aldıklarını beyan ederek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın idari yargıda görülmesi gerektiği belirtilerek davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davalılar gerçek kişi olup idare mahkemesinde gerçek kişiler aleyhine dava açılamaz. Ayrıca davacının amiri konumunda olan davalıların haksız davranışları sonucu zarar görüldüğü iddia olunduğuna göre, Anayasa'nın 129/5. maddesi uyarınca kamu görevlisi olan davalılar hakkındaki davanın husumetten reddi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden davalılar hakkındaki davanın husumetten reddi yerine yargı yolu yönünden reddi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 11/11/2013