Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 8. Daire | 2023/4894 E. | 2024/8012 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 8. Daire 2023/4894 E. 2024/8012 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 8. Daire
Esas No 2023/4894
Karar No 2024/8012
Karar Tarihi 31.12.2024
Dava Türü Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • İdari eylemlerde dava açma süresi mutlaktır.
  • Süre eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihte başlar.
  • Mobbing iddialarında süre görevden uzaklaştırmayla başlar.
  • Ceza davası idari başvuru süresini durdurmaz.

Bu karar, idare hukukunda kamu görevlileri veya seçimle göreve gelmiş yetkililer tarafından ileri sürülen mobbing ve kötü muamele iddialarına dayalı tam yargı davalarında dava açma süresinin hesaplanması bakımından son derece kritik bir öneme sahiptir. Kararda, bir idari eylem niteliğinde olan psikolojik taciz (mobbing) nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle açılacak davalarda, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen başvuru sürelerinin kesin ve bağlayıcı olduğu net bir biçimde vurgulanmıştır. İdarenin eyleminden kaynaklanan zararlara ilişkin zorunlu idari başvuruların, eylemin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren yasal süre olan bir yıl içinde yapılması gerektiği, aksi halde davanın esas yönünden hiçbir şekilde incelenemeyeceği ortaya konulmuştur.

Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi açısından bu karar, özellikle kamu idarelerinde maruz kalınan psikolojik taciz vakalarında, mağdurların idari başvuru ve dava yollarını tüketirken süre koşuluna azami dikkat etmeleri gerektiğini açıkça göstermektedir. Ayrıca, ceza yargılamasının varlığının veya ceza davasından beraat kararının idari dava açma süresini tek başına veya kendiliğinden dondurmayacağı, hakkaniyet gereği ceza davasının kesinleşme tarihi başlangıç kabul edilse bile yine de kanuni sürelere riayet edilmesinin zorunlu olduğu hususunu teyit etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu yönüyle karar, idari eylemlerden doğan her türlü tazminat talebinde yasal hak düşürücü sürelerin mahkemelerce ne denli titizlikle ve re'sen uygulanacağına dair yerleşik Danıştay içtihadını somutlaştırmakta ve pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Van ilinin bir ilçesinde ilgili mahalle muhtarı olarak görev yapan davacının, görev süresi boyunca ilçe kaymakamı tarafından kendisine karşı haksız yere kötü muamele, sistematik baskı ve mobbing uygulandığı iddiasıyla idareye karşı açtığı tam yargı (tazminat) davasından kaynaklanmaktadır. Davacı, ilçe kaymakamının bu olumsuz davranışları neticesinde hem maddi hem de manevi zarara uğradığını, itibarının sarsıldığını, ekonomik ve sosyal anlamda son derece zor günler geçirdiğini belirterek, 300,00 TL maddi ve 2.500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte idareden tahsil edilmesini talep etmiştir. Davalı idare konumundaki Kaymakamlık husumetinde açılan davada mahkemelerin önüne gelen temel tartışma, iddia edilen söz konusu mobbing eylemlerine karşı açılan tazminat davasının kanunların öngördüğü yasal süreler içinde açılıp açılmadığı noktasında düğümlenmektedir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin idari uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında, idari eylemlerden doğan zararların tazmini için öngörülen zorunlu başvuru ve dava açma sürelerine ilişkin emredici kanun hükümleri gelmektedir. Bu kapsamda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 hükmü davanın seyrini belirleyen en kritik kuraldır. Anılan kanun maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri şarttır. İdarece bu isteklerin kısmen veya tamamen zımni ya da sarih olarak reddi halinde, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren yasal dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

Yerleşik Danıştay içtihatları prensipleri gereği, idare ajanlarının görevlerini ifa ederken uyguladıkları iddia edilen psikolojik taciz (mobbing) eylemleri, idare hukukunda idari eylem veya hizmet kusuru niteliğindedir. Bu tür iddialara dayalı tazminat taleplerinde, haksız eylemin fiilen sona erdiği veya idariliğinin kişi tarafından kesin olarak öğrenildiği tarih, başvuru süresinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Kişinin görevden uzaklaştırılması, tayin edilmesi veya bir şekilde görevinin sona ermesi, kural olarak söz konusu olumsuz eylemlerin bittiği ve idariliğinin öğrenildiği an olarak değerlendirilir.

Ayrıca, idari yargılamada süre kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemeler tarafından davanın her aşamasında re'sen, yani kendiliğinden dikkate alınır. Yasal sürelerin kaçırılması, iddiaların haklılığına bakılmaksızın davanın esasının incelenmesine hukuken engel teşkil eder. Bu yerleşik kural, hukuki belirlilik ve idari istikrar ilkelerinin doğrudan bir sonucudur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk derece İdare Mahkemesi dosya kapsamındaki olguları değerlendirerek, davacının ilçe kaymakamı tarafından kendisine mobbing yapıldığı yönündeki ağır iddialarının, doğrudan muhtar olarak görev yaptığı döneme ilişkin olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, yenilenen mahalli idareler seçimi sonrasında davacının yeniden muhtar seçilmediğini de dikkate alarak, davacının mobbing olarak nitelendirdiği bu idari eylemleri ve eylemlerin idari niteliğini en geç görevden uzaklaştırıldığı tarih olan 24 Ekim 2018 tarihinde net olarak öğrendiğini kabul etmiştir. Bu tespit çerçevesinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 uyarınca, mobbingin sona erdiği kabul edilen bu tarihten itibaren en geç bir yıl içinde, yani 24 Ekim 2019 tarihine kadar davalı idareye yazılı başvuruda bulunulması gerekirken; davacının bu süreyi fazlasıyla geçirerek ancak 18 Nisan 2022 tarihinde davalı idareye başvurduğu saptanmıştır. Mahkeme, dava açma süresinin bariz şekilde geçirilmiş olması nedeniyle davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

İstinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi ise, olayın ceza yargılaması boyutuyla ilgili ek bir hukuki değerlendirme yapmıştır. Davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasının beraatle sonuçlandığı ve bu kararın 1 Şubat 2021 tarihinde kesinleşip 5 Mart 2021'de kesinleşme şerhine bağlandığı dikkate alınmıştır. Bölge İdare Mahkemesi, hakkaniyet gereği başvuru süresinin bu ceza davasının kesinleşme tarihinden başlatılması hukuka daha uygun düşecek olsa dahi, bu lehe olan kesinleşme tarihi dikkate alındığında bile 18 Nisan 2022 tarihinde yapılan idari başvurunun kanunla belirlenen bir yıllık süreyi yine aşmış olduğunu tespit etmiştir. Davacı ise, manevi zararları için dava açma süresini bilmediğini ve zararlarının hala devam ettiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Ancak Danıştay, temyizen incelenen kararın hem usul hem de hukuka bütünüyle uygun olduğunu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen itiraz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte hukuki bir dayanak barındırmadığını vurgulamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 8. Daire, yasal başvuru sürelerinin aşılmış olması gerekçesiyle davanın usulden reddine dair kararı onama yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: