Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 10. HD | 2022/5695 E. | 2023/7011 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 10. HD 2022/5695 E. 2023/7011 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No 2022/5695
Karar No 2023/7011
Karar Tarihi 20.06.2023
Dava Türü Tazminat
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İş kazası tespiti davanın ön koşuludur.
  • Mobbing iddiaları somut delillerle ispatlanmalıdır.
  • Kuruma ihbar yapılmadan tazminata hükmedilemez.
  • Sürekli iş göremezlik oranı öncelikle belirlenmelidir.

Bu karar, yurt dışında çalışan işçilerin olağanüstü olaylar ve terör eylemleri neticesinde maruz kaldıkları kaçırılma ve rehin alınma gibi travmatik vakıaların hukuki nitelendirmesine ilişkin oldukça kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Yargıtay, bir olayın mahkemece doğrudan iş kazası olarak nitelendirilerek esasa girilmesi ve manevi tazminat hesabı yapılmasını usul kurallarına aykırı bulmuştur. Karar, öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazası ihbarında bulunulmasının, kurumun bunu reddetmesi hâlinde ise "iş kazası tespiti" davası açılmasının zorunlu bir hukuki prosedür olduğunu vurgulamaktadır. İş hukuku uygulamasında ön şart niteliği taşıyan bu aşama atlanarak doğrudan tazminat belirlenemez.

Emsal nitelikteki bu karar, iş kazasından kaynaklanan bedensel ve ruhsal zararlar ile işyerindeki psikolojik taciz (mobbing) iddialarının iç içe geçtiği karmaşık dava türlerinde mahkemelerin izlemesi gereken yol haritasını net bir şekilde çizmektedir. Uygulamada, işçinin iş kazası tespitini Kurum aracılığıyla yaptırmadan ve sürekli iş göremezlik oranını resmî olarak belirlemeden doğrudan mahkemeden tazminat talebinde bulunması sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Yargıtay bu kararıyla, önleyici nitelikteki tespit davasının her halükarda bekletici mesele yapılması gerektiğini kesin bir içtihat hâline getirerek, alt derece mahkemelerinin usul ekonomisi veya olayın ağırlığı gibi gerekçelerle bu zorunlu idari ve yasal aşamayı atlamasının önüne geçmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Irak'ın Bağdat şehrinde bir stadyum inşaatında çalışmak üzere davalı inşaat şirketi tarafından yurt dışına götürülen davacı işçi, şantiye alanında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması sebebiyle silahlı terörist bir grup tarafından gece yarısı kaçırılmış ve yaklaşık iki hafta boyunca rehin tutulmuştur. İşçi ve eşi, bu süreçte yaşanılan ağır psikolojik travma, öncesinde şantiyede maruz kalınan insanlık dışı barınma koşulları ve yöneticiler tarafından sistematik olarak uygulanan psikolojik baskı (mobbing) iddialarına dayanarak işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Davacı taraf, olay sonrasında şirketin gerekli özeni göstermediğini ve ailelere destek olmadığını belirterek zararlarının giderilmesini talep etmiştir. Davalı şirket ise yaşanan olayın önceden öngörülemeyen uluslararası bir terör eylemi olduğunu savunarak sorumluluğu tamamen reddetmiş ve davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İşverenin işçiyi gözetme borcu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 hükmü kapsamında detaylı olarak düzenlenmiş olup, işverene işçinin kişiliğini koruma, işyerinde psikolojik ve cinsel tacizlere karşı gerekli tüm önlemleri alma ve iş sağlığı ile güvenliğini tam anlamıyla sağlama yükümlülüğü getirmektedir. İşçinin kişilik haklarının ihlali durumunda manevi tazminat talep etme hakkı ise aynı Kanun'un 58 inci maddesinde teminat altına alınmıştır. Mobbing olarak bilinen psikolojik taciz eylemleri de doğrudan işverenin işçiyi koruma ve eşit davranma borçlarına aykırılık teşkil etmektedir.

İş kazası tespiti ve bildirimi hususları ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13 kapsamında ele alınmaktadır. Kanuna göre, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelen ve sigortalıyı bedenen veya ruhen özüre uğratan olaylar iş kazası sayılır. Yurt dışı çalışmalarında da, işveren tarafından geçici görevle başka ülkelere götürülen işçiler için sosyal sigorta hak ve yükümlülüklerinin aynen devam ettiği kanunla güvence altına alınmıştır.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin maddi veya manevi tazminat davalarında, olayın SGK tarafından iş kazası veya meslek hastalığı olarak kabul edilip edilmediği yargılamanın esasına geçilmeden önce kesinlikle çözülmelidir. Olayın Kuruma ihbar edilmemesi hâlinde mahkemece davacıya kuruma başvurması için kesin bir önel verilmeli; kurumun olayı iş kazası kabul etmemesi durumunda ise SGK ve işveren aleyhine "iş kazası tespiti" davası açılması sağlanmalıdır. Bu tespit davasının sonucu ve SGK tarafından belirlenecek sürekli iş göremezlik oranı kesinleşmeden tazminat davasının esastan karara bağlanması usul ve yasaya aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davacı işçinin çalıştığı Irak'taki şantiyede teröristlerce kaçırılmasını işveren kusuruna bağlayarak manevi tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir. Mahkeme, Dışişleri Bakanlığının uyarılarına rağmen yeterli güvenlik önlemi almadan işçilerin riskli bölgede çalıştırılmaya devam edilmesini işverenin ağır kusuru olarak değerlendirmiş, davacı işçiyi ise tehlikeyi görmesine rağmen çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmadığı gerekçesiyle daha düşük bir oranda kusurlu bulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı esastan onamıştır.

Ancak Yargıtay incelemesinde, davanın temelini oluşturan kaçırılma ve rehin tutulma olayının bir "iş kazası" niteliği taşıyıp taşımadığı usuli açıdan irdelenmiştir. Davacı tarafça iş kazasından kaynaklanan iş göremezlik iddiası ile birlikte mobbing iddiası da öne sürülmüştür. Dosya kapsamında, meydana gelen zararlandırıcı olaya ilişkin işveren tarafından SGK'ya herhangi bir iş kazası bildiriminde bulunulmadığı gibi, davacı tarafın da kuruma bir ihbarının olmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay, tazminat davasının esasına girilmeden önce davacıya olayı SGK'ya ihbar etmesi için süre verilmesi gerektiğini, olayın kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde "iş kazası tespiti" davası açılması için önel verilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Tüm bu süreç tamamlanıp davacı sigortalının Kurum tarafından sürekli iş göremezlik oranı tespit edildikten sonra manevi tazminatın ve mobbing iddialarının çözüme kavuşturulması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Mahkemenin, bu zorunlu usul işlemlerini atlayarak doğrudan kusur ve tazminat değerlendirmesi yapması hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, iş kazası tespit prosedürü işletilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: