Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/13805 E. 2019/17003 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/13805 |
| Karar No | 2019/17003 |
| Karar Tarihi | 30.09.2019 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İş sözleşmesindeki çalışma süresi esastır.
- Fazla mesai iddiası somut delillerle ispatlanmalıdır.
- İspatlanamayan alacaklar haklı fesih gerekçesi yapılamaz.
- Mobbing iddiası yeterli delille ortaya konmalıdır.
Bu karar, işçi tarafından ileri sürülen haklı fesih iddialarının ve fazla mesai alacaklarının ispat yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. İşçinin, iş sözleşmesini fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve psikolojik taciz (mobbing) iddialarına dayandırarak feshetmesi durumunda, bu iddialarını somut ve yasal delillerle kanıtlaması zorunludur. Kararda, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde haftalık çalışma süresinin açıkça 45 saat olarak belirlenmesine rağmen, bilirkişi tarafından hiçbir delile dayanılmaksızın bu sürenin 42,5 saat olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır. Sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkeleri gereği, tarafların kendi iradeleriyle imzaladığı sözleşme hükümleri, aksi kesin ve yazılı bir delille ispatlanana kadar geçerliliğini korur.
Benzer iş davalarında bu kararın emsal etkisi, işverenlerin sözleşme metinlerine ne kadar dikkat etmeleri gerektiği ve mahkemelerin bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü üzerinde yoğunlaşmaktadır. Mahkemelerin, dosya kapsamındaki yazılı delillerle uyuşmayan, afaki varsayımlara dayalı bilirkişi hesaplamalarını hükme esas alamayacakları bu kararla bir kez daha tescillenmiştir. Uygulamada, işçilerin asılsız veya ispatlanamayan mobbing ve fazla mesai iddialarına dayanarak kıdem tazminatı talep etmelerinin önüne geçilmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. İşçi iddialarını hukuken geçerli argümanlarla somutlaştıramadığı takdirde, feshin haklı nedene dayandığı kabul edilmeyecek ve kıdem tazminatı talebi kesinlikle reddedilecektir. Bu durum, yargılamada ispat hukukunun temel kurallarının tavizsiz uygulanması gerektiğini göstermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu uyuşmazlık, özel bir şirkette vardiya amiri olarak görev yapan işçinin, işverenine karşı açtığı alacak davasından kaynaklanmaktadır. İşçi, Mayıs 2009 ile Ocak 2014 tarihleri arasında işyerinde çalıştığını, bu süre zarfında kendisine sürekli olarak psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını ve yaptığı fazla mesailerin ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Yaşadığı bu olumsuz durumlar sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle kendisinin sona erdirdiğini belirterek işverenden kıdem tazminatı ve ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin tahsilini talep etmiştir. İşveren tarafı ise iddiaları kesin bir dille reddederek işçinin fazla mesai yapmadığını, işyerinde herhangi bir şekilde yıldırma politikası güdülmediğini savunmuş ve davanın bütünüyle reddedilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi işçinin bazı taleplerini kısmen kabul etse de, uyuşmazlık nihai çözüm için Yargıtay önüne taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukukunda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı, 4857 sayılı İş Kanunu m.24 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan maddenin "Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı (II) numaralı bendinin (e) alt bendine göre; işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini sürenin bitimini beklemeden veya bildirim süresine uymak zorunda olmaksızın haklı nedenle feshedebilir. Ücretin ödenmemesi kavramı; sadece asıl ücreti değil, fazla mesai, hafta tatili veya genel tatil ücretlerinin ödenmemesini de kapsayan geniş bir anlama sahiptir.
Fazla çalışmanın ispatı noktasında Türk hukukunda yerleşik içtihat prensipleri geçerlidir. İşçi, fazla çalışma yaptığını iddia ediyorsa, kural olarak bu iddiasını somut delillerle ispatla yükümlüdür. İş sözleşmesinde haftalık çalışma süresi yasal sınır olan 45 saat olarak belirlenmişse, işçinin bu süreyi aşan bir çalışma yaptığını bordro, mesai takip kayıtları gibi yazılı belgelerle veya gerektiğinde tanık beyanlarıyla kanıtlaması şarttır. Eğer iş sözleşmesinde yazılı olarak belirlenmiş bir çalışma süresi varsa, bilirkişilerin veya mahkemelerin dosyada aksi yönde hiçbir delil bulunmadan sözleşmedeki sürenin altında bir çalışma düzeni varsayarak fazla mesai hesabı yapması usul ve yasaya aykırıdır.
Psikolojik taciz (mobbing) iddiaları ise yine işçi tarafından her türlü şüpheden uzak bir biçimde ispatlanmak zorundadır. 4857 sayılı İş Kanunu m.24 kapsamında işçiye haklı fesih imkânı veren bu eylemin varlığı için, baskının sistematik, sürekli ve kasıtlı olması, işçinin kişilik haklarına doğrudan bir saldırı niteliği taşıması aranmaktadır. İspatlanamayan fazla mesai alacakları ve somut delillerle desteklenmeyen mobbing iddialarına dayanılarak gerçekleştirilen fesih eylemi, haklı nedene dayalı sayılamayacağından işçinin kıdem tazminatına hak kazanması hukuken mümkün değildir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya kapsamındaki delilleri ve yerel mahkemenin kararını titizlikle inceleyerek uyuşmazlığı karara bağlamıştır. Yerel mahkeme, hükme esas aldığı bilirkişi raporu doğrultusunda, işyerindeki haftalık olağan çalışma süresinin 42,5 saat olduğunu kabul etmiş ve davacı işçinin haftada 45 saat çalışarak haftalık 2,5 saat fazla mesai yaptığı çıkarımında bulunmuştur. Mahkeme, bu hesaplamaya dayanarak ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin varlığını kabul etmiş, dolayısıyla davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığına kanaat getirerek kıdem tazminatına hükmetmiştir. Öte yandan mahkeme, mobbing iddiasını ispatlayacak yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetmiş ve karar davacı tarafça temyiz edilmemiştir.
Ancak Yargıtay incelemesinde, taraflar arasında 16.12.2009 tarihinde imzalanmış olan yazılı iş sözleşmesi dikkate alınmıştır. Dosyada yer alan bu iş sözleşmesinde davacı işçinin haftalık çalışma süresi açıkça 45 saat olarak belirlenmiştir. Yüksek Mahkeme, dosyada sözleşmede belirtilen bu 45 saatlik sürenin aksini gösteren, çalışma düzeninin iddia edildiği gibi 42,5 saat olduğunu kanıtlayan herhangi bir yazılı veya somut delil bulunmadığını tespit etmiştir. Ortada taraflarca imzalanmış geçerli bir iş sözleşmesi varken, bilirkişi raporunun hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın haftalık çalışma süresini 42,5 saat kabul edip bunun üzerinden 2,5 saat fazla mesai hesaplaması açık bir hata olarak değerlendirilmiştir.
Bu tespitler ışığında, davacı işçi dosyada fazla mesai yaptığını veya olağan sürenin üzerinde bir çalışması olduğunu hukuka uygun ve geçerli delillerle kanıtlayamamıştır. İşçinin, fazla mesai ücretlerinin ödenmediği ve psikolojik baskıya maruz kaldığı iddialarıyla gerçekleştirdiği fesih işleminde; mobbing iddiası halihazırda ispatlanamadığı gibi, fazla mesai alacağının da bulunmadığı anlaşıldığından ortada işçi lehine haklı bir fesih nedeni kalmamıştır. Haklı bir nedene dayanmayan fesih işleminde işçinin kıdem tazminatına hükmedilmesi kanuna aykırıdır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının ispatlanamayan fazla mesai ve kıdem tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını davalı yararına bozmuştur.