Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/10569 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/10569 BN.

Anayasa Mahkemesi | Ayşegül Arık Körkü ve Diğerleri | 2020/10569 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/10569
Karar Tarihi 03.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi anayasal bir güvencedir.
  • Emsal taşınmazlar arasındaki değer farkları gerekçelendirilmelidir.
  • Yargı mercileri iddiaları özenle değerlendirerek karşılamakla yükümlüdür.
  • Mülkiyet hakkı uyuşmazlıklarında usuli güvenceler titizlikle sağlanmalıdır.

Bu karar, idare hukuku ve eşya hukuku bağlamında kamulaştırma davalarında mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin tespitinde mahkemelerin geniş bir takdir yetkisi olmakla birlikte, vatandaşların uyuşmazlığın esasına etkili olan somut iddia ve itirazlarının kesinlikle yanıtsız bırakılamayacağını vurgulamaktadır. Özellikle aynı bölgede, aynı kamu yararı amacıyla kamulaştırılan benzer nitelikteki taşınmazlar arasında uygulanan değerlendirme ölçütlerindeki farklılıkların, yargı mercilerince tatmin edici ve adil bir gerekçeyle açıklanması zorunluluğu teyit edilmiştir.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, kamulaştırma bedeli tespiti ve tescil davalarına bakan derece mahkemelerine ve Yargıtay ilgili dairelerine net bir usul ve esas mesajı vermektedir. Mahkemeler, hesaplama yöntemlerinde, özellikle üretim masrafları ve münavebe ürünleri gibi bedeli doğrudan belirleyen teknik verilerde, emsal dosyalardaki verilerle çelişen bir durum tespit edildiğinde bunu mutlaka kararlarında tartışmalıdır. Karar, idarenin veya mahkemelerin şablon gerekçelerle hareket edemeyeceğini, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'ya uygun ve ölçülü olabilmesi için gerçek karşılığın ödenmesini temin edecek usuli güvencelerin eksiksiz işletilmesi gerektiğini emsal teşkil edecek biçimde tescil etmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesi Kargaçayırı Köyü'nde yer alan on bin metrekareyi aşkın tarla vasfındaki taşınmazın hissedarlarıdır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından Değirmenüstü Hidroelektrik Santrali (HES) projesinin hayata geçirilmesi amacıyla bu taşınmazın bir kısmı için acele kamulaştırma kararı alınmış ve bedel bankaya depo edilerek taşınmaza el konulmuştur. Taraflar arasında kamulaştırma bedeli konusunda uzlaşma sağlanamaması üzerine EPDK, idare olarak başvuruculara karşı asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.

Yargılama sürecinde alınan ek bilirkişi raporlarında taşınmazın bedeli net gelir metoduna göre buğday ve kavun gibi münavebe ürünleri üzerinden hesaplanmıştır. Ancak başvurucular, aynı bölgede ve birebir aynı kamulaştırma projesi kapsamında yer alan komşu bir emsal taşınmaz için üretim masraflarının daha düşük hesaplandığını ve metrekare birim değerinin kendi taşınmazlarından daha yüksek belirlendiğini tespit etmiştir. Emsal taşınmaz ile kendi taşınmazları arasındaki bu hesaplama ve bedel farkına dair iddialarını yargılama ve temyiz aşamalarında ısrarla ileri sürmelerine rağmen, derece mahkemeleri bu çelişkiyi gidermeden ve itirazları tartışmadan daha düşük bir kamulaştırma bedeline hükmetmiştir. Başvurucular, esasa etkili bu itirazlarının dikkate alınmaması ve kendilerine eksik bedel ödenmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Kamulaştırma işlemlerinde taşınmaz bedellerinin tespiti temel olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır. Söz konusu kanunun değerlendirme esaslarını düzenleyen 2942 sayılı Kanun m. 11 hükmünün (f) bendi uyarınca, tarım arazilerinin kamulaştırma bedeli, taşınmazın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri esas alınarak belirlenmektedir. Bu hesaplamada, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda il ve ilçe tarım müdürlüklerinin resmî üretim giderleri ve toptan satış fiyatları verileri temel alınmaktadır.

Anayasa'nın 46. maddesine göre, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin "gerçek karşılık" olarak peşin ödenmesi, mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için vazgeçilmez temel bir anayasal güvencedir. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri ışığında, mülkiyet hakkına yönelik bu tür kamu gücü müdahalelerinde, hedeflenen kamu yararı amacı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında makul ve adil bir denge kurulması zorunludur.

Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, kamulaştırma bedelinin tespiti esasen teknik ve uzmanlık gerektiren bir husus olup derece mahkemelerinin ve Yargıtay'ın ilgili uzman dairelerinin yetkisi dâhilindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, bir temyiz mercii gibi mahkeme kararlarını her yönüyle denetlemek değil, uygulanan yöntemin anayasal anlamda gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemektir. Bu doğrultuda, mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri gereğince, davacının davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esasa etkili temel iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilmesi ve ilgili, yeterli bir gerekçeyle karşılanması hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin şeklî anlamda kanuni bir dayanağının bulunduğunu ve hidroelektrik santrali projesi kapsamındaki kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına yönelik olduğunu tespit etmiştir. Ancak uyuşmazlığın düğümlendiği asıl nokta, başvuruculara ödenen bedelin Anayasa'nın öngördüğü "gerçek karşılık" güvencesini tam olarak sağlayıp sağlamadığı ve yargılama süreci boyunca mahkemeler tarafından mülkiyet hakkının usuli güvencelerine yeterince riayet edilip edilmediğidir.

Başvurucular, aynı yörede ve birebir aynı kamulaştırma projesi kapsamında yer alan emsal bir taşınmaza yönelik açılan davada, ilçe tarım müdürlüğü verilerindeki birtakım üretim giderlerinin kendi dosyalarına kıyasla daha düşük dâhil edildiğini ve bu sayede emsal taşınmaza metrekare başına çok daha yüksek bir değer biçildiğini kanun yolları aşamasında net bir şekilde ileri sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi, UYAP sistemi üzerinden yaptığı incelemede, sözü edilen emsal dosyadaki Yargıtay bozma kararı doğrultusunda sermaye faizi gibi birtakım üretim masraflarının hesaba katılmayarak arazi metrekare değerinin 20,24 TL olarak belirlendiğini ve bu bedel üzerinden verilen kararın ilgili dairece onandığını bizzat doğrulamıştır.

Buna karşın, başvurucuların kendi dosyalarında münavebeye esas alınan ürünlerin üretim masrafları daha yüksek tutulmuş ve taşınmazın değeri 13,80 TL olarak hesaplanmıştır. Emsal dosyada masraf kalemlerinden çıkarılması gerektiği açıkça belirtilen giderlerin bu dosyada dikkate alınmasıyla mülk sahipleri aleyhine hakkaniyetsiz bir tablo oluşmuştur. Başvurucular yargılama ve karar düzeltme süreçlerinde bu çelişkiyi defalarca ve ısrarla dile getirmelerine rağmen, ne ilk derece mahkemesi ne de Yargıtay ilgili dairesi esasa doğrudan etki eden bu ciddi iddiaya yönelik herhangi bir hukuki değerlendirme yapmamış ve tatmin edici bir gerekçe sunmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı yargılamasının bütününü ve davanın sonucunu etkileyen böylesine önemli bir iddianın mahkemelerce cevapsız bırakılmasını, mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu usuli eksiklik, kamulaştırma bedelinin gerçek değerinin altında kalmasına yol açmış ve müdahalenin dayandığı kamu yararı ile mülkiyet hakkının etkin korunması arasındaki bulunması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine ölçüsüz bir biçimde bozmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin belirlenmesi sürecinde mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlanmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması talebiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: