Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/31231 E. | 2017/20813 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/31231 E. 2017/20813 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/31231
Karar No 2017/20813
Karar Tarihi 11.12.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma ve Ret
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemi yasa dışıdır.
  • Toplu eylemin işverene zarar verme kastı içermemesi gerekir.
  • Toplu iş eylemlerinde ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
  • Yasa dışı grev işverene haklı fesih imkanı verir.

Bu karar, işçi sendikaları ve işverenler arasındaki toplu iş sözleşmesi süreçlerinde, işçilerin başvurabileceği eylem yollarının yasal sınırlarını kesin ve net bir biçimde çizmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, temel hak niteliğindeki demokratik ve barışçıl toplu eylem hakkının sınırsız olmadığını, bu hakkın kullanımında ölçülülük ilkesinin ve işverene kasten zarar vermeme şartının mutlaka gözetilmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken gerçekleştirilen iş bırakma ve işyeri işgali gibi eylemlerin, kanuni grev hakkı kapsamında korunamayacağı tespiti, iş hukuku pratiği açısından kritik bir eşik oluşturmaktadır.

Uygulamadaki önemi ve benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, işçilerin salt kendi bağlı bulundukları sendikaya tepki göstermek amacıyla işverenin üretimini durduracak boyutta orantısız eylemlere girişmesinin, işveren açısından doğrudan haklı fesih nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Mahkeme, sendika içi çekişmelerin işverenin ticari faaliyetlerini ve işyeri güvenliğini tehlikeye atacak bir noktaya taşınmasına hukuki koruma sağlamamıştır. Bu doğrultuda, söz konusu karar, iş bırakma eylemlerinin sınırlarını belirlerken, işverenin fesih hakkının meşru zeminini de netleştirmekte, benzer nitelikteki yasa dışı grev ve işyeri işgali dosyalarında mahkemelere yol gösterici bağlayıcı bir referans olmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalışmakta olduğu işyerinde işveren tarafından yetkili sendikadan istifa etmesi nedeniyle kendisine mobbing uygulandığını ve sendikal baskılar neticesinde iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek işe iadesi ve yasal haklarının tespiti talebiyle davalı işverene karşı dava açmıştır. İşveren ise, söz konusu işçilerin otomotiv ve metal sektöründeki diğer fabrikalardan etkilenerek bağlı bulundukları sendikaya tepki olarak iş bırakma eylemi başlattıklarını, eylemin yasa dışı olarak üretim alanını işgal etmeye dönüştüğünü, tüm uyarılara ve emniyet güçlerinin müdahalesine rağmen eylemin sürdürüldüğünü belirterek feshin haklı nedene dayandığını savunmuştur. Uyuşmazlık, işçilerin katıldığı iş bırakma eyleminin demokratik hak arama hürriyeti kapsamında yasal bir eylem mi yoksa işverene haklı fesih imkanı tanıyan kanun dışı bir grev mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde temel olarak 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 hükümlerine dayanmıştır. İlgili kanun maddesi, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmalarını grev olarak tanımlamaktadır. Yine aynı madde uyarınca, kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan eylemler kanun dışı grev niteliğinde kabul edilmektedir.

Uyuşmazlık çözümünde uluslararası normlar da dikkate alınmış olup, 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasa'nın 51., 54. ve 90. maddeleri gereğince işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının bulunduğu kabul edilmiştir. Ancak yerleşik içtihat prensipleri gereği, bu hakkın kullanımının mutlak ve sınırsız olmadığı, eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşması gerektiği vurgulanmıştır.

Ayrıca, işçilerin çalışma koşullarını etkileyen olaylarda işverenin tutumunun değerlendirilmesi kapsamında 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II hükümleri göz önüne alınmıştır. Yürürlükte bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu durumlarda, yasal olarak karşılanması mümkün olmayan talepler (sendika odasının kaldırılması, gayri resmi temsilcilerin tanınması vb.) öne sürülerek işyerinin işgal edilmesi ve üretim faaliyetinin aksatılması, işverene iş sözleşmesini tazminatsız ve bildirimsiz feshetme hakkı tanıyan haklı bir neden olarak nitelendirilmiştir. Bu doğrultuda, salt işçilerin kendi aralarındaki veya sendikalarıyla olan uyuşmazlıkların işverenin üretim ve çalışma düzenini bozacak seviyeye ulaşması hukuka aykırı bulunmuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davalıya ait işyerinde 01.09.2014 ile 31.08.2017 tarihleri arasında yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu ve bu sözleşmenin taraflarca uyuşmazlık çıkmadan imzalandığı tespit edilmiştir. Ancak metal sektöründe faaliyet gösteren diğer işyerlerindeki yüksek zam oranlarından etkilenen bir grup işçinin, kendi bağlı bulundukları sendikaya tepki amacıyla işyerinde üretim faaliyetini durdurdukları anlaşılmıştır. Olay günlerinde fabrika binasında gerçekleşen ve ancak emniyet güçlerinin müdahalesiyle sona erdirilebilen iş bırakma ve işyeri işgali eyleminin katılımcı sayısı, zamanlaması ve süresi dikkate alındığında, eylemin ölçülü olmaktan uzak olduğu Yargıtay tarafından belirlenmiştir.

Tanık beyanları ve dosya kapsamındaki deliller ışığında, söz konusu eylemin işverene karşı değil, doğrudan ilgili sendikaya yönelik olduğu saptanmıştır. İşçilerin eyleme dayanak olarak öne sürdükleri sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve kendi belirledikleri gayri resmi temsilcilerin tanınması gibi taleplerin, yetkili sendikanın bulunduğu ve toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu bir işyerinde yasal olarak işverence karşılanmasının mümkün olmadığı açıkça ortaya konulmuştur. Yasadan kaynaklanmayan ve tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğun işverence resmen tanınması beklenemez.

Ayrıca, davalı işverenin yasal prosedürleri uygulayarak eyleme katıldığını saptadığı işçilerin sözleşmelerini feshettiği, sendikalı veya sendikasız işçiler arasında ayrım yaptığına ya da sendikayı korumaya yönelik özel bir dahli olduğuna dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemenin, olayı demokratik hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirerek verdiği işe iade kararı, bu durumun kanun dışı grev özelliklerini barındırması ve işverenin işletmesel menfaatlerine orantısız zarar vermesi nedeniyle hatalı bulunmuştur. İşverenin iş akdini sonlandırma işleminin haklı nedene dayandığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yasa dışı grev niteliğindeki eylemlerin işverene haklı fesih imkanı tanıdığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: