Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/31169 E. 2017/3814 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/31169 |
| Karar No | 2017/3814 |
| Karar Tarihi | 13.03.2017 |
| Dava Türü | İşe İade |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemi yasadışıdır.
- Ölçüsüz toplu eylemler hukuki korumadan kesinlikle yararlanamaz.
- Yasadışı grev, işverene haklı fesih imkanı tanır.
- Barışçıl eylem sınırları üretim faaliyetini aksatmamakla çizilmiştir.
Bu karar, işçi sendikalarından istifa eden ve kendi gayriresmi temsilcilerinin işverence tanınması amacıyla işi bırakıp işyerini terk etmeyen işçilerin eyleminin yasadışı grev niteliğinde olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik tepki ve barışçıl toplu eylem hakkının sınırlarını çok net bir biçimde çizerek, eylemin işverene zarar verme kastı taşıması, üretim faaliyetini aksatması ve süresi bakımından ölçüsüz olması durumunda bu eylemlerin hukuki korumadan yararlanamayacağını yüksek mahkeme içtihadı ile vurgulamaktadır.
Uygulamadaki önemi açısından bu karar, toplu iş sözleşmesinin fiilen yürürlükte olduğu bir dönemde, kanundışı temsilcilik talepleriyle başlatılan ve işyeri işgaline dönüşen organize eylemlerin hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğine dair son derece güçlü bir emsal oluşturmaktadır. Benzer işçi işveren davalarında referans alınacak olan bu yaklaşım, demokratik barışçıl eylem ile kanun dışı yasadışı grev arasındaki ince çizgiyi kalınlaştırmakta, işverenin böylesi ölçüsüz durumlarda haklı nedenle derhal fesih yetkisini kullanabileceğini ve işyerindeki üretim güvencesini teminat altına almaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, çalıştığı fabrikada yetkili sendikadan istifa etmesi süresince işveren ve sendika temsilcileri tarafından kendisine ciddi baskı ve mobbing uygulandığını iddia ederek işverene karşı işe iade davası açmıştır. İşçi, tuvalete gitmesinin bile izne tabi tutulduğunu, vatan haini gibi asılsız dedikodularla dışlandığını ve haksız yere işten çıkarıldığını belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve sendikal tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçilerin yasadışı fiili eylemler başlattığını, sendika temsilcilerinin odalarının kapatılmasını ve kendi yasadışı sözcülerinin tanınmasını istediklerini, işbaşında üretimi durdurup "ölmek var dönmek yok" sloganlarıyla günlerce fabrikayı işgal ettiklerini savunmuştur. Uyuşmazlık, işçilerin eyleminin yasal bir hak arama özgürlüğü mü yoksa yasadışı bir grev mi olduğu ve işverenin fesih işleminin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı incelerken temel aldığı mevzuatın merkezinde 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 yer almaktadır. Bu maddeye göre, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmalarına grev denilmektedir. Kanuni şartları taşımadan yapılan grevler yasadışı grev olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca feshin hukuki dayanağı olarak 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II ile düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve 6356 sayılı Kanun m.70 ile koruma altına alınan kanun dışı grev neticesinde işverenin haklı fesih hakkı kuralları dikkate alınmıştır.
Uluslararası hukuk bağlamında ise, 87 ve 98 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasa'nın 51., 54. ve 90. maddeleri uyuşmazlık kapsamında değerlendirilmiştir. İşçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının bulunduğu yerleşik içtihat prensipleriyle kabul edilmekle birlikte, bu hakkın kullanımının temel sınırları mevcuttur. Eylemin hukuka uygun bir barışçıl hak arama faaliyeti sayılabilmesi için işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve hukuktaki ölçülülük ilkesine katı bir şekilde uygun olması şarttır. Eylemin başlangıç zamanlaması, fiili katılımcı sayısı, devam süresi ve fabrika üretim faaliyetine verdiği zarar, eylemin ölçülü olup olmadığının tespitinde yatan en önemli temel kriterlerdir. Toplu iş sözleşmesinin zaten yürürlükte olduğu bir dönemde, işyerini işgal boyutuna varan fiiller hak arama sınırlarını ihlal etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin incelemesi neticesinde, davalı işyerinde o tarihte yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu ve uyuşmazlığın yasal bir kanuni grev hakkının kullanımıyla kesinlikle ilgili olmadığı tespit edilmiştir. İşçilerin yetkili sendikadan kendi rızalarıyla istifa ederek kendi seçtikleri temsilcilerin muhatap alınmasını istemesi ve salt bu taleple iş bırakmaları mahkemece çok detaylıca incelenmiştir. Somut olayda işçilerin, 2 Temmuz 2015 tarihinde sabah vardiyasında işbaşı yapmayarak üretimi tamamen durdurdukları, işverenin tüm iyi niyetli görüşme çağrılarını reddettikleri saptanmıştır. İşyeri yetkililerinin defalarca yaptığı uyarılara ve kolluk kuvvetlerinin resmi olarak ifadeye çağırmasına rağmen işçiler eylemlerini sonlandırmamış ve üretim tesisini terk etmemişlerdir.
Yerel mahkeme her ne kadar bu durumu barışçıl bir hak arama özgürlüğü olarak değerlendirip feshin geçersizliğine hükmetmiş olsa da, Yargıtay dosya kapsamındaki delillerle bu tespite iştirak etmemiştir. Yüksek Mahkeme, eylemin başta işverene değil sendikaya yönelik başladığını, ancak daha sonrasında fabrika binasını fiilen işgal etme eylemine dönüştüğünü, eylemin ulaştığı gün sayısı ve katılımcı sayısı dikkate alındığında hak aramadaki ölçülülük ilkesinden tamamen uzaklaşıldığını belirlemiştir. Geçerli bir toplu iş sözleşmesi varken, tüzel kişiliği bulunmayan rastgele bir grubun işverence muhatap alınmasının hukuken asla beklenemeyeceği vurgulanmıştır. Ayrıca işverenin, sendikalı ile sendikasız işçiler arasında ayrım yaptığına veya sırf mevcut sendikayı korumak maksadıyla hareket ettiğine dair dosyada inandırıcı bir delile rastlanmamıştır. Fabrikada işgal eylemine katılan işçilerin titizlikle tespit edilip iş sözleşmelerinin haklı nedenle tazminatsız olarak sonlandırıldığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, feshin haklı nedene dayandığını ve eylemin yasadışı grev boyutuna ulaştığını belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur.