Emsal Karar
"Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığını tartışmasız kabulünü doğurur."
"Bu karar, psikolojik tacizin tanımında genellikle aranan "sistematik olma" veya "uzun süre devam etme" gibi unsurların, ihlalin çok ağır olduğu istisnai durumlarda aranmayabileceğini hüküm altına almaktadır. İşçinin doğrudan şeref ve haysiyetine, fiziksel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik olarak gerçekleştirilen ağır ve yıkıcı saldırılar, sürecin zamana yayılmasına gerek kalmaksızın tek başına mobbing olarak nitelendirilmektedir. Bu durum, özellikle yöneticiler tarafından ulu orta yapılan ağır hakaretler veya işçinin sağlığını derhal tehlikeye atan onur kırıcı eylemlere maruz kalan işçilerin haklı fesih ve tazminat taleplerinin önünü açmakta ve işverenin elini zayıflatmaktadır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/24019 E. 2013/17421 K.
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/24019 E., 2013/17421 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai, mobbing tazminatı alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, mali müşavir olarak çalıştığını işverenin kendisine mobbing uyguladığını, bu mobbing sonucu 08.10.2010 tarihinde tazminat haklarının ödenmesi koşulu ile istifa etmek zorunda kaldığını, yönetim değişikliği sebebi ile kabul edilmediğini, yurtlar müdürü olarak 01.12.2010 tarihinde atandığını yurt denetim raporu hazırlamasının istendiğini tarafına olumsuz düşünceler olması sebebi ile ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, mobbing tazminatını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının kendi isteği üzerine Yurtlar Müdürlüğü uzman kadrosuna atandığını, yeni görevinde de mesleğini ifa ettiğini davacının mobbing iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının çalıştığı mali işler bölümünden yurtların idaresine geçirilmesi ve üniversitesinin merkez yönetimden uzak kenarda bir köşesine gönderip mali işlerle alakası olmayan bir odaya oturtularak kendisine maaş verilip adeta istifaya zorlanması davalı tarafından davacıya mobbing uygulandığı delili sayıldığından istifada haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Çağdaş iş hukuku bir taraftan uluslararası sözleşmeler, diğer taraftan Avrupa normları işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması, çalışma ilişkisinin, karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçlamıştır.
İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurumdur. Örneğin Alman Federal İş Mahkemesi bir kararında işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasden güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceği üzere işçi bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığını tartışmasız kabulünü doğurur.
Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. Emare işte bu anlayışın bir sonucudur. Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları gözönüne alındığında verilecek sonuçla ispat gerçekleşir. Başka bir anlatımla bu ilk görünüş ispatıdır. (Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku B.6, İstanbul 1997; sh.622)
Somut olayda davacı genel merkezde mali müşavir olarak çalışırken sözlerinin kesilerek fikir beyan etmesininin engellendiğini, başkasının yapması gereken işlerin verilerek mesai yükünün arttırılmaya çalışıldığını, hafta sonları çalışmasının istendiğini, üniversite görevi dışında FMV Şirketin muhasabe işlerinin de kendisine verildiğini, bir yönetici ile ihtilafa düştüğünü, çalıştığı birimie oldukça uzak Kredi Yurtlar müdürlünde görevlendirildiğini, gitmeden bilgisayarının formatlandığını, hiçbir veri alamadığını, yurt denetim raporu hazırlamasının istendiğini ancak tarafına bilgisayar verilmediği gibi iki aylık sürede hazırladığını, rapor sebebi ile çalıştığı yurtlar müdürlüğünde tarafına karşı olumsuz düşüncelerin oluşması sebebi ile yeni işyerinde de huzursuzluk istemediğinden işyerinden ayrılmanın daha doğru olduğunu düşünerek tazminatları ödenerek iş sözleşmesinin sonlandırılmasını istediğini beyan etmiştir. Öte yandan davacı tanığı istifa ettirilmek istenen kişilerin yurtlara sürgün olarak gönderildiğini, "Ahmet Derya Özkan tarafından davacıya tazminat ödeneceği söylenince istifa dilekçesi verdi birazda zorlandı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı Zekiye Bahadır; "eski daire başkanı ile anlaşamadığını "istifa et tazminatını ödeyeceğim şeklinde yazılı kağıt verildiğini, bu kağıdın kaybolduğunu" beyan etmiştir. Mahkemece insan kaynakları uzmanı ve mali müşavirin de aralarında bulunduğu bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilmek sureti ile davacının çalıştığı bölüm- odası, yaptığı işler ve çalışma koşulları ile mali işler dairesindeki odası-görevi-çalışma koşullarının karşılaştırılması açısından bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacıya iddia ettiği gibi mobbing uygulanıp uygulanmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.