Anasayfa Karar Bülteni AYM | Kamile Kandal vd. | BN. 2022/82341

Karar Bülteni

AYM Kamile Kandal vd. BN. 2022/82341

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/82341
Karar Tarihi 27.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kısıtlama kararı somut gerekçelere dayanmalıdır.
  • Soruşturma dosyasına erişim kısıtlaması ölçülü olmalıdır.
  • Tutuklu, suçlamalara itiraz etme fırsatına sahip olmalıdır.
  • Gerekçesiz dosya erişim yasağı kişi hürriyetini ihlal eder.

Bu karar, ceza soruşturmalarında şüpheli müdafiinin dosya içeriğini incelemesinin kısıtlanmasına yönelik idari ve yargısal uygulamaların sınırlarını çok daha net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, sadece kanuni düzenlemelere soyut bir atıf yapılarak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği genel gerekçesiyle dosya kısıtlaması getirilmesini anayasal hakların ihlali olarak görmüştür. Tutuklu kişilerin, kendilerine yöneltilen ağır suçlamalara karşı etkili bir şekilde itiraz edebilmeleri için suçlamaların dayanağı olan temel delillere ve unsurlara erişim imkânının mutlak surette sağlanması gerektiği, aksi durumun adil yargılanmanın temeli olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini temelden zedelediği açıkça ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, sulh ceza hâkimliklerinin ve savcılıkların dosyalar hakkında gizlilik kararı verirken daha titiz davranmalarını ve matbu ifadeler yerine tamamen somut gerekçeler sunmalarını zorunlu kılmaktadır. Soruşturmanın amacının tam olarak nasıl tehlikeye düşeceği somutlaştırılmadan verilen kısıtlama kararları, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Benzer davalarda, şüphelilerin tutukluluk hallerine karşı hukuki bir itiraz sunabilmeleri için dosyaya erişim haklarının, yalnızca olağanüstü bir zorunluluk hâlinde ve olay bazlı somut gerekçelerle sınırlandırılabileceği emsal bir içtihat prensibi olarak hukuk sistemimize sıkıca yerleşmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle gözaltına alınmış ve ardından ilgili hâkimlik kararıyla tutuklanmışlardır. Soruşturma sürecinde, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hâkimliği tarafından dosya hakkında kısıtlama kararı verilmiş ve böylece avukatlarının dosyayı incelemesi ile belge örneği alması tamamen engellenmiştir. Başvurucular, bu kısıtlama kararına karşı yaptıkları itirazın sonuçsuz kalması ve soruşturma dosyasına erişimlerinin engellenmesi nedeniyle, kendilerine yöneltilen somut suçlamaları ve bu suçlamalara dayanak olan temel delilleri tam olarak öğrenemediklerini belirtmişlerdir. Bu durumun, tutuklamaya karşı etkin bir şekilde itiraz etmelerini fiilen engellediğini ifade ederek, haksız gözaltı, hukuka aykırı tutuklama ve dosyaya erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddiasıyla dava açmışlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını incelerken Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı çerçevesinde detaylı bir değerlendirme yapmıştır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin, bu kısıtlamanın hukuka uygunluğunu denetletmek amacıyla hızla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır. Bu anayasal hakkın kâğıt üzerinde kalmaması ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için yargılamanın her aşamasında çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine titizlikle riayet edilmesi zorunludur.

Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan temel kurallardan bir diğeri 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153 düzenlemesidir. İlgili yasa maddesi, müdafiin dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin, ancak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek olması hâlinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi kararıyla kısıtlanabileceğini açıkça hüküm altına almaktadır.

Anayasa Mahkemesinin bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre, tutuklu kişinin soruşturma dosyasındaki her türlü belgeye sınırsız erişim hakkı bulunmamaktadır. Ancak, savunma hakkına getirilecek bu tür kısıtlamalar kesinlikle gerekli olmalı ve mutlaka somut gerekçelere dayanmalıdır. Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme ihtimalinin somut olayda nasıl gerçekleşeceğine dair idari veya adli makamlarca tatmin edici bir açıklama yapılmadan, yalnızca kanun lafzının tekrar edilmesiyle kısıtlama kararı verilmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir. Tutuklu kişiye, kendisine karşı yöneltilen suçlamalara ve tutuklamaya temel oluşturan ana delillere itiraz etme fırsatı mutlaka sunulmalı, dosya kısıtlaması nedeniyle savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek adil güvenceler sağlanmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda başvurucular hakkında uygulanan gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuka aykırı olduğu ve gözaltı süresinin makul süreyi aştığı yönündeki iddialar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 kapsamında tazminat davası açma yolu tüketilmediğinden ilk aşamada başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması iddiası yönünden yapılan incelemede ise, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle dosya hakkında kısıtlama kararı talep edildiği ve sulh ceza hâkimliğinin bu talebi uygun bularak kısıtlama kararı verdiği saptanmıştır.

Ancak Anayasa Mahkemesi, gerek kısıtlama talebinde gerekse verilen hâkimlik kararında, soruşturmanın amacının tehlikeye düşmesi ihtimalinin somut olayda tam olarak nasıl gerçekleşeceğine ilişkin en ufak bir açıklamaya yer verilmediğini açıkça tespitmiştir. Başvurucuların soruşturma dosyasına erişimlerinin engellenmesinin, yürütülmekte olan soruşturmanın selametini ne şekilde ve hangi boyutlarda tehlikeye sokacağı hususu yargı makamlarınca hiçbir şekilde somutlaştırılamamıştır. İlgili sulh ceza hâkimliği kararının sadece soyut kanun lafzının tekrarından ibaret olduğu, dosyaya özgü, kişiselleştirilmiş ve yeterli bir gerekçe içermediği görülmüştür.

Geçerli, somut ve yeterli bir gerekçe olmaksızın dosyaya erişim olanağından mahrum bırakılan başvurucuların, kendilerine yöneltilen ağır suçlamaları detaylarıyla öğrenme ve tutuklamayı haklı göstermek için ileri sürülen iddialara karşı tatmin edici şekilde hukuki itiraz etme imkânından yoksun bırakıldığı anlaşılmıştır. Bu vahim durum, başvurucuların tutukluluk hâline karşı etkili bir şekilde yargı merciine başvurmalarını engellemiş olup kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sağladığı en temel güvenceleri zedelemiştir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında başvurucular hakkında beraat kararı verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olması da, soruşturma evresindeki dosyaya erişim kısıtlamasının yarattığı hukuka aykırılığı geriye dönük olarak ortadan kaldırmamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: