Anasayfa Karar Bülteni AYM | Gökhan Gündüz | BN. 2021/26425

Karar Bülteni

AYM Gökhan Gündüz BN. 2021/26425

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/26425
Karar Tarihi 13.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kitaplara erişim ifade özgürlüğü kapsamındadır.
  • Bandrol eksikliği tek başına kısıtlama olamaz.
  • Yayın kısıtlamaları somut güvenlik riski gerektirir.
  • Mahkemeler itirazlara yeterli gerekçe sunmak zorundadır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların haber ve fikirlere ulaşma hakkının, yalnızca şeklî eksiklikler veya idari prosedürler gerekçe gösterilerek keyfî olarak kısıtlanamayacağını açık ve net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, dışarıdan gönderilen süreli veya süresiz yayınların salt bandrolsüz olması nedeniyle mahpusa verilmemesini, anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğüne yapılmış haksız ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmiştir. İdarenin ve şikayetleri inceleyen derece mahkemelerinin, bir yayının kuruma kabul edilmemesi için o yayının kurum güvenliğini, düzenini veya disiplinini ne şekilde bozduğunu soyut ifadelerle değil, somut delillerle temellendirmesi gerektiği hukuken hüküm altına alınmıştır.

Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, cezaevi idarelerinin, eğitim kurullarının ve infaz hâkimliklerinin kararlarını şekillendirecek çok güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Özellikle yurt dışından veya farklı hukuki statüye sahip bölgelerden (örneğin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi) gönderilen ve basıldığı yerin mevzuatı gereği bandrol zorunluluğu bulunmayan eserlerin engellenmesi uygulamasının bu kararla birlikte kesin olarak önüne geçilecektir. Karar, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, uygulanan kanuni dayanakların amacına uygun ve temel hakları her zaman en az kısıtlayacak şekilde yorumlanması gerektiğini uygulamadaki tüm yargı mercilerine kesin bir dille hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışma suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucuya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yaşayan bir yakını tarafından posta ve kargo yoluyla üç adet kitap gönderilmiştir. Ancak cezaevi idaresi, kitaplardan ikisinin üzerinde bandrol bulunmadığı gerekçesiyle bu eserleri başvurucuya teslim etmemiştir. Başvurucu, söz konusu kitapların KKTC'de basıldığını, o bölgedeki yasal mevzuata göre kitaplarda bandrol uygulamasının zorunlu olmadığını belirterek uygulamanın haksız olduğunu savunmuş ve kitapların kendisine verilmesi talebiyle şikâyet yoluna başvurmuştur. Cezaevi idaresinin Eğitim Kurulu ve ardından şikâyet mercii olan infaz hâkimliğinin ile ağır ceza mahkemesinin başvurucunun taleplerini sadece şeklî gerekçelerle reddetmesi üzerine uyuşmazlık, kitaplara erişim hakkının kısıtlanması sorunu olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluyla taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini genel çerçevede güvence altına alan 26. maddesini temel bir referans olarak almıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi hakkını da zorunlu olarak kapsar. Mahpusların dışarıdan gelen süreli veya süresiz yayınları temin etme hakkı da bu özgürlüğün ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır.

Kararda dayanılan temel kanuni düzenleme 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.62 hükmüdür. Bu maddenin üçüncü fıkrasına göre; kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez. Ayrıca idare ve mahkemeler kararlarında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine dayanmıştır.

Yüksek Mahkeme, temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve mutlaka ölçülü olması gerektiğini belirtmiştir. Mahpusların yayınlara erişimine getirilecek kısıtlamaların, sadece şeklî bir şarta (örneğin bandrol eksikliğine) dayandırılamayacağı, yayının içeriğinin 5275 sayılı Kanun m.62 kapsamında kurum güvenliğini bozup bozmadığının denetlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. İdarelerin kararlarında, 5846 sayılı Kanun hükümlerine şeklen atıf yapmakla yetinilemeyeceği, somut bir güvenlik riskinin ortaya konulmasının zorunlu olduğu yönündeki yerleşik içtihat prensipleri hatırlatılmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucuya KKTC'den gönderilen kitapların cezaevi idaresince hangi gerekçeyle engellendiğini detaylı bir biçimde analiz etmiştir. Cezaevi Eğitim Kurulu ve şikâyeti inceleyen derece mahkemeleri, kitapların teslim edilmemesine yegâne gerekçe olarak eserlerin üzerinde bandrol bulunmamasını göstermiştir. İlgili makamlar ve mahkemeler, bu kısıtlama kararlarını yalnızca mevzuat hükümlerine soyut bir şekilde atıf yaparak gerekçelendirmiştir.

Yüksek Mahkeme, ceza infaz kurumu idarelerinin mahpuslara gelen süreli ve süresiz yayınları denetleme yetkisi ve yükümlülüğü bulunduğunu kabul etmekle birlikte, bu denetimin temel amacının yayının içerik itibarıyla kurum güvenliğini, düzenini veya disiplinini bozup bozmadığının tespiti olması gerektiğinin altını çizmiştir. Olayda ise idare ve infaz hâkimliği, bandrolsüz kitapların kuruma sokulmasının 5275 sayılı Kanun m.62 çerçevesinde disiplini veya güvenliği ne şekilde tehlikeye düşürdüğüne dair somut, mantıklı ve kabul edilebilir hiçbir değerlendirme yapmamıştır.

Dahası, başvurucunun ısrarla söz konusu kitapların KKTC'den geldiğini ve o ülkenin hukuki mevzuatında bandrol zorunluluğu bulunmadığını dile getirmesine rağmen, derece mahkemeleri bu esaslı ve doğrudan sonuca etki edebilecek itirazı tamamen yanıtsız bırakmış, konu hakkında hiçbir araştırma ve değerlendirme sürecine girmemiştir. Anayasa Mahkemesi, sadece mevzuat hükümlerine yapılan şeklî ve soyut atıfların, bir hakkın kısıtlanması için demokratik toplum düzeninde gerekli olan "ilgili ve yeterli gerekçe" standartlarını sağlamadığını kesin olarak tespit etmiştir. Bu eksik inceleme ve yetersiz gerekçe, başvurucunun bilgiye ve fikre erişim hakkına yapılan müdahaleyi anayasal düzlemde orantısız kılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: