Anasayfa Karar Bülteni AYM | Yakup Aslantepe | BN. 2021/16518

Karar Bülteni

AYM Yakup Aslantepe BN. 2021/16518

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/16518
Karar Tarihi 02.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusun ailesiyle teması için tedbirler alınmalıdır.
  • Çocuğun üstün yararı her zaman gözetilmelidir.
  • Güvenlik ile aile bağları arasında denge kurulmalıdır.
  • Görüş günleri çocukların eğitimine göre ayarlanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların aile bağlarını sürdürebilmesi ve öğrenim gören çocuklarıyla iletişim kurabilmesi noktasında devletin pozitif yükümlülüklerini güçlü bir biçimde somutlaştırmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kurum güvenliği ve idari düzen gibi meşru amaçlar ileri sürülse bile, bu gayeler ile bireyin anayasal hakları arasında makul ve hakkaniyetli bir denge kurulması gerektiğinin altını çizmektedir. Özellikle eğitim hayatına devam eden çocukların üstün yararı söz konusu olduğunda, idari makamların ve derece mahkemelerinin salt soyut, genel geçer güvenlik risklerini veya personel yetersizliklerini gerekçe göstererek görüş günlerini hafta içiyle sınırlandırması hukuka aykırı bulunmuştur.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, ceza infaz kurumlarının ziyaret ve telefonla görüşme takvimlerini belirlerken katı bürokratik kurallardan ziyade mahpusların bireysel durumlarını ve çocuklarının yüksek yararını gözeten esnek yaklaşımlar benimsemesi gerektiğini göstermektedir. İnfaz hâkimliklerinin ve itiraz mercilerinin, idarenin ret işlemlerini denetlerken sadece kurumun varsayımsal kaygılarına dayanmak yerine, ailenin korunması ve ilişkilerin sürdürülebilirliği yönünde somut ve ikna edici gerekçeler aramasını zorunlu kılmaktadır. Benzer durumlardaki mahpusların okul çağındaki çocuklarıyla görüşebilmesi adına hafta sonu düzenlemesi yapılmasının temel bir hak teşkil ettiği yönünde emsal bir etkiye sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan başvurucu, eşinin çalışması ve çocuklarının örgün eğitime devam etmesi nedeniyle ailesiyle yeterince iletişim kuramadığını belirterek idareye başvurmuştur. Başvurucu, çocuklarının gün içinde okulda olması sebebiyle hafta içi günlere denk gelen açık ve kapalı ziyaret hakları ile telefonla görüşme haklarını kullanamadığını ifade etmiş ve bu görüşmelerin hafta sonuna alınmasını talep etmiştir.

Ceza infaz kurumu idaresi tarafından bu talebin olumsuz karşılanması üzerine başvurucu durumu infaz hâkimliğine taşımıştır. İnfaz hâkimliğinin, hafta sonu ziyaretlerinin genel kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği ve personel kapasitesi ile fiziki altyapının buna uygun olmadığı gerekçesiyle talebi reddetmesi üzerine itirazlarını ağır ceza mahkemesine götüren başvurucu, buradan da ret yanıtı almış ve nihayetinde aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 uyarınca güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41 uyarınca korunan ailenin bütünlüğü prensipleri, ebeveynlerin çocuklarıyla bütünleşmesinin ve sağlıklı bir iletişim kurabilmesinin sağlanmasını öngörmektedir. Kamusal makamlar, yargısal ve idari kararlarında bu temel kurallara uymak ve devletin üzerine düşen pozitif yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmek zorundadır.

Hükümlü ve tutukluların çeşitli anayasal haklarının, ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak belli ölçülerde sınırlandırılması hukuken mümkündür. Ancak, bu sınırlandırmalar hiçbir zaman mahpusun ailesiyle olan bağını tamamen koparacak, anlamsız kılacak boyuta ulaşmamalıdır. Ceza infaz kurumu idareleri, hükümlü ve tutukluların dış dünyayla ve özellikle de aile fertleriyle temasını, ilişkilerini sürdürebilmesini sağlayacak makul, ölçülü ve uygulanabilir alternatif tedbirleri almak zorundadır.

Taraf olunan uluslararası sözleşmeler ve anayasal ilkeler gereği, çocukları ilgilendiren her türlü faaliyette "çocuğun üstün yararı" ilkesi temel referans noktası kabul edilmeli ve kararlar bu eksende şekillenmelidir. Mahkemeler ve idari otoriteler, mahpusların görüş gün ve saatlerini belirlerken çocukların eğitim ve öğrenim hayatlarını mutlaka göz önünde bulundurmalı, okuyan çocukların ebeveynleriyle görüşebilmelerini kolaylaştırıcı pratik düzenlemeler geliştirmelidir. İdarenin, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlarla kısıtlamaya giderken, aile hayatına saygı hakkı ile güvenlik endişeleri arasında dengeli bir oran tutturması esastır. Hükümlülerin bu tür talepleri reddedilirken yalnızca soyut, genel güvenlik ve idari kapasite eksikliği risklerine dayanılmamalı; ikna edici, duruma özgü, somut ve yeterli gerekçeler mahkemeler tarafından ortaya konmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesi, başvurucunun çocuklarının örgün eğitime devam etmesi sebebiyle hafta içi düzenlenen açık/kapalı ziyaretler ile telefon görüşmelerine katılamadıkları ve babalarıyla fiziki veya işitsel bir iletişim kuramadıkları tespiti üzerinden incelemesini başlatmıştır. Ortaya çıkan bu fiilî durumun, başvurucu ve öğrenim gören çocukları arasında aile bağlarının sürdürülmesini açıkça imkânsızlaştırdığı yahut olağanüstü derecede zorlaştırdığı ortadadır.

Derece mahkemeleri ve idari makamlar, başvurucunun görüş günlerinin hafta sonuna alınması talebini değerlendirirken, bu durumun ceza infaz kurumunun fiziki güvenliğini veya genel işleyişini tam olarak ne şekilde tehlikeye düşüreceğini somut verilerle açıklayamamıştır. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi kararlarında yalnızca kopyala-yapıştır tarzı genel güvenlik kaygılarından, ziyaret mahallerinin durumu ile görevlendirilecek personel sayısının yetersizliğinden bahsedilmiş; ailenin bir arada tutulmasının önemi ve çocuğun üstün yararı ilkesi tamamen göz ardı edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, telefonla görüşme ve açık/kapalı ziyaret takviminin okul saatleri dışına veya hafta sonuna alınması yönündeki taleplerin reddedilmesinin, ancak bu durumun kurum disiplini ve güvenliği açısından giderilemeyecek ciddi riskler barındırdığının idare tarafından ikna edici biçimde kanıtlanması hâlinde hukuka uygun bulunabileceğini belirtmiştir. Mevcut uyuşmazlıkta ise, yargısal ve idari mercilerin çocuğun üstün yararı ile ceza infaz kurumunun organizasyonel düzeni arasında adil bir denge kuramadığı, aile ilişkilerinin devamlılığını sağlamak maksadıyla makul esnekliklerin gösterilmediği kanaatine varılmıştır. Böylelikle kamu makamlarının, aile hayatına saygı hakkı kapsamında beklenen pozitif yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediği, ret kararlarında sunulan gerekçelerin temel bir anayasal hakkı sınırlamak için yeterli nitelikte olmadığı tespiti yapılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun açık ve kapalı görüş ile telefonla görüşme gününün çocuklarının okul durumuna göre hafta sonuna alınması talebinin ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmadan reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: