Emsal Karar
"Ancak, kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak, görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler."
"Bu emsal karar, kamu görevlilerinin mesai saatleri içerisinde veya kurum çatısı altında gerçekleştirdikleri mobbing, hakaret ve tehdit gibi kasıtlı eylemlerin değerlendirilmesinde mağdurun elini büyük ölçüde güçlendirmektedir. Normal şartlarda kamu personelinin görevini yaparken verdiği zararlar idarenin sorumluluğunda olup idari yargıda dava konusu edilirken, bu hükümle birlikte kişisel husumet, kin veya keyfilik barındıran ve kamu hizmetinin doğasıyla örtüşmeyen saldırıların "hizmet kusuru" zırhından çıkarılacağı vurgulanmaktadır. Bu durum, mağdurun doğrudan faili hedef alarak hakkını arayabilmesine olanak tanır ve tacizci kamu görevlisinin kurum arkasına saklanmasını engeller."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/9683 E. 2015/5453 K.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davalı... vekili Avukat... tarafından, davalı-karşı davacı... aleyhine 03/05/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve karşılık davanın husumet yönünden reddine dair verilen 26/03/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava ve karşılık dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, Anayasa'nın 129/5 ve 657 sayılı Yasa'nın 13/1. maddesi uyarınca husumet yönünden asıl ve karşılık davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı ve davalı, aynı Devlet Hastanesi'nde hekim olarak çalışmakta olup; kamu görevlisi sıfatını taşımaktadırlar.
Asıl davada, hakaret ve tehdit eylemleri; karşılık davada ise, hakaret, tehdit ve süreklilik arzeden yıldırma eylemleri (mobbing) nedeniyle manevi tazminat istemlerinde bulunulmuştur.
Kural olarak, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlar hizmet kusuruna ilişkindir. Hizmet kusuruna dayanan tazminat istemlerinin de, idari yargı yerinde ve idareye karşı yöneltilmesi gerekir. (Anayasa m.129/5, 657 sayılı Yasa m.13). Ancak, kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak, görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler. Buna bağlı olarak da, yukarıda vurgulanan anayasal ve yasal hükümler kapsamında değerlendirilemezler.
Somut olayda, dayanılan maddi olgular göz önünde tutulduğunda; tarafların kişisel kusurları ileri sürülmüş ve dava konusu edilmiştir. Kamu görevlilerinin, görev sırasındaki kişisel kusuruna dayanan davalar, adli yargı yerinde ve özel hukuk hükümleri uyarınca çözümlenir. Mahkemece, uyuşmazlığın esası incelenmelidir. Karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle taraflar yararına BOZULMASINA ve taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 04/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.