Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2020/1538 E. | 2021/63 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2020/1538 E. 2021/63 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2020/1538
Karar No 2021/63
Karar Tarihi 06.01.2021
Dava Türü Tam Yargı (Manevi Tazminat)
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Mobbing iddiaları somut bilgi ve belgelere dayanmalıdır.
  • İşlemlerin yargı kararıyla iptali doğrudan mobbing sayılamaz.
  • Manevi tazminat için kasıtlı ve sistematik eylem şarttır.
  • İdari tepkiler tek başına psikolojik taciz oluşturmaz.

Bu karar, kamu personeli hukukunda sıklıkla karşılaşılan mobbing (psikolojik taciz) iddialarının yargı mercilerince hangi objektif kriterlere göre değerlendirileceğini açıkça ortaya koyan önemli bir içtihattır. Danıştay, idare tarafından kamu görevlisine karşı tesis edilen disiplin cezalarının veya atama işlemlerinin mahkemelerce hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesinin, tek başına idarenin o personele yönelik bilinçli ve sistematik bir psikolojik şiddet uyguladığı anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır. Hukuka aykırı her idari işlemin otomatik olarak mobbing teşkil etmeyeceği, eylemlerin manevi tazminat gerektirecek bir boyuta ulaşması için "kasıt, süreklilik ve yıldırma amacı" unsurlarının somut delillerle ispat edilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.

Benzer uyuşmazlıklarda bu kararın emsal etkisi son derece belirleyicidir. Özellikle amirler ile memurlar arasında idari işleyişten kaynaklanan gerginliklerin, resmi yazışmalara düşülen sert notların veya iş yoğunluğuna bağlı izin ertelemelerinin, memuru işten soğutma ve psikolojik olarak çökertme gibi spesifik bir kötü niyet taşımadığı sürece manevi tazminat sorumluluğu doğurmayacağı teyit edilmiştir. Kamu çalışanlarının sadece lehlerine sonuçlanan iptal davalarını gerekçe göstererek geniş çaplı mobbing iddialarıyla idareden tazminat talep etmelerinin önüne geçilmiş, tazminat hukukunda aranan illiyet bağı ve ağır kusur ilkelerinin sıkı bir şekilde uygulanacağı bir kez daha hatırlatılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Batman Üniversitesi'nin çeşitli birimlerinde mühendis ve yönetici pozisyonlarında görev yapan davacı, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada ve bu görevden alındıktan sonraki süreçte, üniversite yönetimi tarafından kendisine kasıtlı olarak psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını iddia ederek davalı idareye karşı tam yargı davası açmıştır.

Davacı; kısa süre içerisinde hakkında haksız yere soruşturmalar açıldığını, kendisine verilen disiplin cezalarının mahkemelerce iptal edildiğini, kurum içi yazışmaların üzerine şahsını rencide edici notlar yazılarak aşağılandığını, yıllık izin haklarının engellendiğini, çalışma odası dahi verilmeyerek mescitte çalışmak zorunda bırakıldığını ve yıldırma amaçlı atama işlemleriyle kurumdan uzaklaştırılmaya çalışıldığını öne sürmüştür. Yaşadığı bu uzun ve sistematik süreç nedeniyle psikolojisinin ciddi şekilde bozulduğunu, tedavi görmek zorunda kaldığını ve özel hayatının da olumsuz etkilendiğini belirten davacı, yaşadığı ağır manevi yıkım, acı ve elemin karşılığı olarak 70.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte idareden tahsil edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanmaktadır. Bir kamu görevlisinin çalıştığı kurumda psikolojik tacize (mobbing) maruz kaldığı iddiasıyla idareye karşı açtığı tam yargı davalarında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri çerçevesinde idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Manevi tazminat ise kişinin malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir araç olmayıp; idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemi neticesinde kişinin şeref, haysiyet, onur gibi manevi varlığında oluşan ağır eksilmenin, duyulan derin acı, üzüntü ve elemin kısmen de olsa hafifletilmesini sağlayan bir manevi tatmin aracıdır.

Çalışma hayatında mobbing (psikolojik taciz), bir veya birkaç kişinin bir diğer kişiye yönelik olarak, belirli bir süre boyunca, kasıtlı ve sistematik bir biçimde devam eden, o kişiyi yıldırmayı, pasifize etmeyi veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu kavramın idari yargıda karşılık bulabilmesi için, idarenin tesis ettiği işlemlerin salt idari bir hatadan veya hukuki bir yorum farkından kaynaklanmaması; eylemlerin bilinçli olarak kamu görevlisinin kişiliğini ve saygınlığını zedelemeye yönelik, sürekli ve tahrip edici bir nitelik taşıması gerekmektedir.

Salt bazı idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden hukuka aykırı bulunarak mahkemelerce iptal edilmesi, idarenin kastı ve sistematik yıldırma amacı somut ve açık delillerle kanıtlanmadığı sürece mobbingin varlığına karine oluşturmaz. Ayrıca, kurum içi hiyerarşik yapı dahilinde amirlerin hizmetin yürütülmesine ilişkin verdikleri sert talimatlar, görevlendirmeler veya eleştiriler, hakaret veya sistematik dışlama boyutuna ulaşmadıkça idareye manevi tazminat yükümlülüğü doğurmaz. Yargı mercileri, idari işlemlerin iptali ile manevi tazminat doğuran eylemler arasındaki illiyet bağını bu katı çerçevede incelemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile davacının Batman Üniversitesi'ndeki görev süreci Mahkemece bütüncül bir şekilde incelenmiştir. Davacının Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, enerji nakil hattında bakır yerine alüminyum kablo döşenmesi veya rektörlük binası aydınlatma işi gibi konularda hakkında soruşturmalar yürütüldüğü, bu soruşturmalar sonucunda kendisine "uyarma" disiplin cezaları verildiği görülmüştür. Ayrıca davacının, bu görevinden alınarak önce bir meslek yüksekokulu emrine, ardından mahkeme kararıyla görevine dönmesi sonrasında ise yine aynı daire başkanlığına mühendis olarak atandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu disiplin cezaları ile görevden alma işlemlerinin, davacı tarafından açılan davalar neticesinde idari yargı yerlerince hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği açıktır.

Ancak Mahkeme; disiplin cezalarının veya atama işlemlerinin mahkeme kararıyla iptal edilmiş olmasının, idarenin davacıyı kasıtlı ve sistematik olarak aşağılama, küçümseme, dışlama veya kötü muameleye tabi tutma amacı taşıdığını tek başına kanıtlamayacağına hükmetmiştir. Benzer şekilde, üniversite genel sekreteri tarafından kurum içi bir yazışmanın üzerine, "üç üniversiteyi gezdiniz. Böyle uyduruk bir yazı mı çıkardınız. Araçların görevlendirilmelerinde tüm usul ve esaslar belli olacak şekilde bir yazı hazırlayın." şeklinde düşülen not, idari işleyiş kapsamındaki bir tepki ve hizmetin gereği gibi yapılmasına yönelik bir uyarı olarak değerlendirilmiş; bu notun kişiliğe saldırı veya mobbing teşkil edecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır.

Davacının, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı ve kendisine çalışma odası tahsis edilmeyerek mescitte çalıştırıldığı yönündeki iddiaları da somut belgelerle doğrulanmamıştır. Bilakis, davacının yeni eğitim-öğretim yılının başladığı yoğun bir dönemde izin talep ettiği, bu döneme özgü iş yoğunluğu sebebiyle talebinin makul bir idari gerekçeyle reddedildiği; ancak takip eden süreçte davacıya hem o yıla hem de geçmiş yıllara ait tüm izin haklarının kullandırıldığı tespit edilmiştir. Aynı şekilde, atandığı meslek yüksekokulunda kendisine uygun bir çalışma odasının tahsis edildiği de resmi belgelerle kanıtlanmıştır. Mevcut durum karşısında, davacının manevi bütünlüğünü hedef alan, onu işten soğutmaya dönük kötü niyetli ve haksız bir uygulamanın varlığı tespit edilememiştir.

Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, maddi ve manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartların somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen İdare Mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bularak kararın onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: