Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/38582 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2012/38582
Karar No2012/43051
Tarih17.12.2012

"psikolojik taciz (mobbing) olarak değerlendirilen uygulamaların oluş şekli ve süresi dikkate alındığında manevi tazminatın kabulü gerektiği"

"Bu emsal karar, işverenin yönetim hakkını kötüye kullanarak işçiyi sürekli ve kısa süreli olarak farklı yerlerde görevlendirmesi gibi bezdirme amacı taşıyan eylemlerinin doğrudan psikolojik taciz sayılacağını hukuki bir zemine oturtmaktadır. Karar, çalışma koşullarının ağırlaştırılması yoluyla istifaya zorlanan işçinin elini güçlendirerek, bu tür sistematik yıldırma politikalarının süresi ve uygulanış biçimi göz önüne alındığında mahkemelerce mutlaka manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini kurala bağlamıştır. Böylece işverenin keyfi görev yeri değişiklikleri yapmasının önüne geçilmiş ve işçinin manevi bütünlüğü ile çalışma barışı koruma altına alınmıştır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/38582 E. 2012/43051 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı vekili, maddi ve manevi tazminatın davalı işverenden tahsiline

karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.02.2012 gün ve 2009/30916 Esas, 2012/6093 Karar sayılı kararı ile “davacı işçinin uzun süre...’da sabit bir görevde avukat olarak çalışmasının ardından... ilinde görevlendirildiği, ardından sürekli olarak değişik illerde kısa sürelerle çalışmasının istendiği, işverenin bu uygulamalarının davacıyı yıldırma, bezdirme amacına yönelik olduğu, mahkemece psikolojik tacizin varlığı kabul edilse dahi Borçlar Kanunu’nun 41. ve 49. Maddelerine göre manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı yönündeki kabulünün doğru olmadığı, psikolojik taciz (mobbing) olarak değerlendirilen uygulamaların oluş şekli ve süresi dikkate alındığında manevi tazminatın kabulü gerektiği, diğer taraftan davacının yer değiştirmelere bağlı olarak ulaşım, iletişim, konaklama ve yemek giderleri adı altında talep ettiği maddi tazminat yönünden dosya ekindeki klasör içindeki belgeler değerlendirilmeli, psikolojik taciz uygulamalarının doğrudan bir sonucu olan ve varsayıma dayanmayan gerçek zarar belirlenmeli, davacının görevlendirmelerle ilgili olarak harcırah alıp almadığı da tespit olunarak bu doğrultuda maddi tazminat yönünden de bir karar verilmesi gerektiği, mahkemece psikolojik tacizin bulunmadığı ve delillerin toplamasına gerek görülmediğinden söz edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, mobing tanımı ve uygulamaları konusunda ayrıntılı teorik bilgilere yer verilerek, “işten ayrılmaya zorlamak amacıyla olsa bile tayin etmek ya da geçici görevlere göndermenin mobbing olmadığı, davacının bunu kabul etmeme silahı olduğu, davacının iş koşularının ağırlaştırılması anlamına gelecek işveren tasarrufunu kabul etmemesi halinde işverenin amacına ulaşamayacağı, davacının aynı görevde devam etmek istediği, bunun da mobbing sayılamayacağını, manevi tazminata karar verilmesinin mobbingi ortadan kaldırmayacağı, davacının...'ya tayin edilmiş olması ya da muhtemelen görev tanımı içerisinde kalan geçici görevlendirmeler nedeniyle il dışına gönderilmesi başlangıçta mobbing olduğu söylenen tayinin sonradan mobbing olmaktan çıktığını kabul etmek anlamına geleceği, maddi tazminat konusunda ise davacının sunduğu belgeleri tasnif etmediği, bilirkişiden istenmesinin taraflarca hazırlama ilkesine aykırı olacağı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.

Direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Dairemizin “davacı işçinin uzun süre...’da sabit bir görevde avukat olarak çalışmasının ardından... ilinde görevlendirildiği, ardından sürekli olarak değişik illerde kısa sürelerle çalışmasının istendiği, işverenin bu uygulamalarının davacıyı yıldırma, bezdirme amacına yönelik olduğu, mahkemece psikolojik tacizin varlığı kabul edilse dahi Borçlar Kanunu’nun 41. ve 49. Maddelerine göre manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı yönündeki kabulünün doğru olmadığı, psikolojik taciz (mobbing) olarak değerlendirilen uygulamaların oluş şekli ve süresi dikkate alındığında manevi tazminatın kabulü gerektiği, diğer taraftan davacının yer değiştirmelere bağlı olarak ulaşım, iletişim, konaklama ve yemek giderleri adı altında talep ettiği maddi tazminat yönünden dosya ekindeki klasör içindeki belgeler değerlendirilmeli, psikolojik taciz uygulamalarının doğrudan bir sonucu olan ve varsayıma dayanmayan gerçek zarar belirlenmeli, davacının görevlendirmelerle ilgili olarak harcırah alıp almadığı da tespit olunarak bu doğrultuda maddi tazminat yönünden de bir karar verilmesi gerektiği, mahkemece psikolojik tacizin bulunmadığı ve delillerin toplamasına gerek görülmediğinden söz edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup direnme yerinde görülmediğinden, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.