Karar Bülteni
AİHM LANDIKA VE DİĞERLERİ BN. 45987/22
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 3. Bölüm |
| Başvuru No | 45987/22 |
| Karar Tarihi | 03.03.2026 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal Yok |
| Karar Linki | HUDOC |
- Özelleştirme hesabına aktarılan alacaklarda mülkiyet bağı kesilir.
- Borçlu alacaklı ilişkisinin sona ermesi devletin sorumluluğunu kaldırır.
- Farklı yargı yetkilerindeki yasal düzenlemeler mülkiyet hakkını etkileyebilir.
- Mülkiyetin yasal devri meşru beklenti hakkını tamamen ortadan kaldırır.
Bu karar, eski Yugoslavya'nın dağılması sonrasında bankalarda kalan döviz mevduatlarının iadesi sürecinde, alacakların başka bir devletin yasal otoriteleri (Bosna Hersek Federasyonu) tarafından yönetilen özelleştirme hesaplarına aktarılması durumunda Slovenya devletinin sorumluluğunun devam edip etmediğini net bir şekilde açıklamaktadır. Mahkeme, alacağın yerel mevzuat uyarınca özelleştirme sertifikalarına dönüştürülmesiyle birlikte orijinal banka ile mudî arasındaki borçlu-alacaklı ilişkisinin geri dönülemez biçimde sona erdiğini saptamış ve bu nedenle Slovenya'nın mülkiyet hakkı kapsamında sorumlu tutulamayacağına hükmetmiştir. AİHM, daha önce verdiği meşhur pilot kararından farklı olarak, bu davada başvurucuların mirasbırakanının mevduat hesabındaki bakiyenin tamamen sıfırlanarak başka bir yasal otoritenin fiili yönetimine geçtiğini özellikle vurgulamıştır.
Emsal niteliğindeki bu yargısal değerlendirme, uluslararası bankacılık ve mülkiyet hukuku ihtilaflarında, özellikle devletlerin ardıllığı ve sınır aşan mülkiyet devirlerinde hukuki sorumluluğun sınırlarını kesin olarak çizmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. İlgili karar, daha önce verilen pilot kararın kapsamının ve etkisinin sınırsız olmadığını, bu içtihadın yalnızca hesaplarda fiilen kalan ve başka mercilere devredilmeyen orijinal mevduatları kapsadığını tüm hukuk dünyasına göstermektedir. Uygulamada bu güncel karar, benzer şekilde özelleştirme fonlarına veya farklı devlet kurumlarına zorunlu olarak aktarılmış eski mevduatlara dayalı her türlü tazminat talebinin uluslararası alanda reddedileceğine dair son derece güçlü bir içtihat oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Kata Landika, Damjan Jugo Landika ve Vjekoslav Landika, mirasbırakanları olan Vladimir Landika'nın eski Yugoslavya döneminde Ljubljana Bankasının (LBL) Saraybosna şubesine yatırdığı döviz mevduatlarının iade edilmemesi nedeniyle Slovenya devletine karşı yargı yoluna başvurmuştur. Mirasbırakanın döviz hesabı, 1998 yılında Bosna Hersek Federasyonu'nun yasal düzenlemeleri kapsamında özel bir özelleştirme hesabına aktarılmış ve orijinal hesaptaki bakiye sıfırlanmıştır. Başvurucular, AİHM'in daha önce verdiği emsal pilot kararı ve bu karar sonrasında Slovenya tarafından yürürlüğe konulan uygulama kanunu uyarınca, söz konusu döviz mevduatlarının kendilerine geri ödenmesini talep etmişlerdir. Slovenya makamları ve yerel mahkemeler ise, alacağın özelleştirme hesabına yasal olarak aktarılmasıyla borçlu-alacaklı ilişkisinin sona erdiğini belirterek ödeme taleplerini kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, mülkiyet haklarının haksız yere ihlal edildiği iddiasıyla AİHM önünde hak aramıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesi (Mülkiyetin Korunması) kapsamında incelemiştir. Bu madde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme temel hakkını eksiksiz olarak güvence altına almaktadır.
AİHM'in yerleşik içtihatlarına göre, hukuki anlamda "mülkiyet" kavramı yalnızca kişilerin elinde bulundurduğu mevcut maddi malları değil, aynı zamanda kişilerin etkili bir şekilde yararlanmayı umabileceği ve icra edilebilir nitelikteki "meşru beklenti" doğuran hukuki alacakları da kapsamaktadır. Ancak, bir alacağın bu madde çerçevesinde mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için, ulusal hukuk düzeninde yeterli hukuki dayanaktan beslenmesi ve mutlak surette tahsil edilebilir bir nitelik taşıması gerekmektedir. Eğer ulusal hukukun yorumlanması ve uygulanması sonucunda iddia edilen hakkın hukuki bir geçerliliği kalmamışsa veya alacak hakkı sona ermişse, korunması gereken meşru bir beklentiden söz edilmesi mümkün değildir.
Somut olayda Slovenya, AİHM'in daha önce hükme bağladığı uluslararası uyuşmazlıklar sonrasında Ališić Uygulama Kanunu'nu yürürlüğe koyarak eski döviz mevduatlarının hak sahiplerine iadesi için özel bir mekanizma oluşturmuştur. Ancak bu kanunun 2. maddesinin 2. fıkrası, bulundukları ülkenin mevzuatı uyarınca özel özelleştirme hesaplarına çoktan aktarılan eski döviz tasarruflarını iade kapsamı dışında bırakacak şekilde düzenlenmiştir. AİHM, mülkiyetin korunmasına ilişkin ihtilaflarda, ulusal mahkemelerin yerel hukuku yorumlama ve kendi ulusal sınırları içinde uygulama yetkisine büyük bir saygı atfetmekte olup, bu yargısal yorumların bariz şekilde keyfi veya açıkça mantıksız olmadığı sürece müdahale etmemektedir. Bu çerçevede, bir alacağın yasal bir düzenlemeyle doğrudan başka bir kamu kurumunun uhdesine geçmesi ve orijinal banka ile ilişkinin tamamen kesilmesi, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin yasallığı ve dengeliliği bağlamında belirleyici ve objektif bir kriter olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
AİHM, başvurucuların mirasbırakanına ait döviz mevduatının 1998 yılında Bosna Hersek Federasyonu yetkilileri tarafından yasal bir idari işlemle özel bir özelleştirme hesabına aktarıldığını tartışmasız bir gerçek olarak tespit etmiştir. Bu aktarım işlemi sonucunda orijinal banka hesabındaki mevcut bakiye tamamen sıfırlanmış ve ilgili alacak, yasal düzenlemeler gereği özelleştirme sertifikalarına dönüştürülmüştür. Mahkeme, yaşanan bu durumun, hesaplarındaki paralar hiçbir zaman başka bir hesaba veya kuruma aktarılmamış olan önceki emsal davalardaki başvurucuların maddi durumundan temelden farklı olduğunu özellikle vurgulamıştır.
Slovenya Anayasa Mahkemesi ve diğer yerel mahkemelerin verdikleri kararları özenle inceleyen AİHM, Slovenya yargı mercilerinin konuyu kapsamlı, gerekçeli ve her türlü keyfilikten uzak bir şekilde değerlendirdiğini belirlemiştir. Yerel mahkemelerin, alacağın Bosna Hersek Federasyonu'nun kendi egemenlik alanındaki yasal düzenlemeleri doğrultusunda özelleştirme hesaplarına aktarılmasıyla birlikte, tasarruf sahibi ile Slovenya kontrolündeki Ljubljana Bankası (LBL) arasındaki hukuki borçlu-alacaklı ilişkisinin geri dönülemez biçimde koptuğu yönündeki yorumu Mahkeme tarafından son derece ikna edici bulunmuştur. Bu fiili ve hukuki aktarım işlemiyle birlikte ilgili bankanın, söz konusu fonlar üzerindeki kontrol gücü ve ödeme sorumluluğu tamamen sona ermiştir. Dolayısıyla, Slovenya devletinin söz konusu hesaplarla ilgili herhangi bir yasal yükümlülüğü veya hukuki sorumluluğu kalmamıştır.
Mahkeme, başvurucuların mirasbırakanının veya bizzat kendilerinin bu özelleştirme sertifikalarını fiili olarak kullanıp kullanmadıklarının, Slovenya'nın sorumluluğunu hukuken yeniden doğurmayacağını da açıkça belirtmiştir. İhtilaf konusu fonlar, bir kez Bosna Hersek yetkililerinin yasal yönetimine geçtikten sonra, Slovenya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında bu meblağları ödeme veya herhangi bir şekilde telafi etme yönünde bir pozitif yükümlülüğü bulunmamaktadır. AİHM, Slovenya makamlarının ve yerel mahkemelerinin kararlarının hukuka uygun ve adil olduğuna hükmederek, mülkiyet hakkına yönelik haksız ve dayanaksız bir müdahaleden söz edilemeyeceği kesin kanaatine varmıştır.
Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.