Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ahmet Tarık Aydın | BN. 2021/26906

Karar Bülteni

AYM Ahmet Tarık Aydın BN. 2021/26906

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/26906
Karar Tarihi 18.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın duruşmaya uzaktan katılımı hazır bulunma hakkına müdahaledir.
  • Duruşmada hazır bulunma hakkından feragat açık ve öngörülebilir olmalıdır.
  • Esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın bizzat mahkemede bulunması asıldır.
  • Zorlayıcı neden gösterilmeden SEGBİS dayatılması adil yargılanmayı zedeler.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma hakkının temel bir anayasal güvence olduğunu ve bu hakkın teknolojik imkânlar gerekçe gösterilerek keyfî biçimde sınırlandırılamayacağını hukuken teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığın duruşmaya bizzat katılma talebinin mahkemece hangi zorlayıcı nedene dayanılarak reddedildiğinin açıklanmaması ve özellikle aleyhteki belirleyici tanık beyanının alındığı esaslı celsede sanığın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi üzerinden uzaktan katılımına karar verilmesini, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik açık bir ihlal olarak değerlendirmiştir. Böylece, uzaktan katılım sistemlerinin ancak yasal zorunluluk hâllerinde ve sanığın savunma hakkını kısıtlamayacak şekilde kullanılabileceği kesin bir dille vurgulanmıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, mahkemelerin ceza infaz kurumundaki sanıklar için verdikleri uzaktan katılım yönündeki ara kararların mutlaka somut olayın şartlarına göre gerekçelendirilmesi zorunluluğunu ortaya koymasıdır. Uygulamada, ceza infaz kurumlarının uzaklığı, personel yetersizliği veya iş yoğunluğu gibi pratik gerekçelerle sanıkların duruşma salonuna getirilmemesi sıklıkla karşılaşılan bir durum olsa da, bu karar söz konusu uygulamanın ancak sanığın rızası veya çok istisnai güvenlik/lojistik zorunlulukları çerçevesinde meşru kabul edilebileceğini göstermektedir. Mahkûmiyete esas teşkil edecek kritik delillerin tartışıldığı ve tanıkların dinlendiği celselerde, sanığın yüz yüzelik ilkesi gereği bizzat mahkeme huzurunda bulunma talebinin soyut gerekçelerle reddedilmesi, yargılamanın bütününü sakatlayan bir ihlal sebebi sayılacaktır. Bu içtihat, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin etkin kullanımını teminat altına alması bakımından yargı pratiğine hayati bir yön vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığında subay olarak görev yapmaktayken 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan adli soruşturmalar kapsamında tutuklanmış ve hakkında anayasayı ihlal ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlamalarıyla ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yargılama aşamasında başvurucu, hakkındaki iddialara karşı etkili bir savunma yapabilmek için davanın görüldüğü mahkeme salonunda şahsen bulunmak istemiş ve celselere bizzat getirilmeyi talep etmiştir.

Ancak yerel mahkeme, başvurucunun bu açık taleplerini dikkate almamış ve aleyhine ifade verecek çok önemli bir tanığın ilk kez dinlendiği, davanın esasına doğrudan etki eden kritik oturumlarda dahi başvurucuyu Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden uzaktan duruşmaya dâhil etmiştir. Başvurucu, mahkemenin bu zorlayıcı tutumu nedeniyle aleyhine tanıklık eden kişiyi tam olarak göremediğini, hazırlıksız yakalandığını, tanığı etkili şekilde sorgulayamadığını ve savunma hakkının telafisi imkânsız şekilde kısıtlandığını ileri sürmüştür. SEGBİS ile uzaktan yargılanmaya mecbur bırakılmasının adil olmadığını belirten başvurucu, bizzat duruşmada bulunma hakkının elinden alındığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı çözümlerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı çerçevesinde duruşmada hazır bulunma hakkının hukuki niteliğine odaklanmıştır. Adil yargılanma hakkı, ceza isnadı altında bulunan bir sanığın hakkındaki suçlamaları öğrenme, bunlara karşı savunma yapma, aleyhindeki delilleri çürütme ve iddia makamıyla eşit şartlarda mücadele etme imkânına sahip olmasını gerektirmektedir. Bu hakkın en temel unsurlarından biri ve doğrudan doğruyalık ilkesinin zorunlu bir sonucu, yargılamanın yapıldığı duruşma salonunda sanığın bizzat hazır bulunmasıdır.

Sanığın duruşmada şahsen bulunması, yargılamayı yapan hâkimin sanık ve delillerle doğrudan temas kurmasını, sanığın mahkemenin ve tanıkların tepkilerini gözlemleyebilmesini sağlar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196 kapsamında sanığın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılması yasal olarak mümkün kılınmış olup bu düzenleme, usul ekonomisinin sağlanması ve güvenlik risklerinin bertaraf edilmesi gibi meşru amaçlara dayandırılmıştır. Ancak, söz konusu yasal düzenleme uyarınca sanığın açık talebi hilafına SEGBİS ile yargılamaya katılımının zorunlu tutulması, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik doğrudan bir müdahale teşkil etmektedir.

Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usuli güvencelerden açık veya örtülü şekilde feragat edilmesi mümkündür. Fakat bu feragatin Anayasa'ya uygun kabul edilebilmesi için feragat iradesinin son derece açık olması ve sonuçlarının sanık yönünden makul olarak öngörülebilir olması yasal bir zorunluluktur. Sanığın bizzat duruşmaya katılma yönündeki açık talebinin hangi zorlayıcı sebeplere dayanılarak kabul edilmediğinin, derece mahkemelerince soyut ifadelerden uzak, somut ve haklı gerekçelerle ortaya konulması gerekmektedir. Özellikle sanık aleyhine olan esaslı delillerin tartışıldığı veya karara temel teşkil edecek kritik tanıkların dinlendiği celselerde, yargı mercilerince sanığın iradesine aykırı olarak uzaktan katılımın dayatılması, ölçülülük ilkesi bağlamında demokratik toplum düzeninde gerekli ve orantılı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun yargılamanın çeşitli aşamalarında duruşmalara bizzat katılma taleplerini açıkça iletmesine rağmen, SEGBİS aracılığıyla yargılamaya katılmak zorunda bırakılmasını Anayasal güvenceler ışığında titizlikle incelemiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere başvurucu, savunmasının alındığı, esas hakkındaki mütalaanın sunulduğu ve nihai hükmün kurulduğu celselerde mahkeme salonunda bizzat hazır bulundurulmuş olsa da, bilhassa kendisi aleyhine temel iddiaları ortaya atan M.A. isimli tanığın dinlendiği ve mahkûmiyet kararında son derece belirleyici rol oynayan celseye, rızası dışında uzaktan bağlanarak dâhil edilmiştir. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkından feragat ettiğine dair hiçbir açık beyanı olmadığı gibi, zımnen feragat iradesini gösteren bir tutum veya olgu da mevcut değildir. Tam aksine, sanık cezaevi koşullarında bağlantı sorunları yaşandığını belirterek bizzat duruşmaya katılmak istediğini defalarca ve ısrarla dile getirmiştir.

Yerel mahkeme, başvurucunun bizzat hazır bulunduğu önceki celselerde dinlenmemiş olan ve asıl iddianamede beyanları yer almayan bir tanığı, başka bir soruşturma dosyasından getirterek, sadece başvurucunun SEGBİS ile katıldığı oturumda sürpriz bir şekilde dinlemiştir. Üstelik tanığın bu celsede dinleneceği hususu başvurucuya veya avukatına önceden usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiştir. Başvurucu, aleyhindeki bu kritik tanık beyanını ve tanığın duruşmada hazır edileceğini önceden bilmediğini, tanıkla ilk kez SEGBİS ekranından karşılaştığını, hazırlık yapma imkânı bulamadığı için tanığı etkili bir şekilde sorgulayamadığını haklı olarak ifade etmiştir.

Derece mahkemesinin, başvurucunun bizzat duruşmada bulunma talebini hangi zorlayıcı nedene dayanarak reddettiğini kararında hiçbir şekilde açıklamaması ve mahkûmiyete esas teşkil eden en hayati işlemlerden birinin yapıldığı celsede sanığı uzaktan katılıma zorlaması, söz konusu usuli müdahalenin gerekli ve ölçülü olmadığı sonucunu doğurmuştur. Başvurucu, sonraki celselerde ve istinaf ile temyiz kanun yolu dilekçelerinde bu konudaki şikâyetlerini açıkça dile getirmiş olmasına rağmen, derece mahkemeleri bu ağır usuli eksikliği giderecek alternatif yolları değerlendirmemiş ve somut gerekçeler sunmaktan kaçınmıştır. Anayasa Mahkemesi, duruşmada hazır bulunma hakkının etkin kullanımının sağlanmaması nedeniyle iddia ve savunma makamları arasındaki silahların eşitliği ilkesinin bozulduğu, bu durumun yargılamanın bütününde adil yargılanma hakkını telafisi imkânsız şekilde zedelediği kanaatine varmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun rızasına aykırı şekilde duruşmaya SEGBİS ile katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: