Anasayfa Karar Bülteni AYM | İspet Petro Kimya A.Ş. | BN. 2021/64245

Karar Bülteni

AYM İspet Petro Kimya A.Ş. BN. 2021/64245

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/64245
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sermaye şirketleri adli yardım talebinde bulunabilir.
  • Ödeme gücünden yoksunluk şirketler için de geçerlidir.
  • Tüzel kişiliğe dayalı kategorik ret ölçüsüzdür.
  • Şirketlerin mali durumu objektif verilerle tespit edilmelidir.

Bu karar, sermaye şirketlerinin mahkemeye erişim hakkı ve adli yardım kurumundan yararlanabilme ehliyeti bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Türk hukuk sisteminde uzun yıllar boyunca adli yardımın yalnızca gerçek kişilere özgü bir hak olduğu yönünde daraltıcı bir yorum benimsenmiş, tüzel kişilerin mali zorluklar yaşasa dahi bu yola başvuramayacağı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kararı ile tüzel kişilerin sırf sermaye şirketi statüsünde bulunmalarının, adli yardım taleplerinin peşinen reddedilmesi için meşru bir temel oluşturmayacağını net bir biçimde ortaya koyarak hukuki güvenlik ve mahkemeye erişim prensiplerini güçlendirmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar yerel mahkemelerin adli yardım taleplerini incelerken izlemesi gereken yöntemi kökten değiştirmektedir. Mahkemeler artık şirketlerin adli yardım taleplerini kategorik olarak reddetmek yerine; yıllık ve ara dönem finansal tablolar, bağımsız denetim raporları veya yönetim organı tespitleri gibi somut ve objektif kriterler üzerinden bir ödeme gücü değerlendirmesi yapmak zorundadır. Borca batık durumda olan ve yargılama giderlerini karşılama imkânı bulunmayan şirketlerin adalete erişiminin önündeki aşırı şekilci engellerin kaldırılması, ticari hayattaki hak arama özgürlüğü açısından kritik bir güvence sağlamakta olup uygulamadaki daraltıcı içtihatların dönüşmesini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İspet Petro Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, tarafı olduğu bir hukuki süreç kapsamında Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava sürecine dâhil olmuştur. Şirket, içinde bulunduğu ekonomik zorluklar nedeniyle yargılama harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu belirterek yerel mahkemeden adli yardım talebinde bulunmuştur. Ancak derece mahkemesi, başvurucunun bir sermaye şirketi olduğunu ve yasal mevzuat kapsamında adli yardımdan yararlanabilecek kişiler arasında tüzel kişilerin sayılmadığını gerekçe göstererek bu talebi reddetmiştir. Başvurucu şirket, bireysel mali durumu değerlendirilmeden sırf tüzel kişi olması sebebiyle adli yardım talebinin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını zedelediğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve yeniden yargılama talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı prensiplerine dayanmıştır. Yargılama sürecinde ortaya çıkan masrafları karşılama gücünden yoksun olan kişilerin adalete erişimini sağlamak amacıyla öngörülen adli yardım müessesesi, mahkemeye erişim hakkının vazgeçilmez bir parçasıdır.

Uyuşmazlığın temelinde yatan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu düzenlemeleri, adli yardımdan yararlanacak kişileri genel hatlarıyla belirlemiştir. Yerleşik yargısal uygulamalarda uzun süre bu kuralların sadece gerçek kişileri kapsadığı, sermaye şirketlerinin ise ticari nitelikleri gereği bu kapsamda değerlendirilemeyeceği yönünde daraltıcı bir yorum benimsenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin Kemtaş Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Kurul kararıyla yerleşik içtihat prensiplerine dâhil ettiği üzere, yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olma kriteri yalnızca gerçek kişiler için geçerli bir kavram olarak nitelendirilemez. Aktifleri borçlarını karşılayamayan ve borca batık durumda olan ticari şirketlerin de mahkemeye erişim hakkı bağlamında korunması anayasal bir zorunluluktur.

Şirketlerin ödeme gücünden yoksunluk durumu, tüzel kişiliğin doğasına uygun olarak yıllık ve ara dönem finansal tablolar, denetime tabi şirketlerde bağımsız denetim raporları, erken teşhis komitesi raporları veya yönetim organının tespitleri gibi objektif veriler üzerinden belirlenebilir. Şirketlerin somut mali durumları hiç değerlendirilmeden, sırf sermaye şirketi olmaları sebebiyle yasal mevzuatın aleyhlerine yorumlanması, hak arama hürriyetine ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu olan yerel mahkeme kararını incelerken, başvurucu şirketin adli yardım talebinin reddedilme gerekçesinin Anayasa'da güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına uygun olup olmadığını detaylı bir biçimde değerlendirmiştir. Başvurucu şirketin Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu adli yardım talebi, şirketin güncel mali tablosu, aktif ve pasif durumu ya da borca batıklık durumu gibi ekonomik gerçekleri incelenmeksizin reddedilmiştir. Ret gerekçesi olarak yalnızca şirketin ticari niteliğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında adli yardımdan yararlanacak kişiler arasında sermaye şirketlerinin açıkça gösterilmemesine dayanılmıştır.

Yüksek Mahkeme, adli yardım kurumundan faydalanma hakkının tüzel kişilere tamamen kapatılmasının anayasal hakların özüne dokunan bir sınırlama olduğunu tespit etmiştir. Bir sermaye şirketinin dava açabilmesi veya hakkını arayabilmesi için gerekli olan yargılama harç ve masraflarını karşılayamayacak ölçüde ekonomik dar boğazda olabileceği, bunun da şirket bilançoları ve denetim raporları gibi somut delillerle ispatlanabileceği vurgulanmıştır. Yerel mahkemenin, başvurucu şirketin mali durumunu gösteren delilleri değerlendirmek yerine, kanundan kaynaklanan şekilci bir yaklaşımla talebi reddetmesi, başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecede zorlaştırmış ve hakkın kullanımını imkânsız hâle getirmiştir.

Bu tür bir kategorik ret yaklaşımının, mahkemeye erişim hakkına yapılan ölçüsüz bir müdahale niteliği taşıdığı ve hak arama hürriyeti üzerinde ağır bir külfet oluşturduğu açıktır. Somut olayda başvurucunun bireysel koşulları tartışılmadan adli yardımdan mahrum bırakılması, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan adalete erişim imkânını doğrudan zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: