Anasayfa Karar Bülteni AİHM | CIMPAKA KAPETA | BN. 55000/18

Karar Bülteni

AİHM CIMPAKA KAPETA BN. 55000/18

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM / Birinci Bölüm
Başvuru No 55000/18
Karar Tarihi 26.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Seyahat özgürlüğü milli güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılabilir.
  • Gizli belgelere dayalı kısıtlamalar yargı denetimine tabi olmalıdır.
  • Kişiye yöneltilen iddiaların özü mutlaka bildirilmelidir.
  • Pasaport verilmemesi ölçülü bir idari tedbir kabul edilebilir.

Bu karar, uluslararası alanda terörle mücadele ve milli güvenliğin korunması amacıyla bireylerin seyahat özgürlüğünün sınırlandırılması konusunda devletlere tanınan takdir yetkisinin sınırlarını çizmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, geçmişte silahlı bir terör örgütü safında çatışmalara katıldığı için mahkumiyet kararı bulunan ve denetimli serbestlik altında olan bir bireye yeni bir pasaport verilmemesinin, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olduğunu kesin bir dille vurgulamıştır. İdarenin gizli istihbarat raporlarına dayanarak işlem tesis etmesi durumunda, bu belgelerin bağımsız bir yargı mercii tarafından etkin bir biçimde denetlenmesi şartı aranmış, ancak kişinin gizli belgenin tamamına erişim hakkının mutlak olmadığı net bir şekilde belirtilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde bu karar, milli güvenliğin korunması amacıyla tesis edilen idari işlemlerde, kişiye sadece hakkındaki iddiaların özünün bildirilmesinin, adil yargılanma ve etkili başvuru hakkı standartları açısından yeterli kabul edilebileceğini göstermektedir. Özellikle yabancı terörist savaşçıların çatışma bölgelerine seyahatini engellemeye yönelik devlet politikalarının, Sözleşme'ye Ek 4 No'lu Protokol'ün 2. maddesi ile tam bir uyum içinde olduğu teyit edilmiştir. Uygulamada, idare mahkemelerinin ve Danıştay gibi yüksek yargı organlarının gizli belgeleri inceleme yetkisine sahip olması, bu tür kısıtlamaların hukuka uygunluğunu sağlamada kritik bir usul güvencesi olarak kabul görmüş ve devletlerin güvenlik bürokrasisi ile yargı denetimi arasındaki hassas dengeyi nasıl kurması gerektiğine dair net bir yol haritası sunulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Belçika yetkili makamlarına karşı, kendisine pasaport verilmemesi yönünde tesis edilen idari işlemin iptali talebiyle dava açmıştır. Demokratik Kongo Cumhuriyeti doğumlu olan ve çocukluğunda Belçika'ya yerleşen başvurucu, geçmişte Suriye'ye giderek bir terör örgütü safında savaştığı için hapis cezası almış ve ardından sıkı denetimli serbestlik şartlarıyla tahliye edilmiştir. Tahliyesinin ardından yeni bir pasaport talebinde bulunmuştur. Ancak yetkili Dışişleri Bakanlığı, istihbarat birimlerinin hazırladığı gizli bir rapora dayanarak, kişinin Suriye'ye dönme riski taşıdığı ve evinde yapılan aramada terör örgütüne ait bir bayrak bulunduğu gerekçesiyle bu talebi kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, söz konusu pasaport verilmemesi kararının iptali için Danıştay nezdinde hukuki süreç başlatmış, ancak Danıştay idare tarafından sunulan gizli rapora dayanarak işlemi hukuka uygun bulmuştur. Başvurucu, gizli rapora doğrudan erişiminin engellenmesinin ve pasaport verilmemesinin seyahat özgürlüğünü ve etkili başvuru hakkını derinden ihlal ettiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 4 No'lu Protokol m.2 (Serbest Dolaşım Özgürlüğü) ve Sözleşme m.13 (Etkili Başvuru Hakkı) çerçevesinde kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Ek 4 No'lu Protokol'ün 2. maddesi uyarınca, herkesin kendi ülkesi de dâhil olmak üzere herhangi bir ülkeyi terk etme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu temel hak, milli güvenlik, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve mutlaka yasayla öngörülmek şartıyla sınırlandırılabilir. Mahkeme içtihatlarına göre, seyahat özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukuken meşru sayılabilmesi için kanunilik şartını tam olarak sağlaması, meşru bir amaç gütmesi ve demokratik bir toplumda zorunlu ve ölçülü olması gerekmektedir.

Somut olayda, ilgili Belçika Konsolosluk Kanunu hükümleri, başvuranın kamu düzeni veya milli güvenlik için açıkça önemli bir risk oluşturması halinde pasaport verilmesinin reddedilebileceğini düzenlemektedir. Ayrıca, Sözleşme m.13 kapsamında, milli güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan belgelere dayalı idari işlemlere karşı, bireylerin haklarını arayabilecekleri etkili bir başvuru yolunun bulunması şarttır. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, hukukun üstünlüğü ile yönetilen demokratik bir toplumda, bağımsız bir yargı organının, gizli nitelikteki istihbarat belgeleri de dahil olmak üzere idari dosyanın tamamına erişerek idari işlemin hukuka uygunluğunu ve orantılılığını denetleyebilmesi gerekmektedir. Bu denetim mekanizması, gizli bilgi kullanımının Sözleşme standartlarına uygunluğu açısından vazgeçilmez ve yeterli bir güvence oluşturmaktadır. Bireye yöneltilen iddiaların en azından özünün bildirilmesi, savunma hakkının tesisi için asgari bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuya pasaport verilmemesi yönündeki kısıtlayıcı işlemin kanuni bir dayanağının bulunduğunu ve milli güvenliğin sağlanması ile terör eylemlerinin önlenmesi gibi son derece hayati ve meşru amaçlar taşıdığını tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun geçmişte Suriye'ye giderek silahlı bir terör örgütüne katılması, hapis cezasına çarptırılması, denetimli serbestlik altındayken sahte kimlikle Türkiye'ye geçip tekrar Suriye'ye gitmeye çalışması ve evinde yapılan aramada terör örgütünü simgeleyen bayrak bulunması gibi vahim hususları dikkatle değerlendirmiştir. Bu bağlamda, ulusal makamların başvurucunun tekrar çatışma bölgesine gitme riskini yüksek olarak nitelendirmesi son derece makul bulunmuştur. Başvurucunun Belçika kimlik kartına sahip olması ve sadece kimlik kartıyla giriş yapılabilen ülkelere seyahat edebiliyor olması, uygulanan müdahalenin ölçülülüğünü ve orantılılığını destekleyen temel bir unsur olarak kabul edilmiştir.

Mahkeme, istihbarat birimlerinin hazırladığı gizli rapora başvurucunun erişiminin kısıtlanması bağlamında etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğini de detaylı olarak incelemiştir. Belçika Danıştay'ının, idarenin kararını denetlerken, gizli belge dâhil olmak üzere idari dosyanın bütününe erişim sağladığı ve kısıtlayıcı işlemin hukuka uygunluğunu tarafsız bir şekilde, kapsamlı olarak değerlendirdiği görülmüştür. Ayrıca, pasaport talebinin reddedilme gerekçelerinin özü olan Suriye'ye dönme riski ve evinde bulunan terör örgütü bayrağı gibi hayati bilgilerin başvurucuya usulüne uygun şekilde bildirildiği saptanmıştır.

Mahkeme, başvurucunun gizli belgenin kendisine doğrudan erişememesinin, sahip olduğu adil yargılanma ve usul güvencelerinin özünü hiçbir şekilde zedelemediğine ve Danıştay nezdindeki denetimin yeterli bir yargısal güvence sağladığına kanaat getirmiştir. Başvurucunun, gizlilik kararına karşı iç hukukta sahip olduğu itiraz yollarını tüketmediği ve söz konusu raporun gizliliğini usulüne uygun olarak tartışmaya açmadığı da ayrıca vurgulanmıştır. Tüm bu hususlar ışığında, ulusal makamların takdir marjlarını aşmadıkları ve seyahat özgürlüğü ile etkili başvuru hakkına yönelik herhangi bir ihlalin gerçekleşmediği neticesine varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun seyahat özgürlüğü ve etkili başvuru hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: