Karar Bülteni
AYM Serdar Aktaş BN. 2020/29432
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/29432 |
| Karar Tarihi | 05.06.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tanığın duruşmada dinlenmemesi geçerli nedene dayanmalıdır.
- Belirleyici tanık beyanına karşı dengeleyici güvence sağlanmalıdır.
- Tanık sorgulanmadan verilen mahkûmiyet adil yargılanmayı zedeler.
- Ses ve görüntü bilişim sistemi telafi edicidir.
Bu karar, ceza yargılamalarında mahkûmiyete esas alınan belirleyici tanık beyanlarının, sanığın sorgulama imkânı tanınmadan kabul edilmesinin adil yargılanma hakkına olan etkisini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, tanığın duruşmada fiziksel olarak hazır edilmemesi durumunda dahi, teknolojik imkânlar kullanılarak sanığın tanığa soru sorma ve yüzleşme hakkının korunması gerektiğinin altını çizmiştir. Mahkeme, sanığın tanığı sorgulama hakkının kısıtlanmasının, ancak yeterli karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmasıyla hukuka uygun sayılabileceğini, aksi takdirde yargılamanın hakkaniyetinin zedeleneceğini belirtmektedir.
Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, yerel mahkemelerin tanıkları sadece talimatla veya istinabe yoluyla dinleyip, duruşmada bu tutanakları okumakla yetinmelerinin önüne geçecek güçlü bir emsal niteliğindedir. Mahkemelerin, yargı çevresi dışında bulunan tanıkları dinlerken geçerli bir neden sunmadan ve sanığa doğrudan soru sorma fırsatı vermeden hüküm kurmaları adil yargılanma hakkı kapsamında doğrudan ihlal sebebi sayılacaktır. Benzer davalarda, mahkûmiyetin belirleyici ölçüde tanık beyanına dayandığı hâllerde, sanığa tanığın güvenilirliğini test etme imkânının SEGBİS veya benzeri yöntemlerle tanınması zorunlu bir usul kuralı olarak pekişecek ve savunma hakkının güvencelerini daha da güçlendirecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılandığı davada aleyhine ifade veren bazı tanıkların beyanları doğrultusunda hapis cezasına çarptırılmıştır. Uyuşmazlığın temel nedeni, mahkûmiyet kararına dayanak yapılan ve belirleyici nitelikte olan bu tanıkların mahkeme huzuruna getirilmemesi, istinabe (talimat) yoluyla başka yer mahkemelerinde dinlenilmiş olmasıdır. Başvurucu, aleyhindeki tanıkların duruşmada dinlenilmediğini, kendisine bu kişilere doğrudan soru sorma ve onlarla yüzleşme fırsatı verilmediğini belirterek savunma hakkının kısıtlandığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesinde hapis cezası alan ve bu kararı istinaf ile temyiz aşamalarından geçerek onanan başvurucu, tanık sorgulama hakkının kullandırılmaması sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın somut bir görünümü olan tanık sorgulama hakkı çerçevesinde hareket etmiştir. Ceza muhakemesinde temel kural, sanığın aleyhine ifade veren tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkına sahip olmasıdır. Bu hak, çelişmeli yargılama ilkesinin zorunlu ve ayrılmaz bir sonucudur.
Yüksek Mahkeme, yargılama haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kullanılabilmesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti için üç aşamalı bir test uygulamaktadır. Birinci aşamada, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığına bakılır. İkinci aşamada, sanığın sorgulayamadığı tanığın beyanının, mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili olup olmadığı incelenir. Üçüncü aşamada ise, eğer beyan belirleyici nitelikteyse, savunma tarafının karşılaştığı bu dezavantajı telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin (örneğin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 uyarınca tanığın aynı anda ses ve görüntü iletişim tekniği olan SEGBİS vasıtasıyla dinlenmesi veya sanığa kendi delillerini sunma imkânının tanınması) sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilir.
Ceza yargılamasında doğrudan doğruyalık ilkesi gereği, hâkimin kararı ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayanabilir. Sanığın, aleyhindeki tanıklarla hâkim huzurunda yüz yüze gelmesi, onların tutumlarını gözlemlemesi ve güvenilirliklerini sorgulaması adil bir yargılama için elzemdir. Sadece yazılı tutanakların duruşmada okunması, tanığın bizzat dinlenmesi yerine geçemez.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda yargılamayı yapan ilk derece mahkemesinin, başvurucu aleyhine ifade veren tanıkları duruşmada dinlemek için herhangi bir çaba göstermediğini tespit etmiştir. Mahkeme, tanıkların duruşmada neden hazır edilemediği veya ses ve görüntü aktarımı sağlayan teknolojik vasıtalarla (SEGBİS) neden dinlenilmediği hususunda duruşma tutanaklarında veya gerekçeli kararda geçerli bir neden sunmamıştır.
İkinci aşama testinde Yüksek Mahkeme, gerekçeli kararda başvurucu aleyhine kullanılan diğer delillerin (örneğin Bank Asya'daki hesap hareketlerinin Yargıtay içtihatları uyarınca mutat bankacılık işlemi dışı sayılamaması ve ByLock kullanımına dair gerekli olan detaylı teknik değerlendirme raporunun dosyaya alınmamış olması) hukuki durumunu göz önüne aldığında, duruşmada sorgulanmayan tanık beyanlarının mahkûmiyet kararına götüren belirleyici nitelikte delil olduğunu saptamıştır.
Son olarak, belirleyici delil niteliğindeki bu tanık beyanlarına karşı savunma makamına yeterli telafi edici güvenceler sağlanıp sağlanmadığı incelenmiştir. Başvurucuya kendi delillerini sunma ve olayı kendi açısından anlatma imkânı verilmiş olsa da, tanıkların sadece yazılı ifadelerinin duruşmada okunmasıyla yetinilmesi, başvurucunun bu kişilere soru sorarak beyanlarının güvenilirliğini test etme fırsatını tamamen ortadan kaldırmıştır. Mahkeme heyeti de tanıklar beyanda bulunurken gösterdikleri tepkileri ve hâllerini doğrudan gözlemleyememiştir. Başvurucunun yargılama sürecinde maruz kaldığı bu usuli kısıtlamayı telafi edecek, dengeleyici nitelikte güçlü hukuki güvenceler sunulmadığı anlaşılmıştır. Tanıkların duruşmada veya SEGBİS aracılığıyla dinlenmemesi, savunmanın haklarını ciddi şekilde zedelemiş ve yargılamanın bir bütün olarak hakkaniyetini bozmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.