Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2025/600 E. | 2025/2906 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/600 E. 2025/2906 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/600
Karar No 2025/2906
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü Arabuluculuk İptali ve İşçilik Alacakları
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.
  • Husumetli tanıkların beyanları peşinen geçersiz sayılamaz.
  • Davayı uzatma amacı yoksa tanık dinlemekten vazgeçilemez.
  • Mahkeme tanık ifadelerini serbestçe takdir ederek değerlendirmelidir.

Bu karar, iş yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yargıtay, tarafların bildirdiği tanıkların bir kısmının dinlenip diğerlerinin reddedilmesine olanak tanıyan usul kuralının, ancak davanın gereksiz yere uzatılmasını engellemek amacıyla ve dinlenen tanıklarla uyuşmazlık hakkında yeterli kanaate varıldığı durumlarda titizlikle uygulanabileceğini vurgulamıştır. Özellikle tanıkların duruşma salonu dışında hazır edildiği ve vakit kaybına yol açmayacağı bir senaryoda, dinlenmelerinden vazgeçilmesinin adil yargılanma ilkesini derinden zedelediği açıkça ortaya konulmuştur.

Emsal niteliğindeki bu karar, işverene karşı kendi davası bulunan (uygulamadaki tabiriyle husumetli) işçilerin tanıklıklarının peşinen geçersiz sayılamayacağı kuralını kesin bir dille pekiştirmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, "tanığın işverenle davası var, beyanı taraflıdır" şeklindeki toptancı yaklaşımın hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir. Hâkimin, tanık beyanlarını serbestçe takdir etme yetkisi bulunmakla birlikte, bu durum hâkime tanığı hiç dinlememe hakkı vermez. Karar, alt derece mahkemelerine ispat hakkının dar yorumlanmaması gerektiği yönünde güçlü bir mesaj vermekte olup, benzer seri iş davalarında taraf delillerinin toplanması ve tanık dinleme usullerine dair çok önemli standartları belirleyici bir işleve sahip olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı işyerinde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi kapsamında emekliliğe hak kazanmıştır. İşveren tarafından, emekli olan işçilerle çalışılmak istenmediği belirtilerek, davacı işten ayrılmaya ve ihtiyari arabuluculuk sözleşmesi imzalamaya zorlanmıştır. İşçi, bu süreçte kendisine psikolojik baskı yapıldığını, iradesinin sakatlandığını ve bazı işçilere ek menfaatler sağlanırken kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Ayrıca, arabuluculuk sonunda kendisine ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarının da miktar olarak eksik olduğunu ileri sürmüştür.

Bu iddialarla işçi, işverene karşı dava açarak imzalatılan arabuluculuk anlaşma tutanağının iptal edilmesini, eksik ödenen kıdem ve ihbar tazminatı farkları ile diğer işçilere verilen ek menfaatlerin kendisine de ödenmesini talep etmiştir. İşveren ise sürecin hukuka uygun yürütüldüğünü ve işçinin tüm haklarını eksiksiz aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli hukuki kural, Anayasa ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir uzantısı olan hukuki dinlenilme hakkıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına kesin olarak sahiptir ve bu anayasal hak, açıklama ve ispat hakkını da doğrudan doğruya içerir. Taraflar, iddia ve savunmalarını mahkeme önünde eşit şartlarda dile getirme ve delillerini eksiksiz sunma imkânına sahip olmalıdır. Usul hukukunda bu ilke, silahların eşitliği olarak da adlandırılır ve yargılamanın adil bir görünüm kazanmasını sağlar.

Yargılamada tanık dinlenmesine ilişkin önemli bir istisnai sınırlama getiren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241, hakime gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yeterli bilgi edinildiği takdirde diğerlerinin dinlenmemesine karar verme yetkisi tanır. Ancak bu maddenin yasal gerekçesi detaylıca incelendiğinde, temel amacın davayı gereksiz yere uzatma niyetini ortadan kaldırmak ve kötüniyetli çabaları engellemek olduğu görülmektedir. Sırf mahkemenin iş yükünü hafifletmek adına bu madde işletilemez.

İş hukuku yargılamalarında, işverenle husumeti olan, yani bizzat işverene karşı kendi davası bulunan işçilerin tanıklık yapmasına engel teşkil eden hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Hâkim, tanık ifadelerini serbestçe takdir eder ve tanığın gerçeği söyleyip söylemediğini dosyadaki diğer deliller ve emarelerle birlikte mantık çerçevesinde değerlendirir. Dolayısıyla, salt husumet gerekçesiyle veya emsal davaları olduğu iddiasıyla tanık dinlemekten imtina edilmesi, ispat hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir. İhtiyari arabuluculuk süreçlerinde de işçinin iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığının somut tespiti, ancak sunulan tüm delillerin ve tanıkların eksiksiz toplanmasıyla hukuka uygun şekilde yapılabilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk derece mahkemesi, davacı işçinin bildirdiği on tanıktan sadece ikisini dinlemiş ve geri kalan tanıkların dinlenmesi talebini reddederek davayı sonuçlandırmıştır. Mahkeme bu ret kararını, dinlenmeyen tanıkların bir kısmının işverenle aralarında benzer nitelikte seri davalar bulunmasına (husumetli olmaları), bir kısmının işten ayrılma tarihlerinin uyuşmaması ile uyuşmazlığa doğrudan şahit olmamalarına ve dinlenen iki tanığın yeterli bilgi verdiği gerekçelerine dayandırmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi de mahkemenin bu gerekçelerini yerinde bularak davacının istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Ancak Yargıtay incelemesinde, mahkemenin bu tutumunun 6100 sayılı Kanun m.241 hükmünün amacına ve hukuki dinlenilme hakkına açıkça aykırı olduğu tespit edilmiştir. Kararda, davacı tarafın dinlenmeyen tanıklarından ikisini duruşma salonu kapısında bizzat hazır ettiği, dolayısıyla davayı uzatma gibi bir niyetlerinin bulunmadığı vurgulanmıştır. İşçilik alacaklarına bir an evvel kavuşmak isteyen bir işçinin davasını gereksiz yere uzatmaya çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca, dinlenen ilk iki tanığın davacı lehine beyanda bulunmasına rağmen, mahkemenin iddiaların ispatlanamadığına hükmetmesi, aslında mahkemenin uyuşmazlık hakkında "yeterli bilgi edinemediğini" bizzat göstermektedir. Bu çelişki karşısında, maddi gerçeklik ortaya çıkana ve yeterli kanaat oluşana kadar diğer tanıkların da dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. İşverenle davası olan işçilerin tanık olamayacağına dair hiçbir yasal kural bulunmadığı, hâkimin bu beyanları serbestçe değerlendirme yetkisinin olduğu, ancak bu durumun tanığı baştan reddetme gerekçesi yapılamayacağı kesin bir dille ifade edilmiştir. Ek olarak, arabuluculuk uyuşmazlık tutanağında yer almayan ihbar tazminatı talebinin usulden reddi doğru bulunmuş, ancak arabuluculukla anlaşılan kıdem tazminatı talebinin esastan reddi yerine usulden reddedilmesi hatalı görülmekle birlikte temyiz edenin sıfatına göre bu durum bozma nedeni yapılmamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararını ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı ortadan kaldırarak kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: