Anasayfa Karar Bülteni AYM | Yeni Gün Haber Ajansı A.Ş. | BN. 2019/26707

Karar Bülteni

AYM Yeni Gün Haber Ajansı A.Ş. BN. 2019/26707

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/26707
Karar Tarihi 04.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tekzip talepleri ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanmalıdır.
  • Görünürlüğü engellenen habere tekzip yayımlanması kendi içinde çelişkilidir.
  • Basın özgürlüğüne müdahaleler orantılı ve zorunlu olmalıdır.

Bu karar, basın ve ifade özgürlüğü ile kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasındaki hassas dengenin nasıl kurulması gerektiği konusunda son derece önemli bir hukuki zemin oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, tekzip (düzeltme ve cevap hakkı) kurumunun keyfî olarak kullanılamayacağını ve mahkemelerin bu tür talepleri incelerken mutlaka üç aşamalı bir test uygulaması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Basın kuruluşlarının salt soyut iddialar üzerinden düzeltme metni yayımlamaya zorlanması, basın özgürlüğünü derinden sarsan bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalar açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, erişim engeli kararı verilmiş bir içerik için aynı zamanda tekzip kararı verilmesinin hukuki bir çelişki barındırdığını vurgulamasıdır. Bir haberin dış âlemdeki mevcudiyeti zaten ortadan kaldırılmışsa, o habere cevap verilmesini sağlamak müdahalenin ölçülülük sınırlarını aşmasına neden olmaktadır. Bu yönüyle karar, sulh ceza hâkimliklerinin bundan sonraki tekzip değerlendirmelerinde daha titiz, orantılılık ilkesine uygun ve somut ağırlık eşiğini gösteren detaylı gerekçeler sunmalarını zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Cumhuriyet gazetesi yayımcısı olan Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş., kendisine ait bir haber sebebiyle yargıya başvurmuştur. Haberin içeriğinde, bilinen bir kitabevinin başka bir ticari şirkete devredilmesinin ardından, belirli bazı yazarlara ait kitapların raflardan çekildiği ve bu nedenle taraflar arasında tazminat davasına varan hukuki bir çekişme yaşandığı aktarılmıştır. Haberde ismi geçen ilgili şirket, yayının gerçeği yansıtmadığını ve basında yer alan bu ifadelerin ticari itibarını haksız yere zedelediğini iddia ederek düzeltme ve cevap metni (tekzip) yayımlanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine müracaat etmiştir. İlk derece mahkemesi konumundaki sulh ceza hâkimliği bu talebi reddetmiş, ancak itiraz mercii olan İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği şirketin tekzip talebini kabul etmiştir. Gazete yayımcısı şirket, bu düzeltme metninin zorla yayımlatılmasının ifade özgürlüğü ile basın hürriyetini ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 (İfade Hürriyeti), Anayasa m.28 (Basın Hürriyeti) ve Anayasa m.32 (Düzeltme ve Cevap Hakkı) kuralları çerçevesinde çok boyutlu bir hukuki denetim yapmıştır. Ayrıca basın kuruluşlarına yönelik yapılan müdahalenin kanuni dayanağı olarak 5187 sayılı Basın Kanunu m.14 (Düzeltme ve cevap) hükmü detaylıca incelenmiştir.

Yüksek Mahkeme, yerleşik içtihatlarından olan Aydın Gelleci kararına özel bir atıf yaparak, basın özgürlüğüne yönelik tekzip müdahalelerinde mahkemelerin uygulaması zorunlu olan "üç aşamalı test" prensibini hatırlatmıştır. Bu prensibin birinci aşamasında; yayının kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunduğunun veya gerçeğe aykırı olduğunun objektif bir gözlemciyi ikna edecek ağırlıkta ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulması şartı aranır. İkinci aşamada; yayımlanması istenen metnin teknik açıdan bir düzeltme ve cevap niteliği taşıması, asıl haberin sınırlarını aşmaması ve başkalarının menfaatlerine aykırı suç unsurları barındırmaması incelenir. Üçüncü aşamada ise; tekzip metninin uzunluğunun orijinal haberi bariz şekilde aşıp aşmadığını ölçen bir orantılılık ve dengeleme incelemesi zorunludur. Bununla birlikte, Anayasa m.13 uyarınca, temel hak ve özgürlüklere getirilen her türlü sınırlandırmanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, zorunlu bir ihtiyacı karşılayan ve ölçülü nitelikte olması gerektiği evrensel bir hukuk kuralı olarak kararda yeniden teyit edilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı detaylıca incelerken, İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliğinin düzeltme ve cevap talebinin kabulüne yönelik kararında ileri sürdüğü gerekçelerin anayasal standartları karşılayıp karşılamadığını ele almıştır. Hâkimlik, haber başlığının okuyucuyu yanlış yönlendirebileceğini ve başvuran şirketi ticari olarak incitebileceğini kabul etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihatlarla belirlenen üç aşamalı testin ilk basamağı uyarınca, yayımlanan haberin şirketin haysiyet ve şerefine yönelik olarak belli bir ağırlık düzeyini aşan ağır bir saldırı teşkil edip etmediğinin veya şirket hakkında gerçeğe aykırı yayın yapılıp yapılmadığının mahkeme tarafından ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklanmadığını kesin bir dille tespit etmiştir. Sadece ihtimal üzerinden hareket edilerek, şirketin itibarındaki zedelenmenin objektif bir gözlemciyi ikna edecek ağırlık eşiğini nasıl aştığı somut bulgularla desteklenip gerekçelendirilmemiştir.

Uyuşmazlığın değerlendirilmesinde göze çarpan ve müdahaleyi kusurlu kılan önemli bir diğer tespit ise, ihtilafa konu olan söz konusu haberle ilgili olarak mahkemelerce hâlihazırda erişimin engellenmesi kararının verilmiş olmasıdır. Mahkeme, görünürlüğü ve dijital ortamdaki izleri tamamen ortadan kaldırılan bir haberle ilgili olarak aynı mecraya yönelik ilaveten bir düzeltme ve cevap hakkının kullandırılmasının hukuki mantık açısından kendi içinde çelişkili olduğunu vurgulamıştır. Amaçları birbirinden tamamen farklı olan bu iki ağır müdahalenin aynı haber için bir arada uygulanması, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamayı demokratik toplum gerekleri açısından ölçülü olmaktan tamamen uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle sulh ceza hâkimliğinin, başvuran gazetenin ifade ve basın özgürlüğüne yaptığı müdahalenin zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığını ikna edici bir biçimde ortaya koyamadığı açıkça belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ve başvurucu şirkete net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından bu yöndeki talebin reddine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: