Karar Bülteni
YARGITAY 7. HD 2015/40508 E. 2015/25999 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 7. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2015/40508 |
| Karar No | 2015/25999 |
| Karar Tarihi | 21.12.2015 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.
- Banka kayıtları geçerli bir ödeme belgesidir.
- Para borcu olan ücret tanıkla ispatlanamaz.
- İmzasız bordrodaki tahakkuklar bankadan araştırılmalıdır.
Bu karar, iş hukuku uygulamasında sıklıkla karşılaşılan imzasız ücret bordrolarının ve banka kayıtlarının ispat gücü konusuna çok önemli bir açıklık getirmektedir. Hukuken işçi alacaklarının ödenip ödenmediği hususunda ispat yükü tamamen işverenin üzerindedir. Ancak mahkemelerin salt işçi imzası eksik olduğu gerekçesiyle bordroları doğrudan geçersiz sayması ve banka aracılığıyla yapılan fiili ödeme olgusunu araştırmaması Yargıtay tarafından eksik inceleme olarak kabul edilmiştir. Karar, imzasız dahi olsa tahakkuk içeren bordroların banka kayıtları ile desteklenip desteklenmediğinin detaylıca incelenmesi gerektiğini kesin bir dille vurgulamaktadır.
Emsal niteliğindeki bu içtihat, hem işverenler hem de işçiler açısından benzer davalar için yön gösterici bir etkiye sahiptir. Uygulamada işverenler, işçinin imzadan imtina ettiği veya yoğunluktan dolayı imza alınmasının unutulduğu bordrolara dayalı ödemeleri banka aracılığıyla yapsalar dahi, mahkemeler nezdinde hak kaybına uğrayabilmekteydi. Yüksek Mahkeme, banka kayıtlarının başlı başına birer resmi ödeme belgesi niteliğinde olduğunu belirterek hukuki belirlilik ilkesini pekiştirmiştir. Dolayısıyla mahkemelerin, tüm çalışma dönemini kapsayan banka hesap dökümlerini celp ederek tahakkuk edilen yasal alacakların ödenip ödenmediğini denetlemesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunlu kılınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Dava, bir otel işletmesinde çalışan işçi ile işveren arasındaki işçilik alacakları ve iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi iddialarına dayanmaktadır. İşçi, fazla mesai ücretlerinin tarafına ödenmemesi, kendisine işyerinde sürekli olarak mobbing uygulanması, çalışma şartlarının işçi aleyhine tek taraflı olarak değiştirilmesi ve gerçeğe aykırı bazı belgelerin kendisine zorla imzalatılmak istenmesi nedenleriyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile çeşitli işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Buna karşılık davalı işveren, iddiaları bütünüyle reddederek işçinin otel müşterilerini taciz ettiğini, mesai saatleri içerisinde üzerinde sigara taşıdığını ve müşteri odasında sigara içtiğini ileri sürmüştür. İşveren, bu ağır ihlaller nedeniyle sözleşmenin haklı olarak kendileri tarafından feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, iş sözleşmesinin hukuken kimin tarafından ve hangi haklı nedene dayanılarak sona erdirildiği ile geniş anlamda ücret niteliğindeki ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin işçiye ödenip ödenmediği hususlarında düğümlenmektedir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukuku mevzuatımızda işçi ücretlerinin ödenmesi, ödeme usulleri ve bu ödemelerin ispatına ilişkin hukuki kurallar oldukça net bir şekilde belirlenmiştir. Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel yasal düzenleme 4857 sayılı İş Kanunu m.37 hükmüdür. Bu kanun maddesine göre, işverence işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını detaylıca gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan bir "ücret hesap pusulası" verilmesi yasal bir zorunluluktur.
Uygulamada çoğunlukla bu amaca hizmet etmek üzere "ücret bordrosu" adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik aylık ödemelerde işçinin ıslak imzası alınmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, geniş anlamda ücret alacağı içerisinde yer alan fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenip ödenmediğinin ispat yükü her zaman işverene aittir. İşçinin imzasını taşıyan herhangi bir ödeme belgesi veya bordro, kural olarak ödemenin yapıldığını ispata tek başına yeterli kabul edilmektedir.
Ancak iş hukukunda para borcu niteliğinde olan ücret ve benzeri işçilik alacaklarının ödendiğinin yalnızca tanık beyanlarıyla ispat edilmesi usul hukuku kuralları gereği mümkün değildir. Ücret ödemelerinin muhakkak yazılı delil ile ispatlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu noktada, banka aracılığı ile yapılan maaş ve prim ödemelerinde, banka kayıtları doğrudan ödemeyi gösteren resmi ve kesin belge niteliğindedir. İşveren, çalışanın hak ettiği ulusal bayram ve genel tatil gibi yan haklarını banka üzerinden yatırmışsa, işçinin basılı bordroda imzası bulunmasa dahi bu kayıtlar ödemenin ispatı için geçerli kabul edilmek zorundadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yerel mahkeme tarafından yapılan ilk derece yargılamasında, toplanan delillere dayanılarak işçinin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak dosyanın Yargıtay incelemesi aşamasında, özellikle işçi ücretlerinin ödenmesi konusundaki maddi delillerin değerlendirilmesinde ve araştırma süreçlerinde ciddi usuli eksiklikler olduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda davalı işveren tarafı, davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının düzenlenen aylık bordrolarda usulüne uygun şekilde tahakkuk ettirildiğini ve bu tutarların işçinin hesabına banka yoluyla ödendiğini savunmuştur. Dosya içeriğinde yer alan maaş bordroları incelendiğinde, gerçekten de ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin işveren tarafından tahakkuk ettirildiği görülmüştür. Ne var ki yerel mahkeme, bu bordroların bir kısmında işçinin ıslak imzası bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu evrakları tamamen göz ardı etmiş ve ödemenin yasal olarak yapılmadığı kanaatine vararak hüküm kurmuştur.
Oysa yerel mahkeme, gerçeği aydınlatmak adına bir kısım banka kayıtlarını getirtmiş olsa da, elde edilen bu kayıtlar işçinin tüm çalışma dönemini kapsayacak nitelikte değildir. Üstelik işveren tarafı, davanın temyiz aşamasında dosyaya eksik olan diğer banka kayıtlarını da sunarak tahakkuk edilen tutarların ödendiğini ispatlamaya çalışmıştır. Yüksek Mahkeme, tahakkuk içeren ancak işçinin imzasını taşımayan bordrolardaki tutarların banka aracılığıyla ödenip ödenmediğinin mahkemece re'sen ve eksiksiz bir biçimde araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Tüm çalışma dönemine ait banka hesap ekstrelerinin getirtilmesi, imzasız bordrolardaki tahakkukların bu kayıtlardan kontrol edilerek ödenen ayların hesaplamadan dışlanması ve bunun sonucuna göre işçinin bakiye bir ulusal bayram ve genel tatil alacağı kalıp kalmadığının net olarak belirlenmesi şarttır. Bu adımlar izlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hukuka açıkça aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları hakkında hüküm kurulmasını hatalı bularak kararı bozmuştur.