Anasayfa Karar Bülteni AİHM | VERVELE | BN. 34012/20

Karar Bülteni

AİHM VERVELE BN. 34012/20

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 3. Bölüm
Başvuru No 34012/20
Karar Tarihi 26.08.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Uzun süren yargılamalarda etkili başvuru yolu şarttır.
  • Yargılamanın bütüncül süresi dikkate alınmalıdır.
  • İş davalarında yargılamanın süratle sonuçlandırılması esastır.
  • Mahkemelerin iş yükü gecikmelere mazeret olamaz.

Bu karar, uzun süren yargılamalar nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ve bu hak ihlaline karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmaması sebebiyle 13. maddesinin ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, derece mahkemelerinin iş uyuşmazlıkları gibi doğası gereği süratle çözülmesi gereken dosyalarda dahi on yılı aşan bekletici mesele kararları ve hareketsiz kalınan uzun periyotlar yaratmasının hukuken kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır. Özellikle davanın bir alt mahkemeden diğerine veya farklı usul aşamalarına bölünerek (fragmantasyon) incelenmesinin, yargılamanın toplam süresinin makullüğünü değerlendirmeyi engellediğine dikkat çekilmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, ulusal hukuk sistemlerinde uzun süren yargılamalara karşı öngörülen tazminat mekanizmalarının "etkili" kabul edilebilmesi için taşıması gereken asgari standartları netleştirmektedir. AİHM, yargılamanın makul süreyi aşıp aşmadığı değerlendirilirken davanın sadece tek bir aşamasının değil, tüm aşamalarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, iç hukukta öngörülen tazminat yolunun çok düşük miktarlara hükmetmesi veya başvuru masraflarının yüksekliği nedeniyle bireyler üzerinde caydırıcı bir etki yaratması durumunda, bu yolun etkili bir hukuk yolu olarak kabul edilemeyeceği prensibi yerleşik hale gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Nikoletta Vervele, 1984 yılından beri temizlik görevlisi olarak çalıştığı Ippokrateio Genel Hastanesine karşı 2001 yılında bir alacak davası açmıştır. Başvurucu, süresiz iş sözleşmesi kapsamında 1994 ile 2000 yılları arasında ödenmesi gereken maaş zamları ve ödeneklerin tarafına ödenmediğini belirterek toplam 75.739,72 avro talep etmiştir.

Ancak bu dava, önceki benzer bir davanın sonucunun beklenmesi ve dosyadaki bazı eksiklikler gibi gerekçelerle yerel mahkemeler tarafından defalarca ertelenmiş ve uzun yıllar sürüncemede kalmıştır. Yaklaşık 19 yıl süren hukuk mücadelesinin ardından temyiz süreci ancak 2020 yılında tamamlanabilmiştir. Başvurucu, hem yargılamanın makul sürede bitirilmemesi hem de ulusal hukukta bu aşırı uzunluğa karşı başvurabileceği etkili bir tazminat yolunun bulunmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan "makul sürede adil yargılanma hakkı" ile 13. maddesinde düzenlenen "etkili başvuru hakkı" hükümlerini temel almıştır.

Yargılamanın makul sürede tamamlanıp tamamlanmadığı incelenirken davanın karmaşıklığı, başvurucunun ve yetkili makamların tutumu ile uyuşmazlığın başvurucu için taşıdığı önem kriterleri dikkate alınmaktadır. AİHM içtihatlarına göre, özellikle iş hukuku uyuşmazlıklarının doğası gereği hızlı bir şekilde karara bağlanması esastır. Hukuk sistemindeki yapısal yetersizlikler veya mahkemelerin iş yükü, makul süre aşımına mazeret olarak gösterilemez.

Sözleşme'nin 13. maddesi uyarınca, temel hakları ihlal edilen kişilerin iç hukukta fiilen ve hukuken etkili bir başvuru yoluna sahip olmaları zorunludur. Uzun süren yargılamalara ilişkin tazminat taleplerinin incelendiği iç hukuk yolları, yargılamanın sadece bir aşamasını değil, tüm derecelerde geçen toplam süresini (bütüncül süre) değerlendirebilecek kapasitede olmalıdır. Eğer mevcut yasal mekanizma yargılamayı aşamalara bölerek inceliyor ve makul sürenin hesabında davanın bütününü dikkate almıyorsa, bu durum o başvuru yolunun etkili olmadığı anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda yargılamanın üç dereceli mahkeme sisteminde toplam 18 yıl, 9 ay ve 18 gün sürdüğünü tespit etmiştir. Davanın bir işçi alacağı uyuşmazlığı olduğu ve hukuki açıdan özel bir karmaşıklık taşımadığı vurgulanmıştır. Başvurucunun yargılamanın hızlandırılması için gerekli özeni gösterdiği, ancak derece mahkemelerinin başka bir davanın sonucunu beklemek amacıyla yargılamayı 10 yıldan fazla süre askıya aldığı, basit dosya eksiklikleri nedeniyle 6 aylık gereksiz gecikmeler yarattığı ve bir avukat boykotu sonrasında duruşmayı 1 yıl 7 ay sonraya ertelediği belirlenmiştir. Mahkeme, bu uzun hareketsizlik dönemlerinin idarenin ve yargı makamlarının sorumluluğunda olduğuna ve iş davalarının gerektirdiği süratle bağdaşmadığına hükmetmiştir.

Etkili başvuru hakkı yönünden yapılan incelemede ise, Yunanistan hukukunda uzun yargılamalara karşı öngörülen tazminat yolunun her bir yargı derecesi için ayrı ayrı başvuru yapılmasını zorunlu kıldığı saptanmıştır. AİHM, bu parçalı (fragmante) yapının yargılamanın toplam süresinin bütüncül olarak değerlendirilmesini engellediğini, dolayısıyla AİHM içtihatlarıyla uyumlu bir inceleme sunmadığını ifade etmiştir. Ayrıca, ulusal mahkemelerin tazminat taleplerini incelerken belirlediği kriterlerin çok katı olduğu ve hükmedilen tazminat miktarlarının çoğu zaman dava masraflarını dahi karşılamadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak AİHM, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle Sözleşme'nin 6. maddesinin ve buna karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmaması nedeniyle 13. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: