Karar Bülteni
AYM Naciye Kutlu ve Ömer Faruk Kutlu BN. 2021/32759
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/32759 |
| Karar Tarihi | 10.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Yargılama sırasında yapılan yasa değişikliği hakkı zedelememelidir.
- Kanuni düzenlemeyle alacak tahsili imkânsız hâle getirilemez.
- Mülkiyet hakkı etkili başvuru yoluyla güvence altına alınmalıdır.
- Makul süre şikayetlerinde tazminat komisyonuna başvurulmalıdır.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, yargılama süreci devam ederken yürürlüğe giren yasal düzenlemeler nedeniyle alacaklıların alacaklarına kavuşmasının imkânsız hâle getirilmesinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal edeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Somut olayda başvurucular, bir şirkete yatırdıkları paranın iadesi için hukuki yollara başvurmuş ancak sonradan yapılan bir kanuni düzenleme sebebiyle yargısal mekanizmalar işlevsiz kılınmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu durumun mülkiyet hakkının korunmasına yönelik usuli güvenceleri zedelediğini tespit etmiştir. Mahkemeye erişim ve mahkeme kararıyla hakkını elde etme süreci, yasa koyucunun sonradan yaptığı müdahalelerle anlamsızlaştırılamaz.
Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunun görev alanını genişleten yeni yasal düzenlemelere atıf yaparak, bireysel başvurudan önce bu idari yolun tüketilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, benzer hukuki süreçlerde alacağını tahsil edemeyen vatandaşlar için önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, devletin yasal düzenlemeler yaparken devam eden yargılamaları ve vatandaşların kazanılmış haklarını ihlal etmemesi, mülkiyet hakkını güvence altına alan etkili başvuru yollarını her daim açık tutması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargılama mekanizmalarının sonradan çıkarılan yasalarla fiilen işlevsiz bırakılması, anayasal güvencelerin özüne kesinlikle aykırı bulunmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Naciye Kutlu ve Ömer Faruk Kutlu, bir şirkete yatırdıkları paranın kendilerine iade edilmesi amacıyla söz konusu şirket aleyhine dava açmışlardır. Açılan bu iade davası devam ederken ve başvurucular alacaklarını tahsil etmek için uygun hukuki yolları işletirken, yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu kanuni düzenleme sonucunda başvurucuların alacaklarını dava yoluyla tahsil etme imkânı fiilen ve hukuken ortadan kaldırılmıştır. Başvurucular, alacaklarının iadesi talebiyle başlattıkları yargısal mekanizmaların sonradan çıkarılan kanunla işlevsiz hâle getirilmesi ve yargılamanın çok uzun sürmesi nedenleriyle mağdur olduklarını belirtmişlerdir. Bu çerçevede mülkiyet haklarının, etkili başvuru haklarının ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak hak aramışlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına ilişkin temel anayasal ilkeleri göz önünde bulundurmuştur. Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının korunabilmesi için devletin yalnızca müdahaleden kaçınması yeterli olmayıp, aynı zamanda mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalelerin giderilmesi için etkili başvuru yollarını da sağlaması gerekmektedir. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 (mülkiyet hakkı) ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 (etkili başvuru hakkı) düzenlemelerinin ortak ve vazgeçilmez bir sonucudur. Kanun yollarının sadece teorik olarak var olması yetmez, aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunabilmesi gerekir.
Yüksek Mahkeme, olay ve olguları benzer nitelikte olan yerleşik içtihatlarına, özellikle de Turgay Kılıç kararına atıf yapmıştır. Bu içtihada göre; alacağın tahsili için mevzuata uygun şekilde hukuki yollara başvurulmasına rağmen, yargılama sırasında yürürlüğe giren yeni bir yasal düzenleme ile bu hukuki mekanizmaların işletilmesi imkânının ortadan kaldırılması, etkili başvuru hakkının ihlali niteliğindedir. Bireylerin yargı yoluyla haklarını arama imkânlarının yasa koyucu tarafından sonradan bertaraf edilmesi, mahkemeye erişim ve hakkını elde etme süreçlerini tamamen anlamsız hâle getirmektedir.
Ayrıca makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında yapılan değişiklikler titizlikle incelenmiştir. Yeni yasal düzenlemeler uyarınca, yargılamaların uzun sürmesine yönelik şikâyetler bakımından Anayasa Mahkemesinden önce söz konusu Tazminat Komisyonuna başvuru yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu hukuki yol tüketilmeden yapılan bireysel başvuruların ikincil nitelik ilkesiyle bağdaşmadığı kuralı somut uyuşmazlıkta titizlikle uygulanmıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların şirkete yatırdıkları paranın iadesi için başlattıkları yargısal sürecin seyrini somut deliller ışığında detaylıca incelemiştir. Başvurucuların alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla usulüne uygun şekilde hukuki yollara başvurduğu, davanın derdest olduğu süreçte ise kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu yeni kanuni düzenleme ile başvurucuların alacaklarını tahsil etme imkânı fiilen imkânsız hâle getirilmiş, işletilen yargısal mekanizmalar tamamen işlevsiz bırakılmıştır. Mahkeme, yargı yolunun varlığının sadece teorik olarak kalmaması, pratikte de somut bir başarı şansı sunması gerektiğini belirterek, sonradan çıkarılan kanunla bu şansın ortadan kaldırılmasının mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını zedelediğini ve ihlal ettiğini açıkça vurgulamıştır.
Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri açısından ise Mahkeme, 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeleri somut olaya uygulamıştır. Bu düzenlemeler çerçevesinde yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığına dair iddialar için Tazminat Komisyonunun özel olarak görevlendirildiği, bireysel başvurudan önce bu idari başvuru yolunun mutlaka tüketilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Bu nedenle makul süre şikâyeti, idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmemiş olması sebebiyle esastan incelenmeksizin kabul edilemez bulunmuştur.
Başvurucuların maddi tazminat talepleri değerlendirildiğinde ise Yüksek Mahkeme, tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının hukuken yeterli giderim sağlayacağına kanaat getirmiş, bu sebeple maddi tazminat taleplerinin reddine hükmetmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine iletilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi yönünde karar vermiştir.