Emsal Karar
"Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır."
"Bu karar, çalışırken kullanılamayan yıllık izinlerin karşılığının ücrete dönüşme anını ve şartlarını hukuki bir çerçeveye oturtmaktadır. İş sözleşmesi devam ederken işçinin izin parasını talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, ancak işten çıkış veya çıkarılma anında bu alacağın muaccel (istenebilir) hale geleceğini belirtir. İşçinin elini güçlendiren asıl kilit nokta ise, fesih sebebine kesinlikle bakılmamasıdır; yani işçi istifa etmiş olsa da veya işveren tarafından kusurlu bulunarak haklı nedenle işten çıkarılmış olsa dahi, içeride kalan izin ücretleri yanmaz ve işveren tarafından eksiksiz şekilde ödenmek zorunda kalınır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/6675 E. 2013/19957 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı ilaç firmasında tıbbi satış mümessili olarak çalıştığını, işyerinde sürekli olarak artan baskı, altı ayda bir dağıtılan kıyafet çeklerinin sonradan perfonmans şartına bağlanıp, aynı pozisyondaki çalışanlar arasında ayrım yapılmak suretiyle müvekkiline verilmemesi ve satışa etki eden promosyon malzemelerinin en düşük sayıda müvekkiline verilmesi nedenleriyle müvekkilinin iş akdini haklı sebeple feshettiğini beyanla manevi tazminat ve kıdem tazminatı ile fazla çalışma, yıllık izin, genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, giyim çeklerinin performansa göre verildiğini, davacının düşük performansını yükseltememesi sebebiyle giyim çekine hak kazanamadığını, merkezden eşit miktarda gönderilen promosyon malzemelerine ise davacının yöneticisinin müdahalesinin söz konusu olmadığını bu nedenlerle davacının feshinin haksız olduğunu, davacının işyerinden herhangi bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda işyerinde giyim çekinin
çalışanların performansına göre verildiği, performansı düşük olanlara performanslarını yükseltmeleri halinde bu çeklerin verildiği, bu nedenle performansı düşük olan davacıya giyim çeki verilmediği, diğer işçiler gibi davacıya da sunum bütçesi verildiği, işverenin satışları yükseltmeye, hedefleri yakalamaya yönelik beklenti ve teşvik açıklamalarının davacıya yönelik mobbing uygulamaları yahut kişiliğine saldırı niteliği taşımadığı, davacının haklı fesih iddiasını somut delillerle ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı gerekçeleriyle davacının kıdem tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin reddine, diğer işçilik alacaklarına ilişkin taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının fazla çalışma ve genel tatil ücretine hak kazanıp, kazanmadığı ve yıllık izin ücretinin hesabı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Yukarıda değinilen fazla çalışmanın ispatına ilişkin ilkeler genel tatil alacağı içinde geçerlidir.
Somut olayda, dosya içeriği ve tanık beyanlarına göre davacının tıbbi mümessil olarak belirli merkezde değil, kendisine verilen ve daha önceden tespit edilen programlar çerçevesinde satış yapacağı coğrafi mekanlardaki işyerlerine ziyaret suretiyle işini yaptığı, çalışma saatlerini ve serbest zamanlarını kendisinin ayarladığı, davacıya fazla mesai yapması yada genel tatillerde çalışması yönünde işverence ayrı bir talimat verilmediği, aylık ücretine ek olarak yaptığı satışa göre prim aldığı, ödenen primlerin ilave çalışmaları karşılama amacıyla verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu husus gözetilerek davacının
fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağı ve yapılan işin özellikleri dikkate alındığında resmi tatillerde hastane gibi resmi kurumlarda çalışma yapılmadığı bu yönüyle davacının genel tatil çalışması olmadığından bu alacağa da hak kazanamadığı gözetilmeksizin; davacının fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
3-4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Dosyada bulunan bordroların incelenmesinden; davacıya, 2011 yılı Mayıs bordrosuyla 208,44 TL yıllık izin ücreti taahhuku yapıldığı ve bordronun davacı-işçi tarafından imzalandığı görülmektedir. Mahkemece bu ödeme üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının davalıya iadesine, aşağıda yazılı temiz harcının davacıya yükletilmesine 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.