Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/30665 E. | 2016/20962 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/30665 E. 2016/20962 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/30665
Karar No 2016/20962
Karar Tarihi 28.11.2016
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Yürürlükteki toplu sözleşme varken yapılan grev kanunsuzdur.
  • Toplu eylem hakkının kullanımı ölçülülük ilkesine dayanmalıdır.
  • İşverene zarar verme kastı eylemi hukuka aykırı kılar.
  • Fabrika işgali ve üretimi durdurma ölçüsüz eylemlerdir.

Bu karar, toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu bir dönemde işçiler tarafından fiili olarak başlatılan iş bırakma ve işyeri işgali eylemlerinin hukuki niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasal ve uluslararası normlarca güvence altına alınan barışçıl toplu eylem hakkı ile yasadışı grev arasındaki ince çizgiyi belirleyen Yargıtay, hakkın kullanımında ölçülülük ilkesinin ve işverene zarar verme kastının bulunmamasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Sendikal rekabet veya ek hak talepleriyle de olsa, hukuken imkânsız taleplerle üretimin durdurulması hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilmemiştir.

Emsal teşkil eden bu içtihat, endüstriyel ilişkilerde salt çoğunluğun eyleme katılmasının eylemi meşru kılmayacağını göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. İşçi eylemlerinin demokratik bir hak olarak kabul edilebilmesi için eylemin süresi, katılımcı sayısı, mekânın işgali gibi fiziki durumlar ile taleplerin yasallığının bir bütün olarak incelenmesi gerektiği sabittir. Benzer davalarda yerel mahkemelerin sadece eylemin barışçıl görünüp görünmediğine değil, yasal toplu sözleşme düzenini bozup bozmadığına ve mülkiyet ile çalışma hürriyetine ölçüsüz bir müdahale teşkil edip etmediğine dikkat etmesi gerekeceğini netleştiren yönlendirici bir karardır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İşyerinde çalışan bir grup işçi, yetkili sendikadan istifa ederek kendi gayriresmî temsilcilerinin tanınması ve farklı bir işletmede imzalanan toplu iş sözleşmesindeki ücret artışlarının kendilerine de yansıtılması talebiyle iş bırakma eylemine girişmiştir. Fabrika alanından çıkmayarak üretimi tamamen durduran işçiler, işverenin eylemi sonlandırma çağrılarına, yasal ikazlarına ve emniyet birimlerinin ifadeye çağırmasına uymamıştır. Bu sürecin sonunda işveren, işçilerin iş sözleşmelerini eylemin yasadışı olduğu, üretimi fiilen durdurdukları ile can ve mal güvenliğini tehlikeye attıkları gerekçesiyle tazminatsız olarak feshetmiştir. İş sözleşmesi feshedilen işçilerden biri olan davacı; işverenin, sendikadan istifa ettikleri için kendilerine baskı ve mobbing uyguladığını, feshin asıl olarak sendikal nedene dayandığını ve geçersiz olduğunu ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay'ın önüne gelen bu uyuşmazlığın çözümünde temel alınan düzenlemelerin başında 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 gelmektedir. İlgili madde uyarınca işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları "grev" olarak tanımlanır. Ancak yasal prosedürlere uyulmadan ve kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan her türlü iş bırakma eylemi hukuken "kanun dışı grev" niteliğindedir.

Uyuşmazlık, Anayasa'nın örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan 51. maddesi, grev ve lokavt hakkını düzenleyen 54. maddesi ile uluslararası sözleşmelerin iç hukuka etkisine dair 90. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri ile Avrupa Sosyal Şartı, işçilerin bireysel ve toplu iş hukukuna dair menfaatlerini savunmak amacıyla demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarını korusa da, bu hakkın kullanımı sınırsız değildir. Eylemin barışçıl özellik taşıması, ölçülü olması ve işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi yerleşik içtihat prensipleri gereğidir.

İşverenin gerçekleştirdiği feshin haklılığı ise yürürlükteki 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II düzenlemeleri kapsamında değerlendirilmektedir. İşyerinde geçerli bir toplu iş sözleşmesi varken kanun dışı grev yapmak ve işyeri mülkiyetini hukuka aykırı olarak işgal etmek, sadakat borcuna aykırılık teşkil ederek işverene haklı nedenle derhâl fesih hakkı tanır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamı, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları bir bütün olarak incelendiğinde; davalıya ait işyerinde 01.09.2014 – 31.08.2017 tarihleri arasında yürürlükte olan, imzalanmış ve geçerli bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen davalı işyerinde başlayan iş bırakma ve günlerce fabrika binasından çıkmama şeklindeki fiili eylemler, işverene karşı değil doğrudan işyerindeki yetkili sendikaya duyulan tepkiden kaynaklanmış olup, işverene yöneltilmiş haklı ve meşru bir nedene dayanmamaktadır.

İşçilerin, mevcut sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve tüzel kişiliği bulunmayan kendi gruplarının temsilcilerinin işverence resmen muhatap alınması yönündeki talepleri yasal açıdan mümkün değildir. Yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi ve yasal yetkili sendika varken işverenin, bu sendikayı ekarte ederek mevzuatta yeri olmayan bir temsilci grubunu tanıması beklenemez. Meydana gelen eylemin zamanlaması, süresi, fiilen katılan kişi sayısı ve fabrika üretiminin günlerce durdurularak nihayetinde ancak emniyet güçlerinin müdahalesi ile sonlandırılması gibi olgular dikkate alındığında, eylemin ölçülülük sınırlarını aştığı açıkça görülmektedir.

İşveren olaylar sırasında işçilere sağduyu çağrıları yapmış, SMS dâhil çeşitli iletişim kanallarıyla eylemin sonlandırılmasını talep etmiş ve hatta parasal ek ödemelerle sorunu çözme iradesi göstermiştir. Ancak işgal ve işi durdurma tutumunda ısrar edilerek mülkiyet ve teşebbüs hürriyetine ölçüsüz müdahalede bulunulmuştur. İşverenin sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında sendika lehine ayrımcılık yaptığına veya yetkili sendikayı koruma maksadıyla fesih gerçekleştirdiğine dair dosyada hiçbir somut delil bulunamamıştır. İşveren sadece yasaların kendisine tanıdığı fesih prosedürünü işleterek kanun dışı eyleme katılanların iş sözleşmelerini sona erdirmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, gerçekleştirilen eylemin yasadışı grev niteliğinde olduğuna ve feshin haklı nedene dayandığına hükmederek yerel mahkeme kararını ortadan kaldırmış ve davanın reddi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: