Hak Arama Özgürlüğü
Hak Arama Özgürlüğü — 69 SORU & CEVAP listelendi.
Mahkemenin, kaza tarihi ile tazminat talebini artırdığınız tarih arasındaki on yıllık sürenin geçmesini gerekçe göstererek talebinizi reddetmesi hak arama özgürlüğünüzün ihlali anlamına gelmektedir. Yargısal süreçlerde cismani zararın niteliği ve kapsamı çoğu zaman kaza anında hemen anlaşılamamakta, iyileşme süreci ve sonrasındaki tıbbi değerlendirmeler sonucunda kesinleşmektedir.
Bu aşamada mağduriyetinizin giderilmesi için mahkemeye sunacağınız itirazlarda tebligatın usulüne uygun yapılmadığını ve kararı gerçekten öğrendiğiniz tarihi somut delillerle kanıtlamanız büyük önem taşımaktadır. Mahkemelerin, tarafınıza usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı halde sadece kağıt üzerindeki tarihlere bakarak istinaf kanun yolu başvurunuzu süre aşımı nedeniyle reddetmesi sizin adalete erişiminizi açıkça engeller.
Mahkemenin, idareye devredilen kurumun tasfiye sürecinde alacaklıları karşılayacak aktif mal varlığının kalıp kalmayacağının belirsiz olduğu gerekçesiyle davanızı esastan incelemeyi reddetmesi hukuka uygun değildir. Kanun hükmünde kararname ile Hazineye devredilen kurumlardaki işçi alacaklarına yönelik açılan tam yargı davası süreçlerinde, uyuşmazlığın çözümü idarenin veya tasfiye kurulunun belirsiz bir tarihte yapacağı hesaplamalara bağlanamaz.
Sizin hiçbir hatanız yokken mahkeme personelinin dilekçenizi farklı bir isimle sisteme kaydetmesi ve üst mahkemenin dosyanızı incelemeden kapatması durumunda ihlal iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurarak yeniden yargılama talep edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, yargısal başvurulara dair dilekçelerini usulüne uygun olarak yetkili mercie sunan kişilerin, tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutulamayacağını açıkça belirtmektedir.
Arabulucunun yaptığı şekli bir hata yüzünden davanızın reddedilmesi hak arama özgürlüğünüzün ihlali anlamına gelebilir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, işe iade talebiyle açılan bir davada arabulucunun toplantı tarihini davet mektubuna yanlış yazması gibi tamamen kendisinden kaynaklanan bir hata nedeniyle davanın usulden reddedilmesi, kişinin mahkemeye erişim hakkı ihlali olarak değerlendirilmektedir.
Sadece bir sendika kararına uyarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına hitaben yazılan bir dilekçeyi imzalayıp öğretmenler odası gibi kamuya ait alanlarda diğer meslektaşlarınıza duyurmanız nedeniyle size disiplin cezası verilmesi anayasal haklarınızın ihlali anlamına gelebilir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, devlet memurları da birer bireydir ve ülke sorunlarıyla ilgilenme, siyasi ya da sosyal meselelerde görüş belirtme hakkına sahiptir.
Mahkemelerin kanun yolları veya dava açma sürelerine ilişkin kuralları uygularken mevzuatın açık hükümlerine aykırı, aşırı şekilci ve hatalı yorumlar yaparak davanızı usulden reddetmesi Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve bu özgürlüğün en temel unsuru olan mahkemeye erişim hakkınızı kısıtlayabilecektir. Temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin mutlaka öngörülebilir ve açık bir kanuni dayanağının bulunması gerekmekte olup yargı mercilerinin bu kanun hükümlerini bariz bir takdir hatasıyla uygulaması müdahaleyi kanunilik temelinden yoksun bırakmaktadır.
Açmış olduğunuz tazminat davasında, yargılama sürecinin ve maluliyet tespitinin uzun sürmesi sebebiyle zararı geç öğrenmeniz durumunda, mahkemenin on yıllık süreyi katı bir şekilde uygulayarak ek taleplerinizi reddetmesi anayasal haklarınızı zedeleyebilir. Hukuki süreçte, özellikle bedensel zararlarda maluliyet oranının belirlenmesi için farklı mahkemelerde tespit davaları açılması ve bunların kesinleşmesinin beklenmesi oldukça uzun zaman alabilmektedir.
İdarenin eyleminden kaynaklanan zararı ve idarenin kusurunu olay anında değil de daha sonra yapılan idari veya adli soruşturmalar sonucunda öğrenirseniz, tazminat davası açma süreniz olayın gerçekleştiği tarihten değil, bu durumu öğrendiğiniz tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. İdari eylemin yol açtığı zarar ve illiyet bağı her zaman olayın gerçekleştiği anda açıkça anlaşılamayabilir.
Emlak takdir komisyonu kararlarına karşı açtığınız davalarda istinaf incelemesinden sonra yasal şartları taşıması halinde kararı temyiz ederek Danıştay incelemesine götürmeniz mümkündür. İlgili mevzuat kuralları uyarınca vergi mahkemelerince verilecek kararlar aleyhine belirli bir süre içinde Danıştaya başvurulabileceği düzenlenmiştir.