Anasayfa/ Makale/ Banka Dolandırıcılığı ve Benzer Suçlarla Hukuki İlişkisi

Banka Dolandırıcılığı ve Benzer Suçlarla Hukuki İlişkisi

Bu makalede, banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun hukuki mahiyeti incelenmektedir. Ayrıca, bu suçun şantaj, hırsızlık, banka kartlarının kötüye kullanılması ve karşılıksız çek gibi diğer malvarlığı ve bilişim suçlarıyla olan yapısal farkları detaylıca ele alınmaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Türk Ceza Kanunu kapsamında, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, kurumların ticari hayattaki güvenilirliğinin istismar edilmesini cezalandırmaktadır. Nitelikli hallerden biri olan bu suç, TCK'nın 158/1-f maddesi çerçevesinde düzenlenmiş olup, hukuki işlemlerde ve ticari faaliyetlerde bankalara duyulan güvenin zedelenmesini engellemeyi amaçlar. Uygulamada failler, bankaların maddi varlıkları olan dekont, makbuz veya çek gibi belgeleri kullanarak mağdurları hileli eylemlerle aldatmaktadır. Öte yandan, sadece kişinin kendisini banka görevlisi olarak tanıtması şeklindeki eylemler, maddi bir araç kullanılmadığı takdirde farklı bir nitelikli hal veya basit dolandırıcılık olarak değerlendirilebilir. Bilişim ve ceza hukuku pratiğinde, bu suç tipinin sınırlarının doğru çizilmesi son derece önemlidir; zira olay örgüsündeki ufak detaylar, fiilin şantaj, hırsızlık veya banka kartlarının kötüye kullanılması gibi tamamen farklı ve benzer suçlarla ilişkilendirilmesine yol açabilmektedir.

Banka Kurumlarının Araç Kılınması

Banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık eylemlerinin temelinde, kurumun maddi varlıklarının hile unsuru olarak kullanılması yatar. Özellikle sahte banka dekontu veya mobil bankacılık ekran görüntüsü gibi belgelerin mağdura sunulması, bu suçun en tipik işleniş biçimlerindendir. Yargıtay içtihatlarına göre, failin yalnızca banka ismini kullanarak mağduru aldatması yeterli görülmemekte, bankanın olağan faaliyetleri çerçevesinde üretmiş olduğu maddi varlıkların hile aracı yapılması aranmaktadır. Ayrıca failin, kendisini banka çalışanı olarak tanıtması eylemi TCK'nın 158/1-l maddesi gereği farklı bir nitelikli hal sayılmaktadır. Dolayısıyla, bilişim hukuku avukatı olarak incelendiğinde, suç vasfının belirlenmesinde bankanın maddi materyallerinin bizzat hileli davranışın merkezinde olup olmadığı kritik bir ispat unsurudur.

Çek Kullanımı Yoluyla Dolandırıcılık

Ticari hayatta ödeme aracı olarak sıklıkla kullanılan çekler, kıymetli evrak statüsünde olup bankaların maddi varlıkları arasında yer alır. Failin, çalıntı bir çek üzerinden sahte ciro yaparak veya tamamen sahte ikiz çek üreterek mağduru dolandırması, TCK 158/1-f kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Bu tür eylemlerde ayrıca resmi belgede sahtecilik suçu da gündeme gelmektedir. Ancak, hukuki ihtilaflarda dikkat edilmesi gereken temel husus, gerçek ve geçerli bir çekin sadece karşılıksız çıkması durumudur. Failin, karşılığı olmadığını bildiği gerçek bir çeki mağdura vermesi, dolandırıcılık değil, Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunu oluşturur. Karşılıksız çek suçunda yargılama mercii icra ceza mahkemeleri iken, sahte çekle işlenen nitelikli dolandırıcılıkta görevli mahkeme ağır ceza mahkemeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Benzer Suçlarla Hukuki İlişkisi ve Farkları

Dolandırıcılık suçunu diğer malvarlığı suçlarından ayıran en temel yapıtaşı, mağdurun iradesinin hileli davranışlarla sakatlanması ve mağdurun rızasıyla haksız menfaatin devredilmesidir. Örneğin, failin önce mağdurun bazı verilerini hileyle ele geçirip sonrasında para vermezsen yayınlarım diyerek menfaat temin etmesi durumunda şantaj suçu meydana gelir; çünkü menfaat, hileyle değil tehdit ve korkutma neticesinde sağlanmıştır. Aynı şekilde, failin bilişim sistemlerini kullanarak banka hesabına sızması ve mağdurun bilgisi ile rızası dışında para transfer etmesi, dolandırıcılık değil bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilir. Hırsızlıkta fail, malvarlığına mağdurun rızası olmaksızın bizzat el koyarken, dolandırıcılıkta mağdur sakatlanmış iradesiyle malı kendi eliyle teslim etmektedir.

Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması

Uygulamada sıklıkla karıştırılan bir diğer suç tipi ise banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması eylemidir. TCK'nın 245. maddesinde düzenlenen bu suç, başkasına ait kartın, kart sahibinin rızası olmaksızın kullanılarak yarar sağlanmasını cezalandırır. Eğer fail, bir kurye gibi davranıp mağdurun kredi kartını kopyalayarak ele geçirir ve mağdurun rızası haricinde harcama yaparsa, bu fiil doğrudan kartın kötüye kullanılmasıdır. Ancak failin mağdura yönelttiği hileli eylemler neticesinde, mağdur bilerek fakat yanılarak kendi kartıyla fail lehine ödeme yaparsa, işlem rızaya dayandığı için fiil dolandırıcılık suçu vasfını alır. Ceza hukuku pratiği bakımından bu ayrım, fiilin kastının ve mağdurun iradi durumunun analizine dayanır.

  • Bilişim Sistemine Girme: Bilişim sistemine yetkisiz sızılır, haksız çıkar sağlama kastı şart değildir.
  • Şantaj Suçu: Haksız menfaat hileyle değil, tehdit, cebir veya korkutma yoluyla zorla alınır.
  • Nitelikli Hırsızlık: Mağdurun aktif iradesi ve rızası olmaksızın, malvarlığı değeri fail tarafından doğrudan ele geçirilir.
  • Karşılıksız Çek Suçu: Kullanılan çek yasal unsurları taşır, sahtecilik içermez, sadece banka hesabında karşılığı yoktur.
  • Banka Kartlarının Kötüye Kullanımı: Mağdurun rızası veya haberi olmaksızın ele geçirilen veya kopyalanan kartla işlem yapılır.
Biri bana sahte banka dekontu yollayıp malımı aldı, ne davası açabilirim? expand_more
Hukuk sistemimizde bu durum, banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre failin, bankanın olağan faaliyetleri çerçevesinde üretilmiş olan sahte dekont veya mobil bankacılık ekran görüntüsü gibi maddi varlıkları hile aracı olarak kullanması bu suçun oluşması için yeterlidir. İradeniz sahte bir belgeyle sakatlandığı ve rızanızla malı teslim ettiğiniz için failler ağır ceza mahkemesinde yargılanacaktır. Şahıslar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Adam bana karşılıksız çek verdi, dolandırıcılıktan hapse girer mi? expand_more
Karşılığı olmadığını bilerek size gerçek ve geçerli bir çek verilmesi, ceza hukuku anlamında nitelikli dolandırıcılık suçu olarak kabul edilmemektedir. Bu eylem, hukuki niteliği itibarıyla Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunu oluşturur. Eğer verilen çek üzerinde sahte bir ciro bulunsaydı veya tamamen sahte bir ikiz çek üretilmiş olsaydı, o zaman nitelikli dolandırıcılık iddiaları gündeme gelebilirdi. Mevcut durumda bu uyuşmazlığın yargılama mercii ağır ceza mahkemeleri değil, icra ceza mahkemeleri olacaktır.
Hesabıma girip paramı kendi hesaplarına atmışlar, bu dolandırıcılık mı? expand_more
Hayır, bu eylem hukuki nitelendirme bakımından dolandırıcılık değil, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturur. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin hileli hareketlerine kanarak malvarlığınızı bizzat kendi ellerinizle faile teslim etmiş olmanız gerekir. Sizin olayınızda ise rızanız veya bilginiz olmaksızın, fail doğrudan bilişim sistemleri üzerinden malvarlığınıza el koymuştur. Bu yapısal fark, yargılama sürecindeki suç vasfının doğru tespit edilmesi bakımından oldukça kritiktir.
Kurye kredi kartımı kopyalamış, bu nitelikli dolandırıcılık sayılır mı? expand_more
Kredi kartınızın kopyalanarak bilginiz ve rızanız dışında harcama yapılması eylemi dolandırıcılık değil, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 245. maddesinde düzenlenen bu suç, failin başkasına ait bir kartı rıza dışı kullanarak kendisine haksız yarar sağlamasını yaptırıma bağlar. Eğer şahıs sizi hileli eylemlerle kandırıp ödemeyi bizzat size yaptırsaydı eylemin hukuki vasfı dolandırıcılık olacaktı. Ancak işlem tamamen sizin iradeniz ve rızanız dışında gerçekleştiği için süreç, kartın kötüye kullanılması suçu üzerinden yürütülecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir