Makale
Türk Ceza Kanunu uyarınca bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, oldukça yaygın bir ihlaldir. Bu metinde, hilenin gerçek kişiye yönelmesi ve sistemin eylemde araç olarak kullanılması kriterleri yargı kararları ışığında incelenmektedir.
Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılmasıyla Dolandırıcılık
Gelişen teknolojiyle birlikte hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bilişim sistemleri, sağladığı kolaylıkların yanı sıra yeni suç işleme yöntemlerinin de ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli bir hal olarak düzenlemiştir. Bu nitelikli halin kanuna eklenme gerekçesi, bilişim sistemlerinin faillere suçun işlenmesinde kolaylaştırıcı bir etki sağlaması, kimliklerini gizleme imkanı sunması ve bir anda çok sayıda mağdura hızlıca ulaşabilme avantajı vermesidir. Özellikle faillerin sistemin arkasına saklanarak kendilerini gizleyebilmeleri ve mağdurların bu sistemlere duyduğu güven, eylemin aldatıcılık vasfını ciddi şekilde artırmaktadır. Dolayısıyla yasa koyucu, bilişim sistemlerinin suistimal edilerek kişilerin iradesinin fesada uğratılmasını daha ağır bir yaptırıma bağlamayı hukuki bir zorunluluk olarak görmüştür.
Bilişim Sistemlerinin Suçta Araç Olarak Kullanılması
Bir eylemin nitelikli dolandırıcılık sayılabilmesi için, bilişim sisteminin hileli davranışın bir parçası ve hatta bizzat kendisi olması gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ve doktrinde vurgulandığı üzere, sistemin yalnızca mağdura ulaşmak için bir haberleşme aracı olarak kullanılması bu suçun oluşması için yeterli kabul edilmemektedir. Bilişim sistemleri hile teşkil edecek şekilde kullanılarak muhatap hataya düşürülüyorsa ve bilişim teknikleri olmaksızın bu aldatıcı hareketi gerçekleştirmek fiilen mümkün değilse nitelikli halden söz edilebilir. Fail, bilişim sistemi üzerinde bizzat manipülasyonlar yaparak veya sahte internet sayfaları oluşturarak mağduru aldatmalı ve bu sayede haksız bir menfaat temin etmelidir. Dolayısıyla hukuken sistemin, eylemin aldatıcılığını kuvvetlendiren doğrudan bir araç olarak işlev görmesi şarttır.
Hilenin Gerçek Kişiye Yöneltilmesi Zorunluluğu
Bilişim sistemleriyle işlenen dolandırıcılık suçunu, hırsızlık veya doğrudan verilere yönelik diğer bilişim suçlarından ayıran en temel hukuki kriter, hileli hareketin doğrudan gerçek bir kişiye yöneltilmesi mecburiyetidir. Fail, yalnızca bir bilgisayar sisteminin işleyişine müdahale ederek bir menfaat elde ediyorsa, ortada iradesi sakatlanan gerçek bir insan bulunmadığı için dolandırıcılık suçundan bahsedilemez. Nitelikli dolandırıcılığın oluşabilmesi için failin gerçekleştirdiği manipülasyonların bir gerçek kişinin iradesini fesada uğratması ve mağdurun bu aldanma sonucunda kendi veya başkası zararına olacak şekilde faile bir haksız yarar sağlaması zorunludur. Örneğin, mağdurun rızası hilafına banka hesabına girilerek para transfer edilmesi halinde hırsızlık veya verileri değiştirme suçu oluşurken; mağdurun sahte bir e-posta ile aldatılarak şifresini kendi iradesiyle faile vermesi durumunda nitelikli dolandırıcılık suçu gündeme gelmektedir.
Sık Karşılaşılan Yöntemler ve Hukuki Nitelendirme
Faillerin internet üzerinden işledikleri dolandırıcılık eylemleri günümüzde hukuki uyuşmazlıklarda çok çeşitli yöntemlerle karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay içtihatlarında ve yasal uygulamada en çok karşılaşılan ve bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması kapsamında değerlendirilen eylemlerden bazıları şunlardır:
- Phishing (Oltalama): Banka veya resmi kurumlardan geliyormuş izlenimi veren sahte e-postalar aracılığıyla mağdurların sahte sitelere yönlendirilerek şifre ve hesap bilgilerinin elde edilmesi.
- Sosyal Medya Hesaplarının Ele Geçirilmesi: Failin bir başkasının sosyal medya hesabını hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mağdurun arkadaş listesindeki kişilere mesaj atması ve onlardan borç para veya kontör talep etmesi.
- Sahte Alışveriş Siteleri: Güvenilir bir platform izlenimi veren ve var olmayan ürünlerin satışını yaparak tüketicilerin aldatılması ve bedellerinin haksız yere tahsil edilmesi.
İnternet İlanları Üzerinden İşlenen Eylemlerin Durumu
İnternet sitelerine verilen gerçeğe aykırı ilanlar vasıtasıyla işlenen dolandırıcılık fiillerinin hukuki nitelendirmesi hususunda yargı kararlarında çeşitli tartışmalar mevcuttur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bazı kararlarında, internetin aynı zamanda bir basın ve yayın aracı olduğu gözetilerek, yalnızca ilan verilmesi ve sonrasında telefonla iletişime geçilmesi durumunda basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma şeklindeki nitelikli halin de oluşabileceği değerlendirilmiştir. Ancak failin bilişim sisteminin arkasına saklanarak, sistemi doğrudan aldatıcı bir araç olarak kullanması ve bilişim teknolojilerinin fonksiyonlarından yararlanması durumunda ilgili fıkra uyarınca ceza tayini gerekmektedir. Nihayetinde fail, mağdur ile hiç yüz yüze gelmeden, bilişim sisteminin sağladığı anonimlik ve kitlelere ulaşma hızını doğrudan bir hile aracı olarak kullanarak menfaat temin ettiğinde, bu eylem kesinlikle bilişim sistemleriyle nitelikli dolandırıcılık suçu çerçevesinde cezalandırılmaktadır.