Makale
Gelişen dijital çağda, çocukların sosyal medya üzerindeki kişilik hakları ve kişisel verilerinin güvence altına alınması kritik bir hukuki meseledir. Bu makale, Türk Medeni Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Yeni Sosyal Medya Kanunu çerçevesinde çocukların dijital platformlarda maruz kaldıkları ihlallere karşı korunma yollarını inceler.
Türk Hukukunda Çocuğun Sosyal Medyada Korunması
Teknolojik gelişmelerin günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, sosyal medya platformlarının kullanımı her yaş grubunda hızla artmıştır. Özellikle henüz fiziksel, duygusal ve bilişsel gelişimini tamamlamamış olan çocukların bu dijital mecralarda yer alması, onları çeşitli hukuki risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Türk hukuk sisteminde, zayıf konumda kabul edilen çocukların dijital haklarının güvence altına alınması amacıyla çeşitli kanunlar nezdinde özel koruma mekanizmaları geliştirilmiştir. Bir sosyal medya platformunda hesap açarak kullanıcı haline gelen çocuklar, üçüncü kişiler tarafından siber zorbalığa uğrayabilecekleri gibi, bazen bizzat kendi ebeveynlerinin bilinçsiz paylaşımları neticesinde de hak ihlallerine maruz kalabilmektedirler. Bu doğrultuda, çocukların sosyal medyadaki varlıklarının ve mahremiyetlerinin hukuki zemin üzerinde güvence altına alınması ihtiyacı doğmuştur. Hukuk sistemimiz, çocuğun üstün yararı ilkesi merkeze alınarak, çocukların maddi ve manevi kişilik değerleri ile kişisel verilerinin korunmasını sağlamak üzere Türk Medeni Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Yeni Sosyal Medya Kanunu çerçevesinde çeşitli hukuki başvuru ve dava yolları öngörmüştür.
Çocuğun Kişilik Hakkının İhlali ve Koruyucu Davalar
Hukukumuzda kişilik hakkı, çocuğun tam ve sağ doğumuyla birlikte kazanılan ve devredilemeyen mutlak bir haktır. Sosyal medya platformlarında paylaşılan yazılı metin, fotoğraf veya videolar aracılığıyla çocukların şeref, haysiyet, resim ve isim gibi manevi kişilik değerlerine yönelik saldırılar sıklıkla yaşanmaktadır. Bu tür dijital ihlaller karşısında çocukların haklarının korunması için Türk Medeni Kanunu uyarınca çeşitli dava yollarına başvurulması mümkündür. İhlali gerçekleştiren kişilerin kimliğinin belirsiz olduğu durumlarda öncelikle sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti talep edilmelidir. Küçükler, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kapsamında yer alan kişilik haklarını korumak amacıyla yasal temsilcilerinin rızasına ihtiyaç duymaksızın bizzat dava açma hakkına sahiptirler. Üstelik bu ihlalin doğrudan yasal temsilciler tarafından gerçekleştirilmesi halinde de çocuğun korunması amacıyla vasi veya kayyım atanarak dava süreci işletilebilmektedir. Bu süreçte mahkemeler, somut olayın özelliklerini dikkate alarak çocuğun üstün yararı doğrultusunda karar vermekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Açılabilecek Davalar
Çocuğun sosyal medyada kişilik haklarının saldırıya uğraması durumunda, hukuka aykırı saldırı tehlikesini veya mevcut zararları ortadan kaldırmak amacıyla kullanılabilecek koruyucu davalar şunlardır:
- Saldırının önlenmesi davası: Çocuğun kişilik hakkına yönelik bir saldırı henüz başlamamış ancak çok yakın bir gelecekte gerçekleşme olasılığı yüksekse açılır. Örneğin, çocuğun özel fotoğraflarının yayınlanacağı yönünde ciddi bir tehdit varsa bu yola başvurulur.
- Saldırının durdurulması davası: Sosyal medyada halihazırda yayınlanmış ve devam eden bir ihlal varsa talep edilir.
- Hukuka aykırılığın tespiti davası: Saldırı sona ermiş ancak olumsuz etkileri dijital ortamda halen devam ediyorsa, fiilin hukuka aykırılığının mahkemece tespiti istenir.
- Maddi ve manevi tazminat davaları: Gerçekleşen ihlal neticesinde çocuğun malvarlığında bir zarar oluşmuşsa maddi tazminat; duyduğu ruhsal acı ve üzüntünün telafisi amacıyla da manevi tazminat davası açılabilir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Çocuğun Hakları
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, çocukların kimliğini belirli veya belirlenebilir kılan isim, adres, fotoğraf ve video gibi her türlü bilgi kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Kanunda çocukların verilerinin işlenmesine yönelik özel bir yaş sınırı öngörülmemiş olmakla birlikte, bu verilerin işlenebilmesi için aydınlatmaya dayalı açık rıza şartı aranmaktadır. Temyiz kudretine sahip sınırlı ehliyetsiz statüsündeki çocuklar, kişiye sıkı sıkıya bağlı hak niteliğindeki rıza verme hakkını bizzat kullanabilirler. Ancak temyiz kudreti bulunmayan küçükler adına bu rızanın yasal temsilcileri tarafından, çocuğun yararı gözetilerek verilmesi zorunludur. Çocukların sosyal medya hesapları açarken verdikleri onayların, hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, belirli ve meşru amaçlar için işlenme ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Veri sorumlusuna başvuru yoluyla çocuklar veya yasal temsilcileri, kişisel verilerin silinmesini, düzeltilmesini ve yok edilmesini her zaman talep etme hakkına sahiptir.
Paylaşım Ebeveynliği (Sharenting) ve Velayet Hakkının Sınırları
Günümüzde ebeveynlerin, çocuklarının günlük yaşamlarına, özel anlarına ve fotoğraflarına dair bilgileri sosyal medya platformlarında sürekli olarak paylaşması paylaşım ebeveynliği olarak adlandırılmaktadır. Ebeveynler bu paylaşımları çoğunlukla iyi niyetli saiklerle veya çevreleriyle etkileşim kurmak amacıyla yapsalar da, çocukların dijital ayak izlerinin erken yaşta ve rızaları dışında oluşturulması ciddi riskler barındırmaktadır. Bu verilerin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi, çocuğun istismara, siber zorbalığa maruz kalmasına veya dijital kimliğinin zedelenmesine yol açabilir. Hukukumuzda ebeveynlere tanınan velayet hakkı, mutlak ve sınırsız bir hak değildir; bu hakkın sınırı her zaman çocuğun üstün yararı ile çizilmiştir. Ebeveynler, çocuklarıyla ilgili paylaşımlar yaparken onların özel hayatın gizliliği hakkına saygı göstermek zorundadır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, ebeveynlerin çocuklarının kişilik haklarını ihlal edecek şekilde paylaşımlarda bulunmaları durumunda, bu durum velayet hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.
Yeni Sosyal Medya Kanunu Kapsamında Korunma Yolları
Kamuoyunda Yeni Sosyal Medya Kanunu olarak bilinen 7253 sayılı Kanun ile sosyal ağ sağlayıcılarına çocukların korunması noktasında ciddi yükümlülükler getirilmiştir. Çocukların kişilik haklarını veya özel hayatının gizliliğini ihlal eden içeriklerin sosyal medyada yayılması halinde, mağdurlar doğrudan sosyal ağ sağlayıcı konumundaki platformlara başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasını ve erişimin engellenmesini talep edebilirler. Kanun, günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı platformlara Türkiye'de temsilci bulundurma zorunluluğu getirmiştir. İlgili platformlar, kişilik hakkı ihlallerine yönelik yapılan başvurulara en geç kırk sekiz saat içinde cevap vermekle yükümlü kılınmıştır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yüksek miktarlı idari para cezalarını ve platformların sorumluluğunu doğurur. Hızlı sonuç alınmasının hayati önem taşıdığı dijital ortamda, ilgili kanun ile getirilen uyar-kaldır metodu çocukların mağduriyetinin büyümesini engellemek için son derece etkili bir araçtır. Bireyler, içerik sağlayıcısına veya yer sağlayıcısına yaptıkları başvurunun yanı sıra, doğrudan adli merciler aracılığıyla da erişim engelleme yollarını işletebilirler.