Anasayfa Karar Bülteni AYM | Kemal Karanfil (4) | BN. 2021/54151

Karar Bülteni

AYM Kemal Karanfil (4) BN. 2021/54151

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/54151
Karar Tarihi 05.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Aynı maddi olguda farklı kararlar gerekçelendirilmek zorundadır.
  • Çelişkili yargı kararları hukuki güvenlik ilkesini zedeler.
  • Esaslı iddialar mahkemelerce makul bir şekilde karşılanmalıdır.
  • Gerekçeli karar hakkı adil yargılanmanın en temel unsurudur.

Bu karar, aynı maddi vakıa ve hukuki durumlar hakkında farklı yargı mercilerince verilen kararlar arasındaki ihtilafların nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve bu tür çelişkilerin gerekçeli karar hakkı bağlamında yarattığı ihlalleri ortaya koyması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, bir uyuşmazlıkta daha önce başka bir yargı makamı tarafından somut delillere dayalı maddi bir tespit yapılmışsa, davayı gören mahkemenin bu tespitten farklı bir sonuca ulaşması hâlinde bunun dayanaklarını ikna edici, rasyonel ve tatmin edici bir biçimde kararına yansıtması gerektiğini net bir şekilde vurgulamıştır.

Karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan disiplin soruşturmaları veya infaz süreçleri ile bunlara paralel yürütülen ceza yargılamaları arasındaki etkileşim noktasında mahkemelere güçlü bir projeksiyon tutmaktadır. Mahkemelerin sadece kendi önlerindeki dosyaya odaklanmakla kalmayıp, aynı maddi olaya ilişkin kesinleşmiş ya da önemli tespiti haiz diğer yargısal kararları da dikkate alması gerektiği ortaya konmuştur. Bahsi geçen kararlardan veya tespitlerden ayrılma durumunda mahkemelerin bunu yüzeysel veya tamamen şeklî bir ret ile geçiştiremeyeceği, aksine bu zıtlığın nedenlerini maddi gerçeklik düzleminde gerekçelendirmesi gerektiği tespit edilmiştir. Bu titiz yaklaşım, hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden biri olan hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanmasına doğrudan hizmet etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında bir ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunurken bir infaz koruma memuruyla yaşanan tartışma neticesinde kendisine on bir gün süreyle hücreye koyma disiplin cezası verilmiştir. Kurum, başvurucunun infaz koruma memuruna sert bir şekilde vurduğunu ve tekme attığını iddia etmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine konuyu inceleyen infaz hâkimliği, kamera kayıtlarını izlemiş ve memurlara vurulduğuna veya tekme atıldığına dair hiçbir görüntü tespit edilemediği gerekçesiyle disiplin cezasını iptal etmiştir.

Buna rağmen aynı olay üzerinden başvurucu hakkında bu kez "görevi yaptırmamak için direnme" suçundan ceza davası açılmıştır. Başvurucu ceza mahkemesinde, infaz hâkimliğinin kamera kayıtlarına dayanarak eylemin gerçekleşmediğini kanıtlayan iptal kararını mahkemeye sunmuş ve suçsuz olduğunu savunmuştur. Ancak ceza mahkemesi, infaz hâkimliği kararlarının ceza hukuku anlamında kesin hüküm teşkil etmediğini belirterek bu savunmayı yüzeysel bir şekilde reddetmiş ve başvurucuyu adli para cezasına çarptırmıştır. Uyuşmazlık, davanın sonucunu değiştirebilecek böylesi esaslı bir yargı kararının dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun olarak yargılanmalarını ve kendi adlarına verilen mahkeme kararlarının denetlenebilmesini sağlayan gerekçeli karar hakkını da ayrılmaz bir bütün olarak güvence altına almaktadır. Aynı doğrultuda, Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." amir hükmünü taşımaktadır. Gerekçeli karar hakkı, muhakeme sürecinde ileri sürülen her iddiaya teker teker ve uzun uzadıya yanıt verilmesini gerektirmese de, muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların mahkemelerce makul bir gerekçeyle karşılanmasını hukuken zorunlu kılar.

Hukuk devleti ilkesinin en temel unsurlarından biri, hukuki güvenlik ve istikrardır. Yargı organlarının aynı maddi veya hukuki olgularla ilgili olarak birbirine zıt ve çelişkili kararlar vermekten kaçınması esastır. Aynı vakıaya ilişkin olarak yargı makamlarından çıkan farklı ve çelişkili kararlar, kişilerin hukuka olan inancını ve adalet sistemine olan güvenini derinden sarsar. Bu nedenle, bir yargı merciinin aynı olgu hakkında daha önce verilmiş olan yargısal bir karardan farklı bir sonuca ulaştığı durumlarda, bunun gerekçesini açıkça ve tatmin edici bir şekilde ortaya koyması hayati bir öneme sahiptir.

Somut olayda temel teşkil eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 265 uyarınca, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişilerin cezalandırılması öngörülmektedir. İlgili eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği, bu suç tipinin temel koşuludur. Ceza muhakemesinde hâkimin delilleri serbestçe takdir etmesi ilkesi geçerli olsa da, bu takdir yetkisi keyfîliğe izin vermez. Mahkemelerin ulaştıkları sonuçları nesnel, makul ve mantıksal gerekçelere dayandırması şarttır. Yargı merciinin önündeki maddi uyuşmazlığın çözümünde doğrudan aydınlatıcı olan ve davanın seyri üzerinde mutlak etkiye sahip önceki yargısal tespiti bütünüyle dışlaması gerekçeli karar hakkı ile açıkça çelişmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu adil yargılanma hakkının iki temel güvencesi olan gerekçeli karar hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde ele almıştır. Soruşturma evresinde hazırlanan bilirkişi raporunun tebliğ edilmediği ve bu suretle rapora itiraz hakkı tanınmadığı yönündeki iddia bakımından yapılan incelemede; başvurucunun hem kovuşturma evresinde söz konusu raporlara erişebildiği hem de istinaf kanun yolu aşamasında bu raporlara ilişkin savunma ve itirazlarını mahkeme önünde serbestçe dile getirme fırsatına sahip olduğu gözlemlenmiştir. Yargılamanın bütünü dikkate alındığında, başvurucunun iddia makamı karşısında zayıf bir duruma düşürülmediği tespit edilerek silahların eşitliği ilkesine yönelik iddialar açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Ancak, gerekçeli karar hakkı yönünden gerçekleştirilen incelemede ağır bir usul eksikliği tespit edilmiştir. Mahkemenin, disiplin cezasını iptal eden infaz hâkimliği kararıyla taban tabana zıt bir mahkûmiyet sonucuna ulaşmasına rağmen, bu çelişkinin nedenlerini ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklamadığı anlaşılmıştır. İnfaz hâkimliğinin kesinleşmiş kararında, olaya ait cezaevi kamera kayıtlarının dikkatle incelendiği ve başvurucunun iddia edildiği gibi görevli memura vurduğuna veya tekme attığına dair herhangi bir görüntünün tespit edilemediği son derece açık biçimde ifade edilmiştir. Başvurucu bu yargısal kararı ceza mahkemesine ısrarla sunarak üzerine atılı suçun maddi unsurunu işlemediğini savunmuştur. Bu iddia, davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek ve mahkûmiyetin temelini sarsacak nitelikte son derece esaslı bir itirazdır.

Ceza mahkemesi ise gerekçeli kararında, başvurucunun bu ciddi itirazına yalnızca "infaz hâkimliklerince verilen kararların maddi ceza hukuku anlamında kesin hüküm teşkil etmediği" şeklinde usule ilişkin, dar ve tamamen şeklî bir gerekçeyle yanıt vererek iddiayı geçiştirmiştir. Mahkeme, aynı maddi vakıa hakkında infaz hâkimliğinin kamera kayıtlarına dayalı olarak vardığı net tespitlerin aksine bir kanaate nasıl ulaştığını, bu ayrışmanın hangi yeni delillerden veya tespitlerden kaynaklandığını somut, rasyonel ve tatmin edici hiçbir şekilde açıklamamıştır. Kişilerin hukuka olan güvenlerinin zedelenmemesi adına, aynı maddi olay hakkında verilen farklı yargısal kararların neden çeliştiğinin izah edilmesi hukuk devleti ilkesinin tartışılmaz bir gereğidir. Mahkemenin bu konudaki sathi ve eksik yaklaşımı, başvurucunun davanın gidişatını değiştirecek esaslı iddialarının tamamen cevapsız bırakılmasına yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: