Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2021/12341 E. | 2021/16579 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2021/12341 E. 2021/16579 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2021/12341
Karar No 2021/16579
Karar Tarihi 15.12.2021
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Belirli döneme ait ödemeler toplam alacaktan mahsup edilemez.
  • Ödemenin ait olduğu aylar hesaplama dışı tutulmalıdır.
  • Dönemsel ödemelerin genel indirimden sonra düşülmesi hatalıdır.

Bu karar, iş hukukunda işçilik alacaklarının hesaplanması metodolojisi ve işverence yargılama öncesinde veya sırasında yapılan kısmî ödemelerin mahsup yöntemi açısından hukuken oldukça kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, işverenin belirli bir çalışma dönemine, örneğin spesifik bir yıllık periyoda ilişkin yaptığı fazla çalışma ve genel tatil ücreti ödemelerinin, işçinin tüm çalışma süresi üzerinden hesaplanan toplam alacak miktarından doğrudan doğruya indirilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Hukuken yapılması gereken doğru işlem, ödemenin tahsis edildiği ayların net bir biçimde saptanması ve bu ayların hesaplama döneminden tamamen dışlanarak kalan aylar için bir sonuca varılmasıdır.

Benzer davalarda bu içtihadın emsal etkisi son derece yüksektir ve uygulamadaki hatalı bir alışkanlığı ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Zira uygulamada bilirkişiler, genellikle tüm çalışma süresini kapsayan genel bir hesaplama yapmakta, tanık beyanlarına dayalı takdiri hakkaniyet indirimlerini (örneğin %30 oranında) uygulamakta ve işverenin yaptığı dönemsel ödemeleri en sonda kalan bu indirimli tutardan düşmektedir. Bu hatalı yöntem, işçinin aleyhine sonuçlar doğurmakta ve matematiksel olarak mükerrer indirimlere yol açabilmektedir. Yargıtay'ın bu kararı ile ödeme yapılan spesifik dönemin doğrudan tasfiye edilmesi gerektiği kuralı perçinlenmiş olup, mahkemelerin ve bilirkişilerin hesaplama metodolojisinde standart bir usul benimsemeleri zorunlu kılınmıştır. Böylece işçinin hak kaybı yaşamasının önüne geçilmiş ve alacakların net bir şekilde dönem bazlı olarak ayrıştırılması ilkesi yerleşik hale gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı işyerinde kendisine yöneticileri tarafından sistemli bir şekilde mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüş ve davalı işverene karşı dava açmıştır. İşçi bu davada, kıdem tazminatı ile birlikte çalışma süresi boyunca ödenmediğini iddia ettiği fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise iddiaların tamamen asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne karar vermesi ve ardından Bölge Adliye Mahkemesinin maddi hata nedeniyle 500 TL'lik bir alacağın hükme yansıtılmadığını belirterek kararı kaldırıp yeniden davanın kısmen kabulüne hükmetmesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay'a taşınmıştır. Temyiz aşamasında temel uyuşmazlık konusu, işveren tarafından daha önce banka üzerinden belirli bir çalışma dönemi için yapılmış olan fazla mesai ve genel tatil ödemelerinin, mahkemece hesaplanan toplam alacaktan ne şekilde mahsup edileceği (düşüleceği) hususunda düğümlenmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda işçilik alacaklarının ispatı, ödenmesi ve hesaplama yöntemleri, 4857 sayılı İş Kanunu ile belirlenmiş temel kurallara ve Yargıtay’ın yerleşik içtihat prensiplerine dayanmaktadır. Fazla çalışma yaptığını ve ulusal bayram ile genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliği taşır. Eğer bordroda ilgili bölümler boşsa veya bordro imzasız ise, işçi bu çalışmalarını işyeri kayıtları, iç yazışmalar veya tanık beyanları gibi her türlü delille ispatlama hakkına sahiptir.

Ancak işverenin bu alacaklara karşılık olarak işçiye sonradan veya çalışırken bir ödeme yaptığını banka kayıtları veya bordrolar ile ispatlaması durumunda, söz konusu ödemelerin hangi dönemi kapsadığının açıkça tespit edilmesi büyük bir hukuki önem taşır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, işçi alacakları hesaplanırken yazılı belge bulunmayıp tanık beyanlarına dayanılan durumlarda, belirlenen çalışma süreleri üzerinden takdiri bir hakkaniyet indirimi (kural olarak %30 oranında) yapılmaktadır. Bu indirim, kişinin uzun yıllar boyunca hastalık, mazeret veya sair nedenlerle devamsızlık yapmadan sürekli aynı tempoda çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerçeğine dayanır.

Ödeme yapıldığı belgelenen durumlarda ise mahsup (indirim) işleminin doğru metodolojisi adaletin tesisi için kritik rol oynar. Borçlar hukuku prensipleri ve iş hukuku doktrini gereğince, işverenin yaptığı kısmi ödeme belirli bir tarih aralığına ilişkin ise, bu ödeme tüm çalışma döneminden genel bir mahsup işlemi yapılarak düşülemez. Yapılması gereken hukuki işlem, ödemenin tahsis edildiği ayların veya yılların alacak hesaplama tablosundan tamamen dışlanması ve o dönem için işverenin borcunu ifa ettiğinin kabul edilmesidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama ve mahsup yönteminin açıkça hatalı olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda, davacı işçinin fazla mesai ücreti 01.04.2005 ile 26.10.2017 tarihleri arasındaki tüm çalışma dönemi için tanık beyanları esas alınarak hesaplanmış ve bu toplam tutar üzerinden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmıştır. Daha sonra ise davalı işveren tarafından 24.10.2017 tarihinde banka kanalıyla yapıldığı anlaşılan 14.993,03 TL'lik ödeme, indirim yapılmış bu genel toplamdan mahsup edilerek (düşülerek) kalan miktar işçi lehine hüküm altına alınmıştır.

Ancak dosyaya sunulan ödeme bordroları dikkatle incelendiğinde, işverence yapılan bu ödemenin geçmişe dönük tüm çalışmaları kapsamadığı, spesifik olarak Eylül 2016 ile Eylül 2017 ayları arasındaki döneme ait fazla çalışma ücretlerine ilişkin olduğu açıkça görülmüştür. Yüksek Mahkeme, bu durumda yapılması gereken doğru işlemin, ödemenin ait olduğu Eylül 2016 - Eylül 2017 döneminin hesaplama tablosundan tamamen dışlanması olduğunu vurgulamıştır. Geriye kalan dönemler bakımından fazla mesai ücreti hesaplanmalı ve bulunan bu tutardan ayrıca 14.993,03 TL'lik bir mahsup işlemi kesinlikle yapılmamalıdır. Mahkemenin tüm süreyi hesaplayıp, genel indirim uyguladıktan sonra bu tutarı düşmesi, işçinin aleyhine sonuç doğuran hatalı bir matematiksel yaklaşımdır.

Aynı hatalı hesaplama yönteminin, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı için de uygulandığı saptanmıştır. İşverence 24.10.2017 tarihinde yine Eylül 2016 - Eylül 2017 dönemi için yapılan 1.993,31 TL tutarındaki ödemenin, tüm çalışma süresi üzerinden hesaplanan ve indirime tabi tutulan genel tatil ücreti tutarından mahsup edildiği görülmüştür. Oysa bu dönemin dışlanarak sadece bakiye süreler için ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplanması gerekmektedir. İşçi aleyhine mali kayba yol açan bu usule aykırı hesaplama yöntemi bozma sebebi yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporundaki hatalı mahsup işleminin işçi aleyhine sonuç doğurması nedeniyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: