Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Stanev - Bulgaristan Kararı 50756/17 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Stanev - Bulgaristan Kararı 50756/17 B.

Bu karar, bilgi edinme hakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Mahkeme, kamuoyunu ilgilendiren hassas konularda devletin elinde bulunan bilgilere erişimin, özellikle araştırmacılar ve sivil toplum kuruluşları gibi "kamu bekçisi" rolü üstlenen aktörler için hayati olduğunu vurgulamıştır. Sınır bölgelerinde yaşanan göçmen ölümleri gibi yüksek kamu yararı barındıran meselelerde, yetkili makamların salt şekli gerekçelerle bilgi paylaşımından kaçınması hukuka aykırı bulunmuştur. Kamu gücünün şeffaflığı ve hesap verebilirliği, demokratik toplum düzeninin temel direklerinden biridir. İdarelerin, salt yasalardaki genel istisna kurallarına dayanarak ve somut olayın özelliklerini, kamuoyunun bilgi alma hakkını göz ardı ederek bilgi vermekten kaçınması kabul edilemez.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 3. Bölüm
Başvuru No 50756/17
Karar Tarihi 18.11.2025
Taraflar Stanev - Bulgaristan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Bilgiye erişim hakkı ifade özgürlüğünün parçasıdır.
  • gavel Sivil toplum örgütleri kamu bekçisi rolündedir.
  • gavel Soruşturma bilgisi kamu yararı niteliği taşır.
  • gavel Bilgi taleplerinde adil denge gözetilmelidir.

Bu karar, bilgi edinme hakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Mahkeme, kamuoyunu ilgilendiren hassas konularda devletin elinde bulunan bilgilere erişimin, özellikle araştırmacılar ve sivil toplum kuruluşları gibi "kamu bekçisi" rolü üstlenen aktörler için hayati olduğunu vurgulamıştır. Sınır bölgelerinde yaşanan göçmen ölümleri gibi yüksek kamu yararı barındıran meselelerde, yetkili makamların salt şekli gerekçelerle bilgi paylaşımından kaçınması hukuka aykırı bulunmuştur. Kamu gücünün şeffaflığı ve hesap verebilirliği, demokratik toplum düzeninin temel direklerinden biridir. İdarelerin, salt yasalardaki genel istisna kurallarına dayanarak ve somut olayın özelliklerini, kamuoyunun bilgi alma hakkını göz ardı ederek bilgi vermekten kaçınması kabul edilemez.

Emsal etkisi bakımından bu içtihat, ulusal mahkemelerin ve idari kurumların bilgi edinme başvurularını reddederken yalnızca usul kurallarına sığınamayacağını, aynı zamanda şeffaflık ve kamu yararı ile soruşturmanın gizliliği arasında somut bir denge testi yapmaları gerektiğini ortaya koymaktadır. Benzer davalar için bu karar, sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin ve gazetecilerin idareden bilgi talep etme haklarını güçlendiren, idarenin ise keyfi veya eksik gerekçelerle ret kararı vermesini engelleyen güçlü bir güvence niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bulgaristan Helsinki Komitesi adlı bir sivil toplum kuruluşu bünyesinde araştırmacı olarak çalışan başvurucu Kaloyan Georgiev Stanev, medyada yer alan göçmen ölümleriyle ilgili olarak Bulgaristan makamlarına bilgi edinme başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu, 2015 yılında Türkiye-Bulgaristan sınırında meydana geldiği iddia edilen ve basına yansıyan göçmen ölümleri ile polisin güç kullanımı iddiaları hakkında herhangi bir cezai soruşturma açılıp açılmadığını öğrenmek amacıyla Başsavcılıktan bilgi talep etmiştir.

Başsavcılık, bu bilgilerin kamuya açık bilgi niteliğinde olmadığını ve ancak Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında ilgili taraflarca talep edilebileceğini belirterek başvurucunun bilgi edinme talebini reddetmiştir. İlk derece idare mahkemesi başvurucuyu haklı bulup bilginin verilmesine hükmetse de, Yüksek İdare Mahkemesi savcılığın itirazını kabul ederek bilgi vermeyi reddeden idari kararı onamıştır. Bunun üzerine başvurucu, bilgi edinme ve dolayısıyla ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.10 (İfade özgürlüğü) çerçevesinde değerlendirme yapmıştır. Sözleşme'nin bu maddesi, herkesin görüşlerini açıklama, bilgi ve kanaatlere ulaşma ve bunları yayma özgürlüğüne sahip olduğunu düzenlemektedir.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bilgiye erişim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak olmamakla birlikte, kişinin ifade özgürlüğünü kullanması için elzem olduğu durumlarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.10 koruması altına girmektedir. AİHM'in önceki içtihatlarında belirlenen kriterlere göre, bilgiye erişim talebinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi için dört şart aranır: bilgi talebinin amacı, talep edilen bilginin niteliği, bilgiyi talep eden kişinin rolü ve bilginin halihazırda idarenin elinde bulunup bulunmadığı.

Sivil toplum kuruluşları, araştırmacılar, akademisyenler ve gazeteciler demokratik bir toplumda "kamu bekçisi" (public watchdog) rolü üstlenmektedir. Bu aktörlerin, kamuoyunu bilgilendirme faaliyetlerini yürütebilmeleri için devletin tekelinde bulunan ve kamu yararı taşıyan bilgilere erişim hakları bulunmaktadır. Özellikle insan hakları ihlalleri, yaşam hakkı ihlali iddiaları veya devlet görevlilerinin yetki aşımı gibi hassas konularda bilgi taleplerinin karşılanması, devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.

Diğer yandan, ceza soruşturmalarının gizliliği ilkesi de hukuken korunan bir menfaattir. İdarenin ve ulusal mahkemelerin görevi, bilgi taleplerini değerlendirirken kamuoyunun aydınlatılmasındaki üstün yarar ile soruşturmanın gizliliğine yönelik meşru amaç arasında adil bir denge kurmaktır. Sadece mevzuatın dar yorumlanarak, somut bir zarar analizi yapılmaksızın bilgi taleplerinin reddedilmesi demokratik toplum gerekleriyle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun talebinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Başvurucu, doğrudan bir ceza soruşturması dosyasına veya delillerine erişim talep etmemiş, yalnızca medyaya yansıyan çok ciddi bir insan hakları ihlali iddiasıyla ilgili olarak devletin harekete geçip geçmediğini, yani iddiaların soruşturulup soruşturulmadığını sormuştur.

Mahkeme, göçmenlerin yaşam hakkının korunması ve sınır bölgelerindeki polis uygulamalarının şüphesiz ki yüksek bir kamu yararı taşıdığını tespit etmiştir. Başvurucunun saygın bir sivil toplum kuruluşunda araştırmacı olması ve bu bilgileri yıllık insan hakları raporunda kullanarak kamuoyunu aydınlatma amacı gütmesi, talebin meşruiyetini güçlendiren temel unsurlar olarak kabul edilmiştir. İstenen bilgilerin (soruşturma açılıp açılmadığı ve dosya numarası bilgisinin) savcılığın veri tabanında kolaylıkla erişilebilir durumda olduğu da ayrıca saptanmıştır.

Ulusal makamların ve özellikle Yüksek İdare Mahkemesinin ret gerekçeleri incelendiğinde, başvurucunun talebinin salt bir ceza dosyası incelemesi olarak nitelendirildiği ve ceza muhakemesi kurallarının şekilci bir yaklaşımla katı bir şekilde uygulandığı görülmüştür. Yerel mahkemeler, başvurucunun bilgiye erişimindeki üstün kamu yararı ile savcılığın iddia ettiği soruşturmanın gizliliği menfaati arasında hiçbir şekilde ölçülülük değerlendirmesi ve adil bir denge testi yapmamıştır. Bilginin verilmesinin sürmekte olan bir soruşturmaya veya adaletin tecellisine nasıl bir somut zarar vereceği açıklanmamıştır. Bu eksik ve yetersiz gerekçeler ışığında Mahkeme, devletin bilgi vermeyi reddetmesinin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı bir müdahale olmadığı sonucuna varmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yetkili makamların yeterli gerekçe sunmadan bilgi vermeyi reddetmesinin Sözleşme'ye aykırı olduğu yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Devletten bir soruşturma açılıp açılmadığını öğrenebilir miyim? expand_more
Evet, demokratik bir toplumda kamuoyunu ilgilendiren önemli ve hassas olaylar hakkında yetkili makamlardan bilgi talep etme hakkınız bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Stanev kararına göre, doğrudan ceza soruşturması dosyasının içerisine veya mahrem delillere erişim istemediğiniz sürece, iddiaya konu bir olay hakkında yetkililerin harekete geçip geçmediğini (yani soruşturma açılıp açılmadığını ve dosya numarasını) sormanız ifade özgürlüğü kapsamında hukuki koruma altındadır. Devletin veri tabanında kolaylıkla erişilebilir durumda olan bu tür temel bilgilerin, salt şekli gerekçeler öne sürülerek vatandaşlardan saklanması hukuka aykırıdır.
Kurumlar sadece "gizlilik" diyerek bilgi vermeyi reddedebilir mi? expand_more
Hayır, idari kurumlar ve ulusal mahkemeler yalnızca yasalardaki genel istisna kurallarına veya şekilci usul hükümlerine sığınarak bilgi taleplerini keyfi olarak reddedemezler. İdarenin, talep edilen bilginin verilmesinin sürmekte olan bir soruşturmaya veya adaletin tecellisine somut olarak nasıl bir zarar vereceğini açıkça gerekçelendirmesi zorunludur. Ayrıca devletin yetkili kurumları, soruşturmanın gizliliği ilkesi ile kamuoyunun aydınlatılmasındaki üstün yarar arasında mutlaka somut bir adil denge testi yapmak ve ölçülülük ilkesine uymakla yükümlüdür.
Derneklerin veya gazetecilerin devletten bilgi alma hakkı var mı? expand_more
Kesinlikle vardır; zira sivil toplum kuruluşları, araştırmacılar, akademisyenler ve gazeteciler demokratik toplum düzeninde "kamu bekçisi" (public watchdog) rolü üstlenmektedirler. AİHM, özellikle sınır ölümleri, yaşam hakkı ihlali iddiaları veya devlet görevlilerinin yetki aşımı gibi yüksek kamu yararı barındıran meselelerde, bu aktörlerin devletin tekelindeki bilgilere erişim hakkının güvence altına alınmasını şart koşar. Bu bilgilerin kamuoyunu bilgilendirme ve insan hakları ihlallerini raporlama gibi meşru amaçlarla talep edilmesi durumunda, idarenin bilgi sağlama yönündeki pozitif yükümlülüğü çok daha belirgin hale gelir.
Devlet bilgiyi gizlerse AİHM'de hangi hakka dayanarak dava açabilirim? expand_more
Bilgi edinme talebinizin haksız yere reddedilmesi durumunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde güvence altına alınan "İfade Özgürlüğü" hakkınıza dayanarak dava açabilirsiniz. AİHM, bilgiye erişim hakkını ifade özgürlüğünü kullanmanın ve kanaat oluşturmanın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmektedir. Şayet talep ettiğiniz bilgi kamu yararı taşıyorsa, halihazırda idarenin elindeyse ve bu bilginin verilmemesi sizin ifade özgürlüğünüzü kullanmanızı doğrudan sekteye uğratıyorsa, idarenin yeterli bir denge testi yapmadan bilgiyi gizlemesi Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlali anlamına gelecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir