Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/22698 E. 2016/21633 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/22698 |
| Karar No | 2016/21633 |
| Karar Tarihi | 06.12.2016 |
| Dava Türü | İdari İşlemin İptali |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Çalışma koşullarında esaslı değişiklik haklı fesih nedenidir.
- Büro personelinin temizlik işine verilmesi esaslı değişikliktir.
- Kurum raporlarına itirazda asıl olan sonucun doğruluğudur.
- İşçi haklı fesihte kıdem tazminatına mutlaka hak kazanır.
Bu karar, işçinin çalışma koşullarında yapılan esaslı değişikliklerin hukuki sonuçlarını ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) müfettişlerince hazırlanan raporlara yönelik yargısal denetimin sınırlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kararın temel ekseni, işçinin rızası olmaksızın büro görevinden alınarak temizlik işlerinde görevlendirilmesinin, işçi açısından iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı doğurduğu gerçeğidir. Yüksek Mahkeme, işverenin yönetim hakkının mutlak olmadığını ve işçinin statüsünü veya onurunu zedeleyen, çalışma koşullarını ağırlaştıran uygulamaların yasal koruma görmeyeceğini vurgulamıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle idari inceleme raporlarının iptali davalarında mahkemelerin izlemesi gereken yöntemi belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, İŞKUR raporunda iş sözleşmesinin sona erme nedeni (örneğin iş bitimi) yanlış belirtilmiş olsa dahi, ulaşılan nihai sonucun (işçinin kıdem tazminatına hak kazanması) doğru olması halinde raporun tamamen iptal edilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu durum, uygulamada sadece usuli hatalara veya idari makamın yanlış nitelendirmelerine dayanılarak işçi lehine olan idari tespitlerin kolayca ortadan kaldırılmasının önüne geçecek güçlü bir emsal niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, bir üniversite bünyesinde alt işveren işçisi olarak çalışan davalının, Türkiye İş Kurumuna yaptığı şikayet sonucunda düzenlenen idari tespit raporuna işveren tarafından itiraz edilmesinden kaynaklanmaktadır. İşçi, büro personeli olarak görev yaparken müdürün değişmesiyle kendi rızası dışında temizlik işlerine verilmek istendiğini, kendisine sistematik biçimde mobbing uygulandığını ve bu nedenle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirterek kuruma başvurmuştur. İŞKUR incelemesinde, işçinin sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdiği gerekçesiyle kıdem tazminatına hak kazandığı tespit edilmiştir. Davacı üniversite ise işçinin işi kendisinin bıraktığını, haklı fesih şartlarının oluşmadığını, çalışanın en başından beri temizlik işçisi olduğunu ve idari kurumun kıdem tazminatı tespitinin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, Türkiye İş Kurumu tarafından tutulan raporun ve idari işlemin iptal edilmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kuralların başında, çalışma hayatının denetimi ve işçi şikayetlerinin incelenmesi usullerini düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 92 gelmektedir. Bu madde uyarınca, iş müfettişleri ve bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İşverenler, bu raporların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı otuz gün içinde yetkili iş mahkemesinde itiraz edebilirler. Raporların iptali davalarında, idari makamın ulaştığı tespitin maddi temelleri mahkemece serbestçe değerlendirilir.
Bunun yanı sıra kararın esasına etki eden en önemli kural, çalışma koşullarında esaslı değişikliği düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 22 ve işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-f hükümleridir. İşverenin işçinin yazılı rızası olmaksızın çalışma koşullarını işçi aleyhine ağırlaştırması veya statüsünü düşürmesi yasal olarak mümkün değildir. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, nitelikli bir görevde (büro personeli, sekreter vb.) çalışan bir işçinin daha alt düzey veya tamamen farklı nitelikte bir işte (temizlik görevlisi vb.) görevlendirilmek istenmesi, çalışma koşullarında esaslı değişiklik teşkil eder. İşçinin bu ağırlaştırmayı kabul etmemesi ve sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi halinde kıdem tazminatı hakkı doğar. Ayrıca Yargıtay, iptal davalarında idari kurum raporundaki feshin gerekçesinin hatalı olmasının, eğer varılan nihai sonuç hukuken doğruysa (işçinin her halükarda tazminata hak kazanması), raporun sırf bu yüzden iptalini gerektirmeyeceğini kabul etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, davacı işveren üniversitenin iptalini talep ettiği İŞKUR inceleme raporu, davalı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı yönünde net bir tespit içermektedir. Yerel mahkeme, işçinin sözleşmesini noterden gönderdiği haklı fesih ihtarnamesi ile sonlandırdığını, kurum raporunda iddia edildiği gibi "iş bitimi" nedeniyle bir sözleşme feshinin ortada bulunmadığını dikkate almıştır. Mahkeme, sırf bu gerekçe uyuşmazlığı sebebiyle kurum tespitinin yerinde olmadığına karar vermiş ve üniversitenin rapor iptal davasını kabul etmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde bu son derece şekilci yaklaşım isabetli bulunmamıştır.
Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmede, mahkemece incelenmesi gereken asıl hususun kurum raporunun usulen ve tümden iptali değil, davalı işçinin hukuken kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı meselesi olduğu vurgulanmıştır. Dosya kapsamındaki deliller ve özellikle tanık anlatımlarına göre; davalı işçi büro personeli ve müdür sekreteri olarak görev yapmaktayken, yönetici değişikliği sonrasında rızası dışında öğrenci işlerinde temizlik görevine verilmek istenmiştir. Bu uygulama iş hukuku anlamında açıkça iş şartlarında esaslı bir değişiklik niteliğindedir. İşçi de alt statüdeki bu görevi haklı olarak kabul etmeyerek sözleşmesini feshetmiştir. İŞKUR raporu, işçinin tazminata hak kazanma nedenini "iş bitimi" şeklinde hatalı değerlendirmiş olsa da, işçinin haklı fesih sebebiyle kıdem tazminatına hak kazandığı yönündeki nihai idari sonuç tamamen isabetlidir. Bu nedenle davacı üniversitenin kuruma yönelik itirazının esastan reddedilmesi gerekmektedir. Mahkemenin, tespit raporunun hatalı bir fesih türüne dayanmasını gerekçe göstererek işlemi iptal etmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, idari tespitin sonucunun doğru olması karşısında davanın reddi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur.