Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2021/45664 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/45664 BN.

Anayasa Mahkemesi | Yunus Aykın | 2021/45664 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/45664
Karar Tarihi 17.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Cevap hakkı itibarın korunması için zaruridir.
  • Gerçeğe aykırı yayın tekzip hakkı doğurur.
  • Basın, meslek ahlakına ve doğruluğa uymalıdır.
  • Hâkimlerin tarafsızlık algısı özenle korunmalıdır.

Bu karar, basın özgürlüğü ile bireylerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasındaki hassas dengeyi düzeltme ve cevap (tekzip) hakkı ekseninde yeniden çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, basının kamuoyunu bilgilendirme görevinin elbette ki demokratik bir toplumda vazgeçilmez olduğunu ancak bu görevin asla sınırsız olmadığını, özellikle gerçeğe aykırı ve kişilerin toplumsal itibarını ağır biçimde zedeleyici yayınlar karşısında bireylerin kendilerini ifade etme imkânının muhakkak güvence altına alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Yüksek Mahkeme, sulh ceza hâkimliklerinin tekzip taleplerini reddederken sadece "basın özgürlüğü" şablonuna sığınamayacağını, haberin doğruluğunu ve kişinin itibarına etkisini somut bir denge testiyle incelemek zorunda olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, sulh ceza hâkimliklerinin düzeltme ve cevap taleplerine ilişkin incelemelerinde yeni bir dönüm noktasıdır. Karar, "Aydın Gelleci" içtihadında belirlenen üç aşamalı testin yerel mahkemelerce atlanmadan titizlikle uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle yüksek yargı mensupları gibi tarafsızlıkları toplum nezdinde hayati önem taşıyan kişilere yönelik asılsız ve manipülatif haberlerde, iddiaların bağlamından koparılarak verilmesinin meslek ahlakına aykırı olduğu tescillenmiştir. Bu içtihat, gelecekteki tekzip taleplerinin reddi kararlarında yargı mercilerinin çok daha derinlikli, gerekçeli ve olgusal temellere dayanan incelemeler yapmasını, klişe gerekçelerden uzaklaşılmasını zorunlu hâle getirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Danıştay ve aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyesi olan başvurucu Yunus Aykın, Birgün gazetesinde yayımlanan bir haber üzerine gazetenin sorumlu müdürüne düzeltme ve cevap (tekzip) metni göndermiştir. Söz konusu haberde, başvurucunun Venezuela'da bulunduğu sırada eski bir başbakanın oğluyla aynı karede fotoğraflandığı belirtilmiş ve bu durum İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali süreciyle ilişkilendirilmiştir.

Başvurucu, haberin gerçeği yansıtmadığını, Venezuela'da YSK'yı temsilen resmî görevle bulunduğunu ve seçimlerin iptali kararına muhalif oy kullanan üyelerden biri olduğunu belirterek tekzip metninin yayımlanmasını talep etmiştir. Gazetenin metni yayımlamaması üzerine sulh ceza hâkimliğine başvuran Yunus Aykın, haberin eleştiri sınırını aştığını ve tarafsız hâkim kimliğine zarar verdiğini ileri sürerek düzeltme ve cevap metninin yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemelerin bu talebi genel geçer ifadelerle reddetmesi üzerine uyuşmazlık Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 17 kapsamında koruma altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkı ile Anayasa m. 26 ve Anayasa m. 28 çerçevesinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlükleri arasındaki dengeyi merkeze almıştır. Temel kural olarak, düzeltme ve cevap hakkı, Anayasa m. 32 uyarınca kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hâllerinde kullanılabilecek, şeref ve itibara yönelik müdahaleleri gecikmeksizin bertaraf etmeyi amaçlayan anayasal bir yoldur.

Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik "Aydın Gelleci" içtihadına göre, basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında dengeleme yapılırken üç aşamalı bir testin uygulanması zorunludur. Birinci aşamada, yayının gerçeğe aykırı olup olmadığı veya kişinin haysiyetine dokunup dokunmadığı ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. İkinci aşamada, yayımlanması talep edilen tekzip metninin habere karşılık gelip gelmediği, haberin kapsamını aşıp aşmadığı ve suç unsuru içerip içermediği incelenmelidir. Üçüncü aşamada ise tekzip metninin uzunluğu ve orantılılığı değerlendirilmelidir.

Ayrıca, basının demokratik toplumdaki vazgeçilmez işlevi olan kamuoyunu bilgilendirme görevi, sınırsız bir özgürlük alanı yaratmamaktadır. Basın mensupları, meslek ahlakına saygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi sunmakla, iyi niyetli hareket etmekle yükümlüdür. Özellikle hâkimler gibi toplumda tarafsızlıkları ve bağımsızlıkları yargı sistemine olan güvenin temelini oluşturan kişilere yönelik iddiaların, somut gerçeklerden koparılarak ve manipüle edilerek sunulması, ifade ve basın özgürlüğünün sınırlarını aşarak bireyin manevi varlığına ve itibarına ağır bir saldırı teşkil edebilmektedir. Yargı mercilerinin bu tür saldırılara karşı bireyleri koruma yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya konu haberin içeriğini ve başvurucunun iddialarını incelediğinde, basının meslek etiğine uygun hareket etmediğini tespit etmiştir. Başvurucu, Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali yönündeki kararına muhalif kalan ve iptal edilmemesi yönünde oy kullanan üyelerden biridir. Ayrıca habere konu olan fotoğraf, Türkiye Büyükelçiliğinin resmî bir programı çerçevesinde çekilmiştir ve başvurucu Venezuela'da resmî bir gözlemci göreviyle bulunmaktadır.

Buna rağmen ilgili gazete, başvurucuyu seçim iptalinin sorumlularından biri gibi göstererek ve siyasi bir figürün oğluyla planlı bir şekilde yurt dışında buluştuğu izlenimini yaratarak gerçeğe aykırı bilgiler sunmuştur. Yüksek Mahkeme, habere atılan gerçeğe aykırı başlık ve kullanılan fotoğrafla birlikte okuyucuda yanlış bir intiba oluşturulduğunu, başvurucunun bir hâkim olarak toplum nezdindeki tarafsızlığına ve itibarına asılsız bir şekilde gölge düşürüldüğünü belirlemiştir. Bu tür gerçeğe aykırı ve manipülatif yayınlar karşısında bireyin hakkındaki asılsız iddialara aynı mecrada cevap verebilmesi, demokratik toplum düzeninde zaruri bir ihtiyaçtır.

Uyuşmazlığı inceleyen sulh ceza hâkimlikleri ise haberin güncel bir konuya ilişkin eleştiri niteliğinde olduğu ve kamu yararı taşıdığı gibi soyut genel geçer ifadelerle yetinmiş, haberin gerçeğe aykırılığı ve başvurucunun şeref ve itibarına verdiği zarar konusunda hiçbir somut değerlendirme yapmamıştır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin zorunlu olan üç aşamalı denge testinin daha ilk basamağında gerekli yargısal denetimi yapmaktan kaçındığını ve mesnetsiz şekilde tekzip talebini reddettiğini vurgulamıştır. Hâkimliğin bu tutumu, başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkını savunmasız bırakmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin anayasal ilkeleri somut olaya uygulamayarak eksik ve yetersiz gerekçeyle ret kararı vermesi nedeniyle başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: