Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2021/18621 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/18621 BN.

Anayasa Mahkemesi | Osman Ataş | 2021/18621 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/18621
Karar Tarihi 13.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Ceza davalarında karar sanığa tebliğ edilmelidir.
  • Sadece müdafiye tebligat yapılması yeterli değildir.
  • Sanığa tebliğ edilmemesi mahkemeye erişimi engeller.
  • Kanuni kurallara aykırı tebligat hakkı ihlal eder.

Bu karar, ceza yargılamalarında verilen istinaf ve temyiz kanun yolu kararlarının tebliğ usulü açısından hukuken oldukça kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, sanığın kendisini temsil eden bir müdafisi bulunsa dahi, kanun yolu kararlarının doğrudan sanığın kendisine de tebliğ edilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu net bir biçimde ortaya koymuştur. Yalnızca avukata yapılan tebligatın, sanığın kanun yollarına başvurma hakkını tek başına güvence altına almadığı, müdafinin süreyi kaçırması gibi olağan durumlarda sanığın telafisi imkânsız zararlara uğrayabileceği güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, kanunun açık lafzına aykırı olarak yalnızca müdafiye yapılan tebligat işlemi, Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına yönelik ağır ve kanuni dayanaktan yoksun bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece büyüktür. Özellikle ceza infaz kurumlarında bulunan veya haklarında ağır cezai yaptırımlar öngörülen sanıkların, sırf avukatlarının ihmali nedeniyle hak arama hürriyetinden mahrum bırakılmalarının yargısal içtihatla önüne geçilmiştir. Uygulamada mahkemelerin, pratiklik veya usul ekonomisi gerekçesiyle sadece avukatlara tebligat çıkarma alışkanlıklarını değiştirmesi gerekecektir. Bundan böyle istinaf ve temyiz kararları, müdafi ile birlikte mutlaka sanığın kendisine de usulüne uygun şekilde tebliğ edilecek, aksi takdirde yapılan süre tutum işlemleri geçersiz sayılarak sanığın mahkemeye erişim ve savunma hakkı eksiksiz şekilde korunacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanarak altı yılı aşkın hapis cezası alan bir sanığın, istinaf mahkemesinin ret kararını zamanında öğrenememesi ve bu nedenle temyiz hakkını kullanamaması üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararına karşı avukatı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, ancak bu başvuru esastan reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ret kararı yalnızca başvurucunun avukatına tebliğ edilmiş, cezaevinde bulunan başvurucunun kendisine herhangi bir bildirim veya tebligat yapılmamıştır.

Avukatın temyiz başvuru süresini geçirmesi üzerine başvurucu, durumu şans eseri UYAP sistemi üzerinden öğrenmiş ve bizzat temyiz talebinde bulunmuştur. Ancak Yargıtay, kararın avukata daha önce tebliğ edildiğini ve yasal itiraz süresinin dolduğunu belirterek temyiz talebini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, hem avukatının hatası hem de istinaf mahkemesinin kararı kendisine doğrudan tebliğ etmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını ve mahkemeye erişim hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olan mahkemeye erişim hakkına ve tebligat hukukunun ceza yargılamasındaki özel kurallarına dayanmıştır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı yargı mercileri önüne taşıyabilmek ve davanın etkili bir biçimde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Bu hakkın kullanımında kanun yolu aşamaları büyük bir öneme sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa bağlamında, kişilerin hak arama yollarını kullanabilmesi için usuli güvencelerin tam ve eksiksiz olarak işletilmesi, devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.

Somut olayda uygulanan temel kuralların başında 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.11 gelmektedir. Anılan maddenin 3220 sayılı Kanun ile değiştirilen hâline ve bu değişikliğin açık kanun gerekçesine göre; ceza davalarında istinaf ve temyiz kanun yolu başvurularına ilişkin nihai kararların sadece sanıkların müdafilerine tebliğ edilmesiyle yetinilemez. Kanun koyucu, ceza yargılamasının sonuçlarının kişi hürriyeti ve güvenliği üzerinde doğuracağı ağır etkileri gözeterek, bu tür hayati kararların müdafiye ek olarak doğrudan sanığın kendisine de tebliğ edilmesini emredici bir kural olarak zorunlu kılmıştır.

Bu açık yasal düzenlemeye rağmen, uygulamada bazı derece mahkemelerinin usul ekonomisi veya pratiklik gibi idari gerekçelerle sadece müdafiye tebligat yaparak süreci tamamlamış saymaları, kanunun lafzına ve ruhuna açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, kanuni dayanaktan yoksun bu tür eksik işlemlerin, sanığın yargı mercilerine ulaşmasını ve hakkını aramasını imkânsız hâle getirdiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla, kanunun emredici hükümlerinin mahkemelerce eksik uygulanması, bireylerin Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim haklarına yönelik doğrudan ve meşru olmayan bir müdahale oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucuya istinaf mahkemesi kararının tebliğ edilip edilmediğini araştırmıştır. Dosya kapsamındaki incelemelerde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın yalnızca başvurucu müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, başvurucunun kendisine ise herhangi bir tebligat çıkarılmadığı açıkça tespit edilmiştir.

Başvurucu, müdafisinin temyiz süresini geçirmesi üzerine, hukuki durumu hakkındaki gelişmeleri UYAP vatandaş portalı üzerinden tesadüfen öğrenmiş ve bizzat temyiz yoluna başvurarak kararın bozulmasını talep etmiştir. Ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesi, tebligatın müdafiye yapıldığı tarihi esas alarak on beş günlük yasal sürenin geçtiği gerekçesiyle bu talebi usulden reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu noktada tebligat mevzuatının amir hükümlerini hatırlatarak ceza yargılamalarında kanun yolu kararlarının sanığa da tebliğ edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunun altını çizmiştir. Mahkemeye göre, açık kanuni düzenlemeye ve kanun gerekçesine rağmen kararın sanığa tebliğ edilmemesi, mahkemeye erişim hakkına yapılmış çok ağır bir müdahaledir ve bu müdahalenin hiçbir kanuni dayanağı bulunmamaktadır.

Olayda, yalnızca avukata yapılan tebligatla yetinilmesi, başvurucunun yasal haklarını zamanında kullanmasını engellemiş ve telafisi imkânsız mağduriyetlere yol açmıştır. Devletin, yargılama süreçlerinde kişilerin hak arama hürriyetini güvence altına alacak mekanizmaları hatasız işletme yükümlülüğü bulunmaktadır. Kanunun emredici hükmüne aykırı bu eksik idari işlem nedeniyle başvurucunun temyiz hakkından mahrum bırakılması, adil yargılanma güvenceleriyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: