Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Fikret Uçar | BN. 2019/3929

Karar Bülteni

AYM Fikret Uçar BN. 2019/3929

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/3929
Karar Tarihi 26.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Devletin mahpuslara eğitim sağlama pozitif yükümlülüğü yoktur.
  • Eğitim hakkı cezaevi imkânları ve güvenliğiyle sınırlıdır.
  • Güvenlik gerekçesiyle kütüphane erişiminin kısıtlanması hukuka uygundur.
  • Basılı materyale ulaşım imkânı eğitim hakkını korur.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlü olarak bulunan kişilerin eğitim hakkının anayasal kapsamı ve idari sınırları bağlamında hukuken büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin ceza infaz kurumlarında eğitim ve öğretim imkânı sağlama yönünde doğrudan bir pozitif anayasal yükümlülüğü bulunmadığını, ancak ilgili kanunlarla bu imkânın tanınması hâlinde bunun kurumun mevcut olanakları ve katı güvenlik tedbirleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. İncelemeye konu karar, yükseköğrenime devam eden bir mahpusun internet ve kütüphane erişimi talebinin reddedilmesinin, güvenlik zafiyeti ihtimali söz konusu olduğunda hukuka ve insan haklarına uygun, meşru bir müdahale olarak kabul edilebileceğini göstermektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, mahpusların hızla dijitalleşen eğitim sistemlerine (örneğin AÖF e-Kampüs gibi) cezaevinden çevrim içi erişim taleplerinin mutlak ve sınırsız bir hak olarak değerlendirilemeyeceği yönündedir. Yüksek Mahkeme, ceza infaz kurumunun güvenliğini, asayişini ve düzenini bozma riski taşıyan durumlarda, idarenin takdir yetkisinin geniş olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Ayrıca, cezaevi yönetimi veya üniversite tarafından basılı materyal gibi alternatif çalışma yöntemlerinin sağlanmış olması hâlinde, doğrudan internet veya kütüphane erişiminin reddedilmesinin eğitim hakkının ihlali anlamına gelmeyeceği sağlam bir içtihat hâline getirilmiştir. Bu durum, yargı organlarına yön gösterirken cezaevi idarelerinin güvenlik politikaları ile mahpusların eğitim hakları arasındaki hassas dengede idareye operasyonel açıdan önemli bir hareket alanı tanımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu olarak bulunan Fikret Uçar, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Adalet Bölümü öğrencisidir. Üniversitenin dijital eğitim sistemine geçmesi ve öğrencilere basılı kitap dağıtımını genel itibarıyla durdurması üzerine başvurucu, cezaevi idaresine müracaat etmiştir. Başvurucu, ders çalışabilmek amacıyla cezaevindeki internete ve kütüphaneye erişim izni verilmesini yahut dijital ders materyallerinin çıktılarının alınarak kendisine teslim edilmesini talep etmiştir.

Ceza infaz kurumu İdare ve Gözlem Kurulu, başvurucunun diğer terör suçlularıyla ortak alanlarda karşılaşma ihtimalinin ciddi bir güvenlik zafiyeti doğuracağı gerekçesiyle kütüphane ve internet talebini reddetmiş; ders kitaplarının ise bizzat üniversiteden resmî yazıyla talep edildiğini bildirmiştir. İdare kararına karşı yapılan itirazların infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine başvurucu, eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesini temel almıştır. Eğitim hakkı, yükseköğrenim seviyesini de kapsayan, belirli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını güvence altına alan ve kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde negatif bir ödev yükleyen temel bir anayasal haktır. Hükümlü ve tutuklular da kural olarak Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanındaki temel haklara sahiptir. Bu bağlamda mahpusların eğitim hakkı da anayasal koruma altındadır.

Ancak Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre devletin, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara mutlak surette eğitim ve öğretim imkânı sağlama yönünde anayasal bir pozitif yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde devlet, kendi imkânları dâhilinde eğitsel ve kültürel faaliyetler sunma yükümlülüğü altına girmiştir. Bu tür faaliyetler, mahpusların topluma kazandırılmasında önemli bir araç olarak kabul edilmektedir.

Mahpuslara kanunlarla tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması konusunda idarenin geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Özgürlüğü kısıtlanmış kişilerin eğitim hakkı, cezaevi dışındaki bireylerle tamamen aynı seviyede ve kapsamda değerlendirilemez. Eğitim faaliyetlerine katılım, kurumun fiziksel olanakları, altyapısı ve mevcut güvenlik riskleri çerçevesinde ele alınmak zorundadır. İdarenin, ceza infaz kurumunda düzenin ve güvenliğin sağlanması maksadıyla aldığı tedbirlerin meşru, ayrımcılıktan uzak ve öngörülebilir olması aranır. Bu bağlamda, güvenlik zafiyeti oluşturabilecek iletişim veya diğer mahpuslarla karşılaşma riskleri, hakkın sınırlandırılmasında Anayasa'ya uygun, makul ve haklı yasal gerekçeler olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin incelemesinde ilk olarak başvurucunun eğitim materyallerine ulaşım imkânını ve bu kapsamdaki kısıtlamaları detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. Başvurucunun öğrencisi olduğu Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi e-öğrenme sistemine (ANADOLUM eKampüs) geçmiş ve çevresel, ekonomik etkenler sebebiyle genel olarak basılı kitap uygulamasını tamamen kaldırmış olsa da, üniversite tarafından cezaevlerindeki dezavantajlı grupta yer alan öğrenciler için istisnai bir uygulama yapıldığı tespit edilmiştir. Üniversitenin ilgili dönemde cezaevlerindeki öğrencilere derslerin basılı materyallerini temin etmeye devam ettiği, ayrıca ceza infaz kurumu idaresinin de ders kitaplarını ilgili yükseköğretim kurumundan talep ettiği açıkça görülmüştür. Bu itibarla, başvurucunun basılı materyallere ulaşma imkânının tamamen ortadan kalkmadığı ve elektronik sistemlere erişimin öğrenimin devam etmesi için tek zorunlu yol olmadığı tespit edilmiştir. Basılı kitapların temin edilebilmesi durumu karşısında, materyallerin çıktısının alınarak verilmesi talebinin reddedilmesinin ölçüsüz olmadığına kanaat getirilmiştir.

Kütüphane ve internetten yararlanma talebinin reddi yönünden yapılan incelemede ise, ceza infaz kurumu idaresinin güvenlik kaygıları dikkate alınmıştır. Başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu bulunması ve kurumda aynı suçtan yargılanan veya hüküm giyen diğer mahpuslarla kütüphane veya internet odası gibi ortak alanlarda karşılaşma riskinin yaratabileceği güvenlik zafiyeti ihtimali, idarenin takdir yetkisi kapsamında oldukça meşru bir temel olarak görülmüştür. Yüksek Mahkeme, idarenin kararının ayrımcı, öngörülemez veya keyfî olmadığını; aksine ceza infaz kurumunda genel düzenin ve asayişin sağlanması amacına doğrudan hizmet ettiğini vurgulamıştır.

Mevcut basılı kaynak temin süreçleri ve ceza infaz kurumunun güvenliğini merkeze alan idari tedbirler bir arada değerlendirildiğinde, idarenin aldığı kısıtlama kararlarının haklı gerekçelere dayandığı görülmüştür. Başvurucunun kütüphane ve internete erişiminin kısıtlanmasının eğitim hakkından tamamen yoksun bırakılma anlamına gelmediği, alternatif öğrenme yollarının açık tutulduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, eğitim hakkından yoksun bırakılma koşullarının oluşmadığını belirterek eğitim hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: