Karar Bülteni
AYM Kenan Albayrak BN. 2020/39658
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/39658 |
| Karar Tarihi | 27.02.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Eczane sözleşmesinin gerekçesiz feshi özel hayatı ihlal eder.
- MEDULA sistemine erişim eczacılık mesleği için elzemdir.
- İdarenin takdir yetkisi keyfî kullanılamaz ve denetlenmelidir.
- Sözleşme feshinde idare bireyselleştirilmiş güçlü gerekçe sunmalıdır.
Bu karar, Sosyal Güvenlik Kurumu ile eczaneler arasında imzalanan tip sözleşmelerin idare tarafından tek taraflı ve gerekçesiz olarak feshedilmesinin anayasal haklar boyutuyla sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, eczacılık mesleğinin serbest bir meslek olmasının yanı sıra kamu sağlığı hizmetlerine aracılık etmesi sebebiyle kamusal bir yönü de bulunduğunu, ancak idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını net bir biçimde ortaya koymuştur. İdarenin sözleşmedeki genel bir fesih maddesine dayanarak, somut ve haklı bir gerekçe dahi sunmadan MEDULA sistemini kapatması ve sözleşmeyi doğrudan feshetmesi, kişinin mesleki ve sosyal itibarını derinden zedeleyen, mesleğini ifa etmesini fiilen imkânsız kılan son derece ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.
Emsal teşkil eden bu ihlal kararı, benzer şekilde devlet kurumlarıyla sözleşme ilişkisi içinde olan tüm serbest meslek mensuplarının keyfî ve gerekçesiz idari işlemlere karşı korunmasını güçlü bir şekilde desteklemektedir. Yargı mercilerinin, idarenin takdir yetkisini kullanırken hukuka uygun davranıp davranmadığını ve keyfîlik yasağına uyup uymadığını etkili bir biçimde denetlemekle yükümlü olduğu, soyut ve genel geçer ifadelere sığınılarak açılan davaların reddedilemeyeceği kesin bir dille vurgulanmıştır. İdarenin sözleşme feshi gibi ağır sonuçları olan işlemlerde mutlaka bireyselleştirilmiş, güçlü ve denetime elverişli gerekçeler sunması zorunluluğu, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin idare ve sözleşme hukukundaki somut bir yansıması olarak içtihatlarda yerini bir kez daha sağlamlaştırmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, Van'ın Erciş ilçesinde eczacılık yapan başvurucu Kenan Albayrak ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında yaşanmıştır. SGK, başvurucunun eczanesiyle imzaladığı ilaç teminine ilişkin tip sözleşmeyi, sözleşmede yer alan "tarafların bir ay önceden bildirimde bulunarak her zaman feshedebileceği" kuralına dayanarak ve hiçbir gerekçe göstermeden tek taraflı olarak feshetmiştir. Fesih bildirimi öncesinde, ilaç satışı için hayati öneme sahip olan MEDULA sistemi de kurum tarafından kapatılmıştır. Başvurucu, hakkında herhangi bir soruşturma veya disiplin cezası olmamasına rağmen gerçekleştirilen bu işlemin haksız olduğunu, savunma hakkının elinden alındığını ve mesleğini yapamaz hâle gelerek itibarının zedelendiğini belirterek feshin iptali için SGK'ya karşı dava açmıştır. Yerel mahkemenin, idarenin sözleşmedeki maddeye dayanarak şartsız fesih yapabileceğini belirterek davayı esastan reddetmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine uyuşmazlık Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ve mesleki hayatın korunması ilkelerine dayanmıştır. Yerleşik anayasal içtihatlara göre, mesleki hayata yönelik tedbirlerin kişinin mesleği çerçevesinde ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânını önemli ölçüde zayıflatması, mesleğini devam ettirebilmesi ile sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi açısından ciddi sonuçlar doğurması durumunda, bu idari işlemin özel hayata saygı hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
Eczacılık faaliyeti özünde bir serbest meslek olmakla birlikte, sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesine aracılık etmesi nedeniyle kamusal bir yönü de bulunmaktadır. Bu niteliği gereği diğer mesleklerden farklı kural ve denetimlere tabi olması olağandır. Ancak, mesleğin ifasına ilişkin kuralların, uygulamaların ve idari tedbirlerin sınırları açıkça belirlenmeli ve hukuk devleti ilkelerine uygun olmalıdır. Mesleğin ifasını imkânsız hâle getiren veya meslek sahibine ölçüsüz bir külfet yükleyen idari işlemler, anayasal hak ihlali doğurur.
Bununla birlikte, kamu idarelerinin taraf olduğu sözleşmelerdeki tek taraflı fesih yetkileri mutlak ve keyfî kullanıma açık değildir. İdarenin, işlem ve eylemlerinde şeffaf davranması, aldığı kararların hukuki ve somut dayanaklarını göstermesi zorunludur. Yargı mercileri de idarenin bu takdir yetkisini kullanırken hukuka uygun davranıp davranmadığını sıkı bir şekilde denetlemelidir. Soyut ve genel geçer ifadelerle idari işlemlerin hukuka uygun bulunması, bireylerin mahkemeler önündeki etkin korunma hakkını zedeler. Bu nedenle, idarenin sözleşme feshinde bireyselleştirilmiş, güçlü ve denetime elverişli gerekçeler sunması, yargının da bu gerekçeleri titizlikle irdelemesi zorunlu bir hukuk kuralıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olayda SGK tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin ve bunu hukuka uygun bulan mahkeme sürecinin özel hayata saygı hakkı yönünden ciddi eksiklikler barındırdığını tespit etmiştir. Başvurucuya gönderilen fesih bildiriminde, sözleşmenin hangi somut nedene veya kusura dayanılarak sona erdirildiğine dair hiçbir gerekçe sunulmamış, sadece sözleşmedeki genel bir fesih maddesi yegâne dayanak olarak gösterilmiştir. Sözleşmenin ilgili maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, savunma alınmasına ve feshi gerektiren disiplin veya ceza gerektiren durumlara ilişkin ayrıntılı hükümler bulunmasına rağmen, idare bu usulleri işletmeden doğrudan fesih yoluna gitmiştir.
Eczanelerin SGK kapsamındaki hastalara hizmet verebilmesi ve ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için MEDULA sistemine erişimi hayati bir zorunluluktur. İdarenin MEDULA sistemini kapatarak sözleşmeyi feshetmesi, başvurucunun mesleğini ifa etmesini fiilen imkânsız hâle getirmiş ve hem sosyal hem de mesleki itibarına ağır bir darbe vurmuştur. Derece mahkemeleri, idarenin bu ağır sonuçlar doğuran işlemini incelerken, idarenin takdir yetkisinin keyfî kullanılıp kullanılmadığına dair herhangi bir yargısal denetim yapmamıştır. Mahkemeler, fesih işleminin usulünü ve arkasındaki somut nedenleri araştırmadan, yalnızca sözleşmedeki fesih yetkisine atıf yaparak soyut bir incelemeyle davayı reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, hem idarenin fesih işleminde hem de yargı mercilerinin ret kararlarında, müdahalenin nedenlerine ve başvurucunun mesleği üzerindeki yıkıcı etkilerine dair bireyselleştirilmiş, güçlü ve yeterli bir gerekçe sunulmadığını saptamıştır. İdarenin takdir yetkisini denetlemeye elverişli derinlikte bir yargısal inceleme yapılmaması, başvurucunun anayasal haklarını tamamen güvencesiz bırakmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idarenin gerekçesiz işlemi ve yargı mercilerinin yetersiz denetimi nedeniyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.