Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Star İnşaat Ltd. Şti. | BN. 2021/18493

Karar Bülteni

AYM Star İnşaat Ltd. Şti. BN. 2021/18493

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/18493
Karar Tarihi 07.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Elektronik tebligat beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
  • Açık kanun hükmünün öngörülemez yorumu hak ihlalidir.
  • Süre aşımı reddi mahkemeye erişim hakkını zedelememelidir.

Bu karar, elektronik tebligatın başlama süresinin hesaplanması konusunda derece mahkemelerinin kanunun açık lafzına aykırı yorum yapmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edeceğini net bir biçimde ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, İnsan Hakları Tazminat Komisyonu kararlarına itiraz sürecinde elektronik tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağına dair yasal düzenlemelerin derece mahkemelerince hatalı uygulanmasının hak arama hürriyetini doğrudan zedelediğini tespit etmiştir. İlgili kanun ve yönetmelik hükümlerinde açıkça belirtilen "beşinci günün sonunda yapılmış sayılır" kuralının mahkemelerce göz ardı edilerek tebligatın e-posta hesabına ulaştığı günün tebliğ tarihi kabul edilmesi, kanunilik ilkesiyle bağdaşmayan öngörülemez bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, özellikle e-tebligat süreçlerinin yürütüldüğü idari ve adli yargılamalarda sürelerin hesaplanması bakımından emsal teşkil etmektedir. Derece mahkemelerinin usul kurallarını dar ve kanunun açık lafzına aykırı şekilde yorumlayarak davaları süre aşımından reddetmelerinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Uygulamada avukatların ve vatandaşların e-tebligat sürelerine ilişkin güvenlerinin korunması ve mahkemeye erişim hakkının güvence altına alınması adına, yargı mercilerinin kanuni düzenlemelere sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiği bu kararla bir kez daha vurgulanarak içtihat birliği sağlanması yönünde önemli bir adım atılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Star İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ihalelere katılmaktan yasaklanmasına dair işlemin iptali talebiyle açtığı davanın uzun sürmesi üzerine İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Komisyon, başvurucu şirkete bir miktar tazminat ödenmesine karar vermiş ve bu kararı şirketin avukatına Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden 25 Kasım 2020 tarihinde iletmiştir. Şirket avukatı, tazminat miktarını yetersiz bularak karara karşı 11 Aralık 2020 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiştir. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, tebligatın e-posta hesabına düştüğü tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edip on beş günlük itiraz süresinin aşıldığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir. Bunun üzerine şirket, yasal beş günlük okundu sayılma süresinin dikkate alınmadığını ve itirazının haksız yere reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde mahkemeye erişim hakkını ele almıştır. Mahkemeye erişim hakkına yapılacak müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca kanunla öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkelerine uygun olması zorunludur.

Uyuşmazlığın temelinde tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı kuralı yatmaktadır. Bu noktada 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a hükmü dikkate alınmalıdır. Anılan kanun maddesine göre, elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Aynı şekilde Elektronik Tebligat Yönetmeliği m. 9 hükmü de elektronik tebligat mesajının muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağını açıkça düzenlemektedir.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, derece mahkemelerinin kanun hükümlerini yorumlama yetkisi bulunmakla birlikte, bu yorumların kanunun açık lafzıyla çelişmesi veya bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmaması hâlinde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kabul edilir. Hak arama yollarında belirlenen sürelerin işletilmesinde mevzuatın öngördüğü koruyucu sürelerin mahkemelerce göz ardı edilmesi, açık kanun hükmünün öngörülemez bir biçimde yorumlanması anlamına gelmektedir. Bu kurallar bütünü, idarenin ve mahkemelerin bireylerin mahkemeye erişim hakkını kısıtlarken şeklî kanuniliğe sıkı sıkıya uymaları gerektiğini ortaya koymaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda derece mahkemesinin itiraz süresini hesaplarken tebligat hukukunun temel kurallarını nasıl uyguladığını incelemiştir. İnsan Hakları Tazminat Komisyonu kararı, başvurucunun avukatının Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi hesabına 25 Kasım 2020 tarihinde iletilmiştir. Yasal düzenlemelere göre bu tebligatın, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda, yani 30 Kasım 2020 tarihinde yapılmış sayılması gerekmektedir. Nitekim dosyada yer alan kapalı e-tebliğ mazbatasında da tebligatın mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldığı tarih 30 Kasım 2020 olarak gösterilmektedir.

Başvurucu, tebliğ tarihi olan 30 Kasım 2020 tarihini izleyen on beş günlük yasal itiraz süresi içinde, 11 Aralık 2020 tarihinde itiraz dilekçesini sunmuştur. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, tebligatın e-posta adresine ulaştığı ilk gün olan 25 Kasım 2020 tarihini tebliğ tarihi olarak esas almış ve on beş günlük sürenin geçtiği gerekçesiyle itirazı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesinin bu yorumunun ilgili kanun ve yönetmelikle hiçbir şekilde bağdaşmadığını, kanunun açık ve net olan lafzının uygulayıcılar tarafından öngörülemez ve hukuka aykırı biçimde daraltıldığını tespit etmiştir.

Açık kanun hükmünün bu denli öngörülemez bir biçimde yorumlanarak davanın süre aşımından reddedilmesi, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığını göstermektedir. Şeklî ve maddi anlamda geçerli bir kanun hükmünün açıkça göz ardı edilmesi, hukuki güvenlik ilkesini derinden zedelemiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması yasal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: