Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2018/3775 E. 2021/3157 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2018/3775 |
| Karar No | 2021/3157 |
| Karar Tarihi | 26.05.2021 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Kısmen İptal / Kısmen Ret |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Görevden uzaklaştırılan memur izinle il dışına çıkabilir.
- İl dışı çıkış yasağı mutlak ve süresiz olamaz.
- İdare izin taleplerini somut gerekçelerle reddetmelidir.
- Temel haklar genelge düzeyindeki işlemlerle tamamen kaldırılamaz.
Bu karar, hakkında yürütülen adli veya idari soruşturmalar kapsamında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan kamu görevlilerinin, seyahat hürriyeti ve yerleşme özgürlüğü gibi anayasal haklarının sınırları bakımından son derece büyük bir öneme sahiptir. Karar, idarenin kamu personeli üzerindeki denetim ve gözetim yetkisinin, personelin temel haklarını bütünüyle ortadan kaldıracak boyuta ulaşamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Görevden uzaklaştırma bir ceza değil, yalnızca soruşturmanın selameti için alınan ihtiyati bir tedbirdir. Dolayısıyla, bu statüdeki personelin belli bir il sınırları içerisine hapsedilmesi hukuken kabul edilemez.
Benzer idari davalar ve uygulamadaki emsal etkisi açısından bu içtihat, idarenin "işlemlerin hızlı tebliği" veya "soruşturmanın kolay yürütülmesi" gibi bürokratik gerekçelerle personelin hareket özgürlüğünü mutlak surette yasaklayan genelgeler çıkaramayacağını göstermektedir. İdare, personelin izin taleplerini değerlendirirken sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı ile bireyin temel hakları arasında adil bir denge kurarak ve her somut olayın kendine özgü koşullarını dikkate alarak kullanmak zorundadır. Bu çerçevede, otomatik red işlemi yerine gerekçeli ve makul değerlendirmeler yapılması gerektiği, aksi durumun idari işlemin iptali sonucunu doğuracağı idarelere kesin bir dille hatırlatılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Van ilinin Başkale ilçesinde polis memuru olarak görev yapan davacı, hakkında yürütülen bir adli soruşturma sebebiyle ihtiyati bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmış, silahı ve mesleki kimliği idare tarafından teslim alınmıştır. Davacı, görevden uzaklaştırıldığı ve kendisine fiilen herhangi bir görev verilemeyeceği bu belirsiz süreyi, terör olaylarının yoğun yaşandığı bölgede silahsız bir şekilde can güvenliğinden endişe ederek geçirmek yerine İstanbul'da yaşayan ailesinin yanında geçirmek istemiştir.
Bu amaçla il dışına çıkış izni için emniyet müdürlüğüne başvurmuş, her türlü tebligat için iletişim ve adres bilgilerini bırakmıştır. Ancak idare, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün görevden uzaklaştırılan personelin il dışına çıkışını engelleyen 2014 tarihli genelgesini ve disiplin tüzüğünü gerekçe göstererek davacının bu talebini reddetmiş, izinsiz ayrılması halinde disiplin cezası uygulanacağını tebliğ etmiştir. Uyuşmazlık; davacının görev yeri dışına çıkışına izin verilmemesine dair bireysel ret işleminin ve bu işleme dayanak olan genelgeler ile disiplin tüzüğü kuralının hukuka, anayasaya ve seyahat özgürlüğüne aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkemece ilk olarak görevden uzaklaştırma tedbirinin yasal dayanakları ve sınırları incelenmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 137 uyarınca görevden uzaklaştırma; kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Aynı Kanunun 145. maddesi, görevden uzaklaştırma süresinin belirli periyotlarla amirler tarafından gözden geçirilmesi gerektiğini düzenler. Bu tedbir süresince memurun kurumuyla ilişiği kesilmez, ancak fiili olarak görev yapması askıya alınır.
Özel yasal düzenlemeler kapsamında ise 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan disiplin kuralları dikkate alınmıştır. Mevzuatta yer alan "izinsiz olarak görevli bulunduğu il sınırları dışına çıkmak" eyleminin disiplin suçu teşkil ettiği yönündeki kural, memurların il dışına çıkmalarının tümüyle yasaklandığı anlamına gelmemekte; yalnızca amirden izin alma şartına bağlandığını göstermektedir.
Bununla birlikte, Anayasa normları ve hukukun genel ilkelerinden olan "ölçülülük ilkesi" bu davada kritik bir öneme sahiptir. İdarenin, yasaların açıkça yasaklamadığı veya katı sınırlar çizmediği durumlarda, iç düzenleyici işlemlerle (genelge, yönerge vb.) temel hakları tamamen ortadan kaldıran mutlak kısıtlamalar getirmesi idare hukukunun temel prensiplerine aykırıdır. Disiplin ve soruşturma süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi amacıyla dahi olsa, öngörülebilirliği olmayan ve aylarca sürebilecek bir uzaklaştırma işleminde, personeli tek bir şehirde ikamet etmeye mecbur bırakan katı idari düzenlemeler sebep ve konu unsurları bakımından sakat hale gelmektedir. İdarenin takdir yetkisi, kamu gücünün keyfi kullanımı olarak değil, hakkaniyete ve hukuka uygun bir gerekçelendirme aracı olarak işletilmelidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 12. Dairesi, ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı bu uyuşmazlıkta, iptali istenen idari işlemleri ayrı ayrı değerlendirmiştir. Öncelikle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün "izinsiz olarak il dışına çıkmak" fiilini disiplin suçu sayan ilgili maddesinin iptali istemi incelenmiştir. Tüzüğün yasal dayanağı olan kanun maddesinin daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve disiplin kurallarının 682 sayılı KHK (daha sonra 7068 sayılı Kanun) ile yeniden düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu sebeple, yürürlükte olmayan tüzük hükmü hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Diğer taraftan, 2011 tarihli İçişleri Bakanlığı ve EGM genelgelerinin doğrudan il dışına çıkışı yasaklayıcı bir nitelik taşımadığı, aksine izin alma prosedürünü düzenlediği anlaşıldığından, bu genelgeler yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Davanın esasına girilen asıl konu ise, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 25/08/2014 tarihli ve 91244 sayılı genelgesi ile davacının il dışı izin talebini reddeden bireysel işlemdir. Mahkeme, ilgili genelgenin, haklarındaki idari işlemlerin ve tebligatların hızlı yapılabilmesi gerekçesiyle, görevden uzaklaştırılan personelin il dışına çıkmasını mutlak surette yasakladığını tespit etmiştir. Ancak, görevden uzaklaştırma süresinin ne zaman sona ereceğinin belirli olmadığı bir durumda, personelin aylarca hatta yıllarca bulunduğu ilden çıkamaması kabul edilemez bulunmuştur. Görevine fiilen devam eden bir memurun dahi izin almak şartıyla il dışına çıkabilmesi mümkün iken, görevden uzaklaştırılan bir personelin bu haktan tamamen mahrum bırakılması hukuki dayanaktan yoksundur ve ölçüsüzdür.
Davacı özelinde yapılan incelemede ise, davacının İstanbul'da bulunan ailesinin yanına gitmek için geçerli iletişim ve adres bilgilerini bırakarak izin talep ettiği görülmüştür. İdarenin bu talebi, davacının bireysel koşullarını (silahının alınması, can güvenliği kaygıları vb.) hiçbir şekilde değerlendirmeden, somut ve haklı bir neden göstermeksizin doğrudan anılan katı genelgeye dayanarak reddetmesi yetki saptırması ve hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, görevden uzaklaştırılan personelin il dışına çıkışını tamamen yasaklayan genelgenin ve bireysel ret işleminin iptali yönünde karar vermiştir.